YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/1675
KARAR NO : 2014/1435
KARAR TARİHİ : 03.03.2014
Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
– K A R A R –
Uyuşmazlık, eser sözleşmesi ilişkisinden kaynaklanan bakiye iş bedeli alacağının tahsili istemiyle başlatılan ilâmsız icra takibine davalı borçlu tarafından yapılan itirazın iptâli ile takibin devamı ve icra inkâr tazminatının tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2-Mahkemece alacağın likid olduğu kabul edilerek hüküm altına alınan asıl alacağın %40’ı oranında icra inkâr tazminatına karar verilmiştir. İİK’nın 67/II. maddesi uyarınca takibe itiraz eden borçlunun icra inkâr tazminatına mahkum edilebilmesi için itirazında haksız olması gerekir. Somut olayda takibin dayanağı 06.11.2010 günlü cari hesap alacağı olarak gösterilmiş, cari hesap belgesi olarak da yalnızca davacı şirketin muhasebecisinin imzasını taşıyan muavin defter kaydı ibraz edilmiştir. İbraz edilen belgede davalı şirket yetkililerine ait bir imza bulunmadığından bu belgenin taraflarca mutabık kalınmış borç belgesi olarak kabulü mümkün değildir. Tarafların ticari defter ve kayıtları birbirleriyle örtüşmemekte olup, farklı borç bakiyesi vermektedir. Cari hesap belgesinde yer alan bir kısım faturalar davalı defterlerinde yer almadığına, taraf defterleri farklı borç bakiyesi verdiğine, alacak miktarı mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu saptandığına göre alacağın likid olduğu, dolayısıyla davalının takibe itirazında tamamen haksız olduğu kabul edilemez. Bu durumda
koşulları oluşmayan icra inkâr tazminatı isteminin reddi gerekirken davalının imzasını içermeyen muavin defter kaydına göre alacağın likid kabul edilip icra inkâr tazminatına hükmedilmesi doğru olmamıştır. Kararın açıklanan nedenle bozulması gerekirse de yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 Sayılı HMK’nın geçici 3. maddesinin yollamasıyla 1086 Sayılı HUMK’nın 438/VII. maddesi uyarınca kararın icra inkâr tazminatı yönünden düzeltilerek onanması uygun bulunmuştur.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte yazılı nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2. bent uyarınca kararın hüküm kısmının 1 nolu bendinin icra inkâr tazminatıyla ilgili beşinci paragrafındaki “alacağın likit niteliği gözetilerek kabul edilen asıl alacak üzerinden hesaplanan %40 icra inkâr tazminatı tutarı 11.885,28 TL’nin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine” cümlesinin karardan çıkartılarak yerine “Koşulları oluşmadığından davacının icra inkâr tazminatı isteminin reddine” cümlesinin yazılmasına, kararın değiştirilmiş bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteminde bulunulabileceğine 03.03.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.