Yargıtay Kararı 15. Hukuk Dairesi 2011/2848 E. 2011/5397 K. 26.09.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/2848
KARAR NO : 2011/5397
KARAR TARİHİ : 26.09.2011

Mahkemesi :Asliye Hukuk Hakimliği

Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davalı … vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacılar vekili ile davalı asil … yetkilisi gelmedi. Davalı Bakanlık vekili Avukat … geldi. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan davalı Bakanlık avukatı dinlendikten sonra eksiklik nedeniyle mahalline iade edilen dosya ikmal edilerek gelmiş olmakla dosyadaki kağıtlar okundu işin gereği konuşulup düşünüldü:
– K A R A R –

Dava, 04.04.2005 tarihli sözleşme uyarınca yapımı yükümlenilen okul inşaatında kullanılan hazır betonun nakliye bedelinden kaynaklanan alacağın tashili istemiyle açılmış, davalı sözleşmeden fiyatı bulunan imalât için ayrıca fark ödenmeyeceğini, kaldı ki, davacının ara hakedişlere usulüne uygun itirazında bulunmadığını belirtilerek davanın reddini savunmuştur. Mahkemenin davanın kısmen kabulüne dair kararı, davalı Bakanlık tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 9. maddesinde sözleşmenin ekleri açıklanmış, ihale dökümanının sözleşmenin eki ve ayrılmaz parçası olup idare ve yükleniciyi bağlayacağı, sözleşme ile ihale dökümanı arasında çelişki ya da farklılık olması durumunda ihale dökümanındaki hükümlerin esas alınacağı kararlaştırılmıştır. İhale dökümanı içinde yer alan yapı yaklaşık maliyetine ilişkin birim fiyatlar arasında, BS 20 (Hazır Beton) imalâtının da bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu hali ile sözleşmede yer alan birim fiyata rağmen fazladan nakliye bedeli ödemek zorunda kalındığı iddiasıyla fiyat farkı istemi BK.’nın 365. maddesine aykırı olup, kabul edilemez. Kaldı ki sözleşmenin aynı maddesine göre Yapı İşleri Genel Şartnamesi de sözleşme eklerindendir. Şartnamenin 40. maddesine uygun biçimde davacının iş bu davaya konu ettiği ara hakedişlere usulüne uygun itiraz etmediği, hakedişlerin davacılar
açısından mevcut hali ile kesinleştiği anlaşılmaktadır. HUMK.’nın 287. maddesi hükümünce delil sözleşmesi niteliğinde kabul edilen şartname mahkemece resen gözetilmelidir. Öte yandan, kabule göre de sözleşmenin Bakanlık adına Valilikçe imzalandığı, davada Valilik ile Bakanlığın davalı olarak gösterilmesinin temsilde yanılmaya dayalı olup, bu husus gözetilmeden hükmün davalı idareden tahsiline denilmek suretiyle infazda tereddüt yaratacak şekilde kurulması da HUMK’nın 388 ve 389. maddelerine aykırı olmuştur. O halde tüm bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesi gerekirken hukuki yorumda bilirkişi görüşüyle bağlı kalınarak kısmen kabul edilmesi usul ve yasaya aykırı olmuş, bozulması uygun bulunmuştur.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı Bakanlığın temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, 825,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davacıdan alınarak Yargıtay duruşmasında vekille temsil olunan davalıya verilmesine, 26.09.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.