YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/5724
KARAR NO : 2011/5997
KARAR TARİHİ : 18.10.2011
Mahkemesi :Asliye Hukuk Hakimliği
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
– K A R A R –
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanmış olup, ayıplı ifa nedeniyle uğranılan maddi zararın giderilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece kesin süreye rağmen keşif için hazır olunmadığından davanın usulden reddine dair verilen karar, davacı tarafça temyiz edilmiştir.
Davacı vekili eldeki davada, davalı yüklenicinin aynı Mahkemenin 2007/528 Esas sayılı dosyasında kendisi aleyhine iş bedeli alacağının tahsili için alacak davası açtığını her iki davanın birleştirilerek su kuyusunun ayıplı yapılması ve çalışmaması sebebiyle uğradığı zararın giderilmesini talep ve dava etmiştir. Dosyada bulunan dava dilekçesi suretinden davalı yüklenicinin 2007/528 Esas sayılı dava dosyasında eldeki davanın davacısı iş sahibinden aynı su kuyusu nedeniyle ödenmeyen iş bedelinin tahsilini istediği anlaşılmaktadır. Temyize konu dava ile aynı Mahkemenin 2007/528 Esas sayılı dosyasındaki davanın tarafları aynı olduğu gibi sözleşme konusu iş de aynı olduğundan, yüklenicinin iş bedeline hak kazanıp kazanmadığı ya da iş sahibinin ayıp nedeniyle tazminat isteyip isteyemeyeceği eserin fen ve tekniği ile sözleşme ve eklerine uygun yapılıp yapılmadığı ve ayıplı imalât olup olmadığının belirlenmesine bağlıdır. Bu nedenle davalar arasında bir davada verilecek kararın diğer dava sonucunu doğrudan etkileyecek olması sebebiyle HUMK’nın 45 ve devamı maddeleri gereğince fiili ve hukuki irtibat bulunduğundan birleştirilerek görülmesinde zorunluluk vardır.
Bu durumda mahkemece her iki davanın ilk önce birleştirilmesine rağmen yanlış gerekçeyle tefriki doğru olmadığından birleştirilerek işin esasının incelenip sonuçlandırılması gerekirken yanlış değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Öte yandan tarafların başvurusuna gerek olmaksızın da keşfe gidilebileceğinden keşif giderlerinin noksansız yatırılması gerektiği mahkemece keşif yapılması yününde 01.03.2011 tarihinde verilen ara kararının 1. maddesi ve kesin sürenin verildiği 24.05.2011 günlü ara kararın 1. maddesinde Kahramanmaraş ilinden gelecek bilirkişiler için tebligat masrafları ve araç ücreti belirlenmediği gibi kesin mehilin sonuçları da açıklanmadığından eksik ara kararına dayalı olarak kesin süre verilip bu ara kararlarının yerine getirilmemesi sebebiyle davanın usulden reddi de kabul şekli itibariyle de HUMK’nın 414. maddesi ile usul ve yasaya aykırı bulunmuştur (Yargıtay 1. Hukuk Dairesi’nin 02.10.1995 gün 1994/11094 Esas, 1995/12591 Karar sayılı ilâmı).
Belirtilen sebeplerle kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ;Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulüyle kararın BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacının diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, fazla alınan temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, 18.10.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.