YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/1936
KARAR NO : 2012/3005
KARAR TARİHİ : 03.05.2012
Mahkemesi:Ticaret Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiş, davacı vekili tarafından duruşma istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı vekili Avukat … ile davalı vekili Avukat … geldi. Temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraflar avukatları dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmıştı. Bu kere dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:
– K A R A R –
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan bakiye … bedeli alacağının tahsili istemiyle başlatılan ilâmsız icra takibine davalı borçlu tarafından yapılan kısmî itirazın iptâli, takibin devamı ve %40 icra inkâr tazminatı istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Mahkemece asıl alacağın %40’ı oranında 7.166,00 TL icra inkâr tazminatının davalı borçludan tahsiline karar verilmiştir. İİK’nın 67/II. maddesine göre takibe itiraz eden borçlunun icra inkâr tazminatı ile sorumlu tutulabilmesi için itirazında haksız olması gerekir. Alacak miktarı yargılama sonucu bilirkişi raporuyla belirlenmişse alacağın likid olduğundan ve borçlunun takibe itirazında haksız olduğundan söz edilemez. Somut olayda hüküm altına alınan alacak bilirkişi incelemesi sonucunda davalı tarafından karşılanan malzemelerin bedeli … kazası sonucu yaralanan davacı işçisinin yurt dışından Türkiye’ye getirilme masrafları ve davacı nam ve hesabına işçisine yapılan ödemeler tenzil edilmek suretiyle hesaplandığından alacağın likid olmadığı açıktır. Bu durumda davalı borçlunun takibe itirazında haksızlığından söz edilemeyeceğinden icra inkâr tazminatı isteminin reddi gerekirken aksinin kabulü ile icra inkâr tazminatına karar verilmesi doğru olmamıştır. Kararın bu nedenle bozulması gerekirse de, yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç göstermediğinden, 6100 Sayılı HMK’nın geçici 3. maddesinin yollamasıyla 1086 Sayılı HUMK’nın 438/VII. maddesi uyarınca kararın düzeltilerek onanmasına karar verilmesi uygun bulunmuştur.
SONUÇ:Yukarıda 1. bentte yazılı nedenlerle davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2. bent uyarınca kararın hüküm fıkrasının üçüncü bendindeki “kabul edilen asıl alacak 17.915,25 TL üzerinden %40 oranında hesap edilen 7.166,00 TL icra inkâr tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine” cümlesinin karardan çıkartılarak, yerine “şartları oluşmadığından davacının icra inkâr tazminatı isteminin reddine” cümlesinin yazılmasına, kararın değiştirilmiş bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 900,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davacı alacaklıdan alınarak … duruşmasında vekille temsil olunan davalı borçluya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 2,75 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, 03.05.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.