Yargıtay Kararı 15. Hukuk Dairesi 2011/5616 E. 2012/5895 K. 01.10.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/5616
KARAR NO : 2012/5895
KARAR TARİHİ : 01.10.2012

Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiş, davalılar vekili tarafından duruşma istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı vekili Avukat …ile davalılar vekili Avukat … geldi. Temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraflar avukatları dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmıştı. Bu kere dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:

– K A R A R –

Dava, taraflar arasında imzalan 02.01.2004 ve 15.08.2004 tarihli sözleşmelerden kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle açılmış, davalı borçlu bulunmadıklarını savunmuş, mahkemenin davanın ıslah olunan miktara göre kabulüne dair kararı taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesinde, 02.01.2004 tarihli sözleşme ile 15.08.2004 tarihli sözleşme uyarınca kesin hesap alacağı bulunmuş ise de 02.01.2004 tarihli sözleşme ile ilgili davacı tarafından düzenlenen 30.11.2004 tarihli ibranamede, ekli protokolde belirtilen işler haricinde sözleşmeden kaynaklanan bütün hak ve alacaklarını aldığını, davalı ortaklığı bu nedenle ibra ettiğini beyan etmiştir. Davacı tarafça ibranamedeki imza inkâr edilmediğine göre anılan ibraname gereğince davacı alacağının hesaplanması gerekirken ibraname gözetilmeksizin yeniden sözleşmede esas alınarak kesin hesap çıkartılmak ve hüküm altına alınması doğru olmamıştır. O halde yapılması gereken iş, ibraname eki protokollerde gösterilen işler ve eki birim fiyatlar üzerinden hakediş tutarını hesaplatmak, bunlara ilişkin varsa davalının kanıtlayabildiği ödemeler mahsup edilerek kalan davacı alacağını hüküm altına almaktan ibarettir.
Davacının 15.08.2004 tarihli sözleşmeden kaynaklanan alacak istemine gelince; dosyaya sunulan sözleşme örneklerinden bir kısmının 20. ve 50. maddelerinde, %30 oranı değiştirilerek %70 olarak düzeltilmiş, bir kısmında ise herhangi bir değişikliğe gidilmemiştir. Bu durumda öncelikle değişiklik konusunda taraflar isticvap olunmalı, esas alınması gereken gerçek oran saptanmalıdır. Öte yandan hükme dayanak bilirkişiler raporunda sözleşme eki keşif özetindeki birim fiyatlar hukuki dayanağı gösterilmeksizin tek taraflı artırılarak değiştirilmek suretiyle kesin hesap çıkarılmıştır. Oysa sözleşme kapsamında kararlaştırılan birim fiyatlar esas alınarak kesin hesap çıkarılmalı, varsa fazla imalât konusunda yukarıda değinilen sözleşmenin keşif artışına ilişkin maddelerindeki oranlar açıklığa kavuşturulduktan sonra sözleşme kapsamında kalan imalâta sözleşme fiyatı, fazlasına BK’nın 413. maddesi hükmünce yapıldığı tarihteki piyasa fiyatlarına göre hesaplattırılarak davacının kesin hesap alacağı bulunmalı, bundan ödemelerin mahsubu ile sonucuna uygun hüküm kurulmalıdır. Yapılacak iş; konusunda uzman yeniden seçilecek teknik bilirkişiler aracılığı ile yukarıda değinilen hususlar gözetilerek davacı alacağını saptamak varsa itirazları değerlendirmek ve sonucuna uygun hüküm kurmaktan ibarettir. Bu hususlar üzerinde durulmadan ve hukuki değerlendirmede bilirkişi görüşü ile bağlı kalınarak verilen karar usul ve yasaya aykırı olmuş, bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle tarafların temyiz itirazlarının kabulü ile kararın taraflar yararına BOZULMASINA, 900,00’er TL duruşma vekillik ücretinin taraflardan karşılıklı olarak alınarak Yargıtay’daki duruşmada vekille temsil olunan diğer tarafa verilmesine, fazla alınan temyiz peşin harçlarının istek halinde temyiz eden taraflara geri verilmesine, 01.10.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.