Yargıtay Kararı 15. Hukuk Dairesi 2012/1175 E. 2012/2931 K. 30.04.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/1175
KARAR NO : 2012/2931
KARAR TARİHİ : 30.04.2012

Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki taraf vekillerince istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:

– K A R A R –

Dava, iş bedelinin tahsili için başlatılan icra takibinin davalı iş sahibi vekilinin itirazı üzerine durması nedeniyle itirazın iptâli, icra takibinin devamı, icra inkâr tazminatının tahsili istemleriyle açılmış, mahkemece davanın reddine karar verilmiş, karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Davacı yüklenici şirket, davalı iş sahibinin ilanlarının sahibi olduğu televizyonda yayınlandığını, ancak iş bedelinin ödenmediğini iddia ederek, vekili aracılığıyla Bakırköy 11. İcra Müdürlüğü’nün 2009/2903 sayılı takip dosyasıyla icra takibi başlatmış, davalı iş sahibi vekili icra takibine karşı süresinde verdiği itiraz dilekçesinde icra dairesinin yetkisine itiraz etmiş, yetkili icra dairesinin davalının ikametgahı olan Ümraniye İcra Dairesi olduğunu bildirmiştir.
Davalı iş sahibi vekilinin yetki itirazına karşı icra müdürlüğü tarafından herhangi bir işlem yapılmamış, itiraz sonucu icra takibinin durması nedeniyle 1 yıllık süre içerisinde bu dava açılmıştır.
Başlatılan icra takibine davalı iş sahibi vekilinin icra dairesinin yetkisizliği itirazında bulunması durumunda, mahkemece öncelikle icra dairesinin yetkisine yapılan itirazın incelenmesi gerekir. Mahkemece bu konuda gerekli inceleme yapılmış, 15.04.2010 günlü ara kararının 1. bendiyle yetki itirazının reddine karar verilmiştir. Mahkemece yetki itirazının reddine karar verilirken Borçlar Kanunu’nun 73. maddesi dayanak yapılmıştır.
Davacı tarafın iddia ettiği ilişki eser sözleşmesine dayanmaktadır. Bu durumda sadece para alacağının tahsilinin icra takibine ve davaya konu yapıldığının kabulü mümkün değildir. Taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmadığına ve davalı vekili tarafından akdî ilişkinin varlığı kabul edilmediğine göre, icra takibinin yetkili olan davalı iş sahibinin ikametgahı icra dairesinde yapılması gerekir. Mahkemece bu konuda yanılgıya düşülerek ve taraflar arasındaki uyuşmazlık sadece para alacağına ilişkin kabul edilerek Borçlar Kanunu’nun 73. maddesi uyarınca yetki itirazının reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
Davacı yüklenici şirket tarafından yetkili icra dairesinde başlatılmış bir icra takibi bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken davanın esastan reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. Kararın bu nedenle bozulması gerekirse de, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, HMK’nın geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK’nın 438/VII. ve son maddesi uyarınca kararın gerekçesi değiştirilerek ve düzeltilerek onanması uygun bulunmuştur.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın hüküm fıkrası 1 numaralı bendinin karardan tamamen çıkarılmasına, yerine “Yetkili icra müdürlüğünde başlatılmış bir icra takibi bulunmaması nedeniyle davanın reddine” cümlesinin yazılmasına, ayrıca kararın hüküm fıkrası 3 numaralı bendinde yer alan “17.670” rakamının karardan çıkarılmasına, yerine “maktu 1.100,00” rakam ve kelimesinin yazılmasına, kararın gerekçesi ve hüküm fıkrası değiştirilmiş bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, davalı iş sahibinin temyiz itirazının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, fazla alınan temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, ödediği temyiz ve Yargıtay başvurma peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, 30.04.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.