YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/3317
KARAR NO : 2016/4456
KARAR TARİHİ : 31.10.2016
Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
– K A R A R –
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan iş bedeli alacağının tahsili için yapılan ilâmsız icra takibine itirazın iptâli ve takibin devamı istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine, davacının kötüniyet tazminatı ile sorumlu tutulmasına dair verilen karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2-İcra İflas Kanunu 67. maddesinin 2. fıkrasında takibinde haksız ve kötüniyetli görülürse alacaklının diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın %20’sinden aşağı olmamak üzere uygun bir tazminatla mahkum edileceği hükmü getirilmiştir. Kötüniyet tazminatına hükmedilebilmesi için öncelikle davalı borçlunun bu konuda talebinin bulunması gereklidir.
Davalının cevap dilekçesinde kötüniyet tazminatı talebi bulunmamaktadır. Cevap dilekçesinin davacı vekiline tebliğine rağmen cevaba cevap dilekçesi verilmemiş ve bunun sonucu olarak davalı da 2. cevap dilekçesine karşı cevap vermemiştir. Taraf vekilleri de hazır olduğu halde ön inceleme duruşması 02.12.2014 tarihinde yapılmıştır. 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı HMK’nın 141/1. maddesinde tarafların cevaba cevap ve 2. cevap dilekçeleri ile serbestçe, ön inceleme aşamasında ise ancak karşı tarafın açık muvafakatı ile iddia veya savunmalarını genişletebilecekleri yahut değiştirebilecekleri, ön inceleme aşamasının tamamlanmasından sonra iddia veya savunmanın genişletilemeyeceği yahut değiştirilemeyeceği şeklinde düzenleme yapılmış olup aynı maddenin 2. bendinde iddia ve savunmanın genişletilip değiştirmesi konusunda ıslah ve karşı tarafın açık muvafakati hükümlerinin saklı olduğu belirtilmiştir. Davalı vekili ön inceleme
duruşmasının yapılmasından sonra 30.12.2014 tarihinde verdiği beyan dilekçesinde kötüniyet tazminatı talebinde bulunmuştur. Söz konusu beyan dilekçesi cevap dilekçesinin ıslah mahiyetinde olmadığı gibi davacının savunmanın genişletilmesine açık muvafakatı bulunmamaktadır.
Bu durumda cevap ve 2. cevap dilekçelerinde kötüniyet tazminatı talebi bulunmadığı ve daha sonraki aşamalarda özellikle ön inceleme duruşmasının yapılmasından sonra verilen dilekçe ile savunmanın genişletilmesi mahiyetinde olan kötüniyet tazminatı verilmesi talebine karşı davacı yanca açıkça savunmanın genişletilmesine muvafakat edildiği şeklinde beyanda bulunulmadığından, süresinde talep bulunmaması nedeni ile kötüniyet tazminatı isteminin reddi gerekirken mahkemenin davacının kötüniyet tazminatı ile sorumlu tutulması doğru olmadığından karar bozulmalıdır. Ne var ki yapılan bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı HMK’nın geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK’nın 438/VII. maddesi gereğince düzeltilerek onanması uygun bulunmuştur.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davacının diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. bent uyarınca kabulü ile mahkeme kararının hüküm kısmı 3. fıkrasının tamamının karar metninden çıkartılarak, yerine “koşulları oluşmadığından davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine” cümlesinin yazılmasına ve kararın değiştirilen bu şekli ile DÜZELTİLEREK ONANMASINA, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere 31.10.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.