YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/2726
KARAR NO : 2012/4265
KARAR TARİHİ : 07.06.2012
Mahkemesi :Asliye Hukuk Hakimliği
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiş, davalı vekili tarafından duruşma istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı vekili Avukat … ile davalı vekili Avukat … geldi. Temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraflar avukatları dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmıştı. Bu kere dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:
– K A R A R –
Dava, bakiye iş bedelinin tahsili istemiyle açılmış; mahkemece, davanın kısmen kabulü ile 20.000,00 TL’nin davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş ve verilen karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre taraf vekillerinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
Yanlar arasında 04.03.2006 tarihli adî yazılı şekilde sözleşme yapılmıştır. Davacılar yüklenici; davalı ise iş sahibidir. Yükleniciler yanlar arasındaki sözleşmede kararlaştırılan koşullarla mimari proje paketi işinin yapımını yüklenmişlerdir. Bu sözleşme, Borçlar Kanunu’nun 355’nci maddesinde tanımı yapılan “eser” sözleşmesidir.
Bilirkişi incelemesi sonucu sunulan 23.06.2010 tarihli raporda; davacıların hakettiği iş bedelinin 50.000,00 TL olduğu ve davalının avan proje bedeli olarak 20.000,00 TL ödeme yaptığı, davacıların ödenebilir alacaklarının 30.000,00 TL olduğu açıklanmıştır. BK’nın 364. maddesi hükmü gereğince yanlarca başka bir ödeme şekli kararlaştırılmamış ise; işin bedeli, yüklenici tarafından işin sahibine teslimi zamamında istenebilir olur. Somut olayda, 04.03.2006 tarihli sözleşmenin “ödeme şekli” başlığı altında düzenlenen hükümde “ödeme şekli” düzenlenmiştir. Toplanan deliller ve sözü edilen bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde; davacı tarafın hakettiği iş bedelinin 50.000,00 TL olduğu sonucuna varılmaktadır. Davacı taraf iş bedeline mahsuben 10.000,00 TL ödeme yapıldığını kabul etmiş ise de; davacılarca Denizli 3. Noterliği aracılığı ile davalıya gönderilen 26.09.2006 tarihli cevabi ihtarnamede de davalının 20.000,00 TL ödeme yaptığı açıklanmıştır. Esasen
iş bedelinin tamamen ya da kısmen ödendiğini ya da istenebilir olmadığını yasal ve yazılı delillerle iş sahibi ve somut olayda davalı şirket kanıtlamakla ödevlidir. Mahkemece, bu yasal kural gözetilmemiş olduğu gibi; davacı tarafın az yukarıda belirtilen açıklamaları arasındaki çelişkinin üzerinde durularak giderilmemiştir. O halde, davalı tarafından davacı tarafa yapılan ödemelerin kanıtlanabilmesi amacıyla davalıya yasal delillerini ve davacılara da karşı delillerini sunabilmeleri için mahkemece uygun süre verilmeli ve sunulacak delillerin değerlendirilmesi sonucu yasal delillerle kanıtlanan ödemelerin, davacının hakettiği ve istenebilir olan 50.000,00 TL iş bedelinden mahsubunun yapılmasıyla, varılacak sonuca göre uyuşmazlık çözümlenmelidir. Bu hukuksal sebeplerle, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
3-Davalı vekilinin diğer temyiz itirazı incelendiğinde de; davası kabul edilen alacağa mahkemece, temerrüt faizi uygulanmasında temerrüdün oluştuğu tarihin doğru olarak tespit olunmadığı sonucuna varılmaktadır. BK’nın 101/I. maddesi gereğince, davası kabul edilen alacağa temerrüt faizi uygulabilmesi için alacağın istenebilir olması yeterli olmayıp; davalının, davacı tarafından borçlu temerrüdüne düşürülmesi zorunludur. Mahkemece davacı yanca Denizli 3. Noterliği aracılığı ile gönderilen 33703 yevmiye numaralı ihtarnamenin davalıya tebliği tarihinden itibaren davalının, “borçlu temerrüdüne” düşmüş olduğu kabul edilerek, tebliğ tarihinden itibaren davası kabul edilen alacağa temerrüt faizi uygulanması kabul edilmiş ise de; bu ihtarnamenin kapsamı incelendiğinde; alacağın ödenmesi istemini içermediğinden “temerrüt ihtarı” niteliğinde olmadığı anlaşılmaktadır. Davalı, dava tarihi itibariyle borçlu temerrüdüne düşürülmüştür. Bu sebeple de, kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda 1. bentte belirtilen nedenlerle taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2. bentte açıklanan sebeplerle kararın davacılar yararına 3. bentte açıklanan nedenle de kararın davalı yararına BOZULMASINA, 900,00’er TL duruşma vekillik ücretinin taraflardan karşılıklı olarak alınarak Yargıtay’daki duruşmada vekille temsil olunan diğer tarafa verilmesine, ödedikleri temyiz peşin harçlarının istek halinde temyiz eden taraflara geri verilmesine, 07.06.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.