YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/3815
KARAR NO : 2016/4168
KARAR TARİHİ : 07.10.2016
Davacı….Konut İnşaat Sanayi Taşıma Turizm Yerel Hizmetleri A.Ş. ile davalı …. Müş.Müh.Beton Elemanları Üretim Sanayi ve Tic. Ltd. Şti. arasındaki davadan dolayı … 1. Asliye Hukuk Hakimliğince 06/12/2013 gün ve 2012/303-2013/470 sayılı hükmü bozan Dairemizin 02/03/2016 gün ve 2015/5040-2016/1327 sayılı ilâmı aleyhinde davalı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
– K A R A R –
Dava, menfi tespit istemine ilişkin olup mahkemece davanın reddine dair verilen kararın davacı vekilince temyizi üzerine Dairemizce verilen 02.03.2016 gün, 2015/5040 Esas, 2016/1327 Karar sayılı bozma ilâmına karşı, davalı vekilince yasal süresi içerisinde karar düzeltme talebinde bulunulmuştur.
Yargıtay ilâmında belirtilen gerektirici nedenler karşısında ve özellikle davacı ile davalının karar başlığındaki ticaret unvanlarının sözleşme ve vekâletnamelerdeki bilgilere göre yanlış yazılmış olması maddi hataya dayalı olup mahallinde her zaman düzeltilmesinin mümkün bulunmasına göre bu husus bozma nedeni olarak görülmemiş, yanlışlığın işaret edilmesi ile yetinilmiştir.
Davacı iş sahibi, davalı yüklenicidir. Davalı yüklenici … 1. İcra Müdürlüğü’nün 2009/2985 sayılı takip dosyasında davacı iş sahibi aleyhine 987.716,78 TL asıl alacak üzerinden ilâmsız icra takibi yapmıştır. Davacı iş sahibi – borçlu vekili süresi içerisinde icra dosyasına verdiği 30.04.2009 tarihli itiraz dilekçesinde “Her ne kadar takibe konu asıl alacak miktarı 987.716,78 TL gösterilmiş ise de borcun 15.957,84 TL’lik kısmı ödenmiştir. Alacaklı şirkete 971.758,94 TL bakiye borç bulunmaktadır. Bu nedenle borcun 15.957,84 TL’lik kısmına itiraz edilmiştir.” şeklinde beyanda bulunarak borcun 971.758,94 TL’lik kısmını kabul etmiştir.
Eldeki davanın davacısı iş sahibi vekilinin icra dosyasındaki bu beyanı borç ikrarı niteliğinde olup yetkili vekili olduğundan iş sahibini bağlar. Söz konusu beyanın iradeyi sakatlayan sebeplerle geçersizliği ileri sürülüp kanıtlanmamıştır. Davacı iş sahibi şirket yetkililerinin görevlerini kötüye kullanarak vekillerine yanlış bilgi vermek sureti ile borcu kabul beyanında bulunmasını sağlamaları şirket yetkililerinin hukuki ve cezai sorumluluklarını gerektirir ise de iş birliği içerisinde olduğu ileri sürülmeyen ve kanıtlanmayan davalı yüklenicinin bunun sonuçlarından sorumlu tutulması mümkün değildir.
Dosya kapsamına göre davacı iş sahibi şirket yöneticileri hakkında devam eden hazırlık soruşturması mevcut olmakla birlikte, bu soruşturmada davalı şirket yetkilileri şüpheli ya da sanık durumunda olmadığından iş sahibi şirket yetkilileri hakkında ceza davası açılsa dahi sonucu eldeki hukuk davasını etkilemeyeceğinden sonucunun beklenmesine de gerek bulunmamaktadır.
Tüm bu açıklamalar karşısında dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin taktirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı iş sahibinin tüm temyiz itirazları reddedilerek usul ve yasaya uygun olan yerel mahkeme kararının onanması gerekirken bozulduğu bu kez yapılan incelemede anlaşıldığından karar düzeltme talebinin kabulü uygun görülmüştür.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalının karar düzeltme talebinin kabulü ile Dairemizin 02.03.2016 gün 2015/5040 Esas, 2016/1327 Karar sayılı bozma kararının kaldırılarak yerel mahkeme hükmünün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 4,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, ödediği karar düzeltme peşin harcının istek halinde karar düzeltme isteyen davalıya geri verilmesine, 07.10.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.