Yargıtay Kararı 15. Hukuk Dairesi 2011/5782 E. 2012/6010 K. 04.10.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/5782
KARAR NO : 2012/6010
KARAR TARİHİ : 04.10.2012

Mahkeme :. Asliye Ticaret Mahkemesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı vekili … ile davalı vekili … geldi. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraflar avukatları dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmıştı. Bu kere dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:

– K A R A R –

Dava, eser sözleşmesi ilişkisinden kaynaklanan bakiye iş bedeli alacağının tahsili istemiyle başlatılan ilâmsız icra takibine davalı borçlu tarafından yapılan kısmi itirazın iptâli, takibin devamı ve icra inkâr tazminatı istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne dair verilen karar davalı borçlu şirket vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı şirketin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2-Mahkemece hüküm altına alınan asıl alacağın %40’ı oranında icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir. İcra İflas Kanunu’nun 67. maddesi uyarınca takibe itiraz eden borçlunun icra inkâr tazminatıyla sorumlu tutulabilmesi için itirazında haksız olması gerekir. Takip konusu alacak likid değilse borçlunun takibe itirazında haksızlığından sözedilemez. Somut olayda takip dayanağı faturanın iş miktarı ve birim fiyatı yönünden gerçeği yansıtmadığı ileri sürülmüş, davacının hakettiği alacak miktarı yerinde keşif yapılmak suretiyle alınan bilirkişi kurulu raporuyla belirlenmiştir. Bu durumda alacağın likid olduğundan, dolayısıyla borçlunun takibe itirazında haksızlığından sözedilemez. Mahkemece değinilen hususlar gözetilerek şartları oluşmayan icra inkâr tazminatı isteminin reddi gerekirken delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek kabulü doğru olmamıştır. Açıklanan nedenlerle kararın bozulması gerekirse de yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılamaya ihtiyaç göstermediğinden 6100 sayılı HMK’nın geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nın 438/VII. maddesi uyarınca kararın düzeltilerek onanması uygun bulunmuştur.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte yazılı nedenlerle davalı borçlu şirketin sair temyiz itirazlarının reddine, 2. bentte yazılı nedenlerle yerel mahkeme kararının hüküm bölümünün üçüncü paragrafındaki “kabul edilen asıl alacak 23.045,08 TL üzerinden %40 oranında hesaplanan 9.218,00 TL icra inkâr tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine” cümlesinin karardan çıkartılmasına, yerine “şartları oluşmadığından daavacının icra inkâr tazminatına yönelik isteminin reddine” cümlesinin yazılmasına, kararın değiştirilmiş bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 900,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davacıdan alınarak Yargıtay duruşmasında vekille temsil olunan davalı şirkete verilmesine, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, 04.10.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.