Yargıtay Kararı 15. Hukuk Dairesi 2011/5188 E. 2012/2698 K. 19.04.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/5188
KARAR NO : 2012/2698
KARAR TARİHİ : 19.04.2012

Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:

– K A R A R –

Dava, İcra İflas Kanunu’nun 67. maddesi hükmüne dayalı olarak açılmış olup; icra takibine takip borçlusu davalının vâki itirazının iptâli istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile 58.433,20 TL tutarındaki takip konusu asıl alacağın davalının vâki itirazının iptâline ve davacı yararına davası kabul edilen alacağın %40’ı oranında icra inkâr tazminatına hükmolunmasına karar verilmiş ve verilen karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
Mahkemece, davası kabul edilen takip konusu asıl alacağın %40’ı oranındaki tutarı olan 23.373,28 TL inkâr tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine de karar verilmiştir. İİK’nın 67. maddesi hükmü gereğince, itirazın iptâli davasında, davası kabul edilen alacağa yönelik takip borçlusunun vâki itirazının iptâline karar verilmesi durumunda, takip alacaklısı davacı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için İİK’nın 67. maddesi hükmünde öngörülen tüm koşulların birlikte gerçekleşmesi ve bu kapsamda alacağın, davalı tarafından belirlenebilir yani likit olması zorunludur. Oysa, takip konusu asıl alacağın miktarı bilirkişi incelemesi yaptırılarak mahkemece belirlenebilmiş olduğuna göre likit değildir. O halde, açıklanan bu sebeple, mahkemece, davacı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilmesi doğru olmamıştır. Kararın bu nedenle bozulması gerekir ise de; mahkemece düşülen bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, 6100 Sayılı HMK’nın geçici 3. maddesinin yollamasıyla 1086 Sayılı HUMK’nın 438/VII. maddesi uyarınca kararın düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
SONUÇ:Yukarıda 1. bentte belirtilen nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2. bentte açıklanan sebeplerle, kararın hüküm fıkrasının ikinci bendinde yer alan “alacağın %40’ı olan 23.373,28 TL inkâr tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine” cümlesinin hüküm fıkrasından çıkarılmasına ve kararın değiştirilmiş bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, fazla alınan temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, 19.04.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.