YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/5386
KARAR NO : 2012/6237
KARAR TARİHİ : 08.10.2012
Mahkemesi :Sulh Hukuk Hakimliği
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
– K A R A R –
Dava eser sözleşmesinden kaynaklanan bakiye iş bedeli ve sözleşmeden doğan cezai şart alacağının tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali ve icra inkar tazminatının davalıdan tahsili istemine ilişkin olup; mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Davacı, davasında icra takibinde istemiş olduğu asıl alacak yanında sözleşme tarihinden icra takibinin başlatıldığı tarihe kadar geçen süre için 130,00 TL tutarında işlemiş faiz bakımından da itirazın iptali ve takibin devamını talep etmiş, mahkemece bu miktar yönünden de talep kabul edilmiştir.
818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 101/I maddesi uyarınca muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarı olmaksızın temerrüde düşmüş sayılmaz. Dosyada davacının davalıya yönelik alacak konusunda icra takibi öncesinde onu temerrüde düşürdüğüne dair ihtar niteliğinde bir belgeye rastlanmamıştır. Bu nedenle davacı ancak icra takibinden itibaren faize hak kazanabilir. Bu yönüyle, davanın takip tarihine kadar işlemiş faiz yönünden reddi gerekirken, sözleşme tarihinden itibaren icra takibine kadar geçen süre için de faiz hesaplanmak suretiyle icra takibinin devamına karar verilmiş olması doğru olmamıştır.
Diğer taraftan İİK’nın 67/II. maddesi uyarınca itirazın iptali ve takibin devamı yanında davalıdan ayrıca icra inkar tazminatının da tahsiline karar verilebilmesi için, alacağın likid yani belirlenebilir olması şarttır. Mahkemece yargılama sonucu bilirkişi raporu da değerlendirilerek dava kabul edilmiş olup, alacak miktarı bu haliyle yargılama ile belirlendiğinden likid kabul edilemez. Buna rağmen davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi de doğru olmamıştır. Kararın bu sebeplerle bozulması gerekir ise de, bu yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden kararın 6100 sayılı HMK’nın geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK’nın 438/VII. maddesi gereği düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
SONUÇ:Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davalının sair temyiz itirazlarının reddine, 2. bent uyarınca mahkeme kararının hüküm fıkrasının 1 numaralı bendinde yer alan “2.155,00 TL asıl, 130,00 TL işlemiş faiz alacağı yönünden itirazın iptaline, takibin devamına” cümlesinin hüküm fıkrasından çıkarılarak yerine “2.155,00 TL asıl alacak yönünden itirazın iptaline, takibin devamına” cümlesinin yazılmasına ve yine hüküm fıkrasının 1 numaralı bendinde yer alan “takip konusu hükmedilen asıl alacağın %40’ı olan 862,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınıp davacıya verilmesine” cümlesinin hüküm fıkrasından çıkarılarak yerine “alacak likid olmadığından icra inkar tazminatı talebinin reddine,” cümlesinin yazılmasına, kararın değiştirilmiş bu haliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalı …’e geri verilmesine, 08.10.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.