YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/6123
KARAR NO : 2017/832
KARAR TARİHİ : 28.02.2017
Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
– K A R A R –
Dava, yabancı mahkeme kararının tenfizi istemine ilişkin olup, mahkemenin; davanın kabulüne dair kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı yabancı mahkeme kararının tenfizine ilişkin asliye ticaret mahkemesine dava açmış, bu mahkemece asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiş, kararın temyiz edilmeksizin kesinleşmesi üzerine dosyanın gönderildiği mahkemece görevli olduğu kabul edilerek esastan inceleme yapılmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
5718 sayılı MÖHUK 51/1. maddede yabancı mahkeme kararlarının tenfizinde asliye mahkemesinin görevli olduğu belirtilmiş ancak asliye hukuk veya asliye ticaret şeklinde bir ayrıma da yer verilmemiştir. Buradaki asliye mahkemesi ibaresinin ticaret mahkemesini de kapsayıp kapsamadığı yönünden ticaret mahkemesinin görevine ilişkin yasa hükümlerine de bakmak gerekir. 6100 sayılı HMK 5/2. maddeye göre; bir yerde asliye ticaret mahkemesi varsa, asliye hukuk mahkemesinin görevi içinde bulunan ve 4 üncü madde hükmünce ticari sayılan davalarla özel hükümler uyarınca ticaret mahkemesinde görülecek diğer işlere bu mahkemede bakılır. Bu hükme göre asliye hukuk mahkemesinin görevi içinde olmakla birlikte 6102 sayılı TTK 4. madde gereğince ticari dava sayılan hallerde ticaret mahkemesi görevli olmaktadır. 6545 sayılı Yasa’nın 45. maddesi ile yeniden düzenlenen ve 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanarak bu tarihte yürürlüğe giren 5235 sayılı Kanun’un 5. madde 3. fıkrasındaki düzenlemeden de bu husus açıkça anlaşılmaktadır. Bu maddede asliye ticaret mahkemesince heyet halinde görülecek davalar sayılırken 4. bendde 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na ve 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu’na göre yapılan tahkim yargılamasında; tahkim şartına ilişkin itirazlara, iptâl davalarına, hakemlerin seçimi ve reddine yönelik davalar ile yabancı hakem kararlarının tanıma ve tenfizine yönelik davalar da sayılmış olup bu düzenleme; öncesindeki mevzuata göre dahi bu davalara bakmaya ticaret mahkemesinin de görevli olduğunu, bu esasa göre heyet halinde bakılması konusunda düzenleme yapıldığını, buradan hareketle yasa koyucunun iradesinin de bu yönde olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.
Yukarıda yapılan açıklama ve sözü edilen kurallarla birlikte somut olay değerlendirildiğinde; taraflar tacir ve tenfizi istenen karar sonucu itibarıyla tarafların ticari işletmesiyle ilgili olduğundan ticari dava bulunduğu için davaya bakmaya asliye ticaret mahkemesi görevlidir. Bu durumda göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken, görevli olunduğu kabul edilmek suretiyle davanın esasının incelenerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmadığından kararın temyiz eden davalı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda yazılı nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteminde bulunulabileceğine 28.02.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.