Yargıtay Kararı 15. Hukuk Dairesi 2016/186 E. 2016/3996 K. 22.09.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/186
KARAR NO : 2016/3996
KARAR TARİHİ : 22.09.2016

Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı hüküm davacı birleşen dosyalar davalısı…. ve davalı-birleşen dosyalar davacısı …. Turz. Geliştirme Koop. vekillerince temyiz edilmiş, davalı-birleşen dosyalar davacısı vekili tarafından duruşma istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı-birleşen dosyalar davalısı …. vekili Avukat…. ile davalı-birleşen dosyalar davacısı ….. Geliştirme Koop. vekili Avukat … geldi. Diğer davalılar ve vekilleri gelmedi. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraflar avukatları dinlendikten sonra eksiklik nedeniyle mahalline iade edilen dosya ikmal edilerek gelmiş olmakla dosyadaki kağıtlar okundu işin gereği konuşulup düşünüldü:

– K A R A R –

Asıl dava, yüklenici tarafından iş sahibi aleyhine açılan eser sözleşmesinden doğan alacağın tahsili için yürütülen icra takibine davalı tarafından yapılan itirazın iptâli, takibin devamı ve icra inkâr tazminatının tahsili, birleşen 2000/305 Esas sayılı dosyadaki dava; yüklenici tarafından iş sahibi aleyhine teminat mektubunun haksız olarak paraya çevrilmesi nedeniyle alacak, birleşen 2007/512 Esas sayılı dosyada açılan dava; iş sahibi tarafından yüklenici aleyhine yüklenicinin elektrik ve su borçları nedeniyle ödenmek zorunda kalınan miktar nedeniyle sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacak, diğer birleşen 2001/118 Esas sayılı dosyada açılan dava; iş sahibi kooperatif tarafından yüklenici ile eski kooperatif yöneticileri aleyhine işbirliği içinde hareket ederek kooperatif aleyhine fahiş bedelli sözleşme ve ödemeler yapılmasına neden olarak kooperatifin zarara uğratılması nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup mahkemece; asıl davanın 21.05.2012 tarihli bilirkişi raporu doğrultusunda kabulüne 53.249,09 TL üzerinden %40 icra inkâr tazminatının tahsiline, birleşen davalırın reddine karar verilmiş ve hüküm davacı birleşen dosyalar davalısı …. ve davalı-birleşen dosyalar davacısı …. Turz. Geliştirme Kooperatif vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkeme kararında bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kabulüne karar verildi şeklinde gerekçe yazılmış olmasına rağmen icra dosyasında talep edilen miktar hiçbir bilirkişi raporunda doğrulanmamıştır. Davanın 21.05.2012 tarihli rapor doğrultusunda kabulüne karar verilmiş ise de hükme esas alınan raporda, kabul kararı verilen itirazın iptâli davasındaki istem yönünden hesaplama yapılmamıştır. Raporda sözü edilen 63.755,55 TL bilirkişinin yaptığı bir hesaplama olmayıp diğer bilirkişi raporlarından birine yapılan atıf niteliğindedir. Kabul kararı verilen itirazın iptâli dosyasında talep edilen miktar ise, …. İcra Müdürlüğü’nün 2000/1216 Esas sayılı icra dosyasında talep edilen miktar olan 70.580,23 TL asıl alacak ve 22.074,07 TL işlemiş faiz ile 21.986,77 TL asıl alacak ve 4.397,20 TL işlemiş faiz toplamı olan 122.038,27 TL’dir. Mahkemece kabul kararı verilmekle yetinilip, itirazın iptâli, takibin ne şekilde devam edeceği ve miktarlar konusunda da karar verilmemiş sadece icra inkar tazminatı yönünden miktar belirtilerek karar verilmiştir. Bu haliyle verilen kararın hüküm kısmı ve gerekçesi çelişkili olup hükmün yeterli gerekçe ve hüküm sonucu içermediği anlaşılmıştır. Ayrıca mahkeme kararının gerekçesinde birleşen 2007/522 Esas sayılı dosyası yönünden hükme esas alınan bilirkişi raporundaki açıklamalara yer verilerek 953.51 TL yönünden itirazın iptâlinden söz edilmiş ise de hüküm kısmında bu davanın reddine karar verilmiş olması da hüküm ile gerekçe arasında çelişki niteliğindedir.
Adil yargılanma hakkı Anayasamızın 36/1. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesinde düzenlenmiştir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin bazı kararları ile Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuruya ilişkin bazı kararlarında gerekçeli karar hakkının adil yargılanma hakkının somut görünümlerinden olduğu belirtilmiştir. Anayasanın 141/3. maddesine göre bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır. Adil yargılanma hakkının sağlanması kapsamında kararların gerekçeli olmasıyla ilgili kamu düzenine ilişkin hükümlere 6100 sayılı HMK’da da yer verilmiştir. HMK’nın 297. maddeye göre hükümde tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri yer almalı ve sonuç kısmında da taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. HMK’nın 298/2. maddede ise gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz hükmü mevcuttur.
HGK’nın 24.02.2010 tarihli 2010/1-86 Esas ve 2010-108 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere; “yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir. Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtay’ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik
ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur.”
Hüküm ile gerekçe arasında çelişki olması halinde yasaya uygun biçimde, gerekçeyi içeren bir hüküm olduğundan söz edilemez. Kararın gerekçesi ile hüküm fıkrası arasında çelişki yaratılması; yukarıda açıklanan ve Anayasa ile teminat altına alınan yargılamanın açıklığı, adil yargılanma hakkı prensibine ve kararların gerekçeli olması gerektiğine dair anayasa ve yasa hükümlerine de açıkça aykırıdır. Mahkeme kararında yukarıda belirtildiği şekilde hüküm ile gerekçe arasında çelişki yaratıldığından infazda tereddüt yaratacak şekilde karar verilmesi doğru olmadığından sair hususlar incelenmeksizin kararın temyiz eden davacı birleşen dosyalar davalısı…. ve davalı-birleşen dosyalar davacısı …. Turz. Geliştirme Kooperatifi yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün davacı-birleşen dosyalar davalısı…. ve davalı birleşen dosyalar davacısı …. Turz. Geliştirme Koop. yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davacı-birleşen dosyalar davalısı….’na ve davalı-birleşen dosyalar davacısı …. Turz. Geliştirme Koop.’ne geri verilmesine, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteminde bulunulabileceğine 22.09.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.