Yargıtay Kararı 15. Hukuk Dairesi 2018/4204 E. 2019/2097 K. 06.05.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/4204
KARAR NO : 2019/2097
KARAR TARİHİ : 06.05.2019

Mahkemesi:Asliye Hukuk Mahkemesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı bozmaya uyularak verilen hükmün temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış, eksiklik nedeniyle mahalline iade edilen dosya ikmâl edilerek gelmiş olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
– K A R A R –
Asıl ve birleşen dava, TBK’nın 470 ve devamı maddelerde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanan bakiye iş bedelinin tahsili için yürütülen icra takibine davalı tarafından yapılan itirazın iptâli, takibin devamı ve icra inkâr tazminatının tahsili istemine ilişkin olup mahkemenin; asıl ve birleşen davanın reddine dair kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmiş Dairemiz 03.07.2017 tarih, 2016/1723 Esas, 2017/2708 Karar sayılı bozma ilamına mahkemece uyularak yapılan yargılama sonunda asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiş karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda “Birleşen …2 Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2013/1038 Esas sayılı davasının reddine, asıl alacağın %20’si oranında kötüniyet tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,” karar verilmiş ise de, mahkemece re’sen 29.03.2018 tarih 2018/110 Karar sayılı tashih şerhi ile “Mahkememiz kararının hüküm kısmının ikinci maddesinde sehven Birleşen … 2 Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2013/1038 Esas sayılı davasının reddine, asıl alacağın %20’si oranında kötüniyet tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine” yazıldığı anlaşılmakla, mahkememiz 20.02.2018 tarihli kararının hüküm kısmının ikinci maddesinde sehven yapılan bu hatanın “Birleşen … 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2013/1038 Esas sayılı davasının reddine, asıl alacağın %20’si oranında kötüniyet tazminatının davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine” olarak düzeltilerek HMK 304. maddesi gereğince mahkememiz kararı bu şekilde re’sen tashih edilmiş, tashih şerhinin gerekçeli karar ekinden sayılmasına karar verilmiştir.Hemen belirtmek gerekir ki, mahkemece verilen karar tavzih niteliğinde olup maddi hata düzeltim kararı olarak nitelendirilemez. O halde tavzih müessesinin tartışılıp değerlendirilmesi gerekir.Hükmün tavzihi, 6100 sayılı HMK’nın 305. maddesinde “(1) Hüküm yeterince açık değilse veya icrasında tereddüt uyandırıyor yahut birbirine aykırı fıkralar içeriyorsa, icrası tamamlanıncaya kadar taraflardan her biri hükmün açıklanmasını veya tereddüt ya da aykırılığın giderilmesini isteyebilir. (2) Hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçlar, tavzih yolu ile sınırlandırılamaz, genişletilemez ve değiştirilemez.” şeklinde düzenlenmiş ve 306. maddesinde “(1) Tavzih, dilekçeye tarafların sayısı kadar nüsha eklenmek suretiyle hükmü veren mahkemeden istenebilir. Dilekçenin bir nüshası, cevap süresi mahkemece belirlenerek karşı tarafa tebliğ edilir. Cevap, tavzih talebinde bulunan tarafa tebliğ olunur. (2) Mahkeme, cevap verilmemiş olsa bile dosya üzerinde inceleme yaparak karar verir; ancak gerekli görürse iki tarafı sözlü açıklamalarını yapabilmeleri için davet edebilir. (3) Mahkeme tavzih talebini yerinde gördüğü takdirde 304 üncü madde uyarınca işlem yapar.” şeklinde tavzihin usulü belirlenmiş bulunmaktadır.
Tavzih, kelime anlamı itibariyle açıklama, aydınlatma anlamına gelmekte olup, değişiklik, ekleme yada çıkarma kavramlarını içermemektedir. Hakim, karar verdikten sonra bu kararını tarafların talebi olsa dahi değiştiremez. Ancak, istisnai hallerde hüküm açık değil, hüküm fıkraları birbirine aykırı ise ya da uygulanmasında tereddütler oluşturacak nitelikte ise bu halde belli koşullarda hüküm tavzih edilebilir. Öğretide tam bir fikir birliği içerisinde kabul edildiği üzere tavzih yolu ile ancak hükümdeki kapalılık, açık olmayan hâl, tereddüt ya da çelişki ortadan kaldırılabilir. Ancak, tavzihle hükümde belirtilen haklar ve borçlar sınırlandırılamayacağı gibi genişletilemez ve değiştirilemez. Bu noktada mahkeme daha önce unuttuğu bir hususu hükme ekleyemez veya hükümden çıkaramaz. Tavzihin amacı hükmü değiştirmek, unutulan bir hususu hükme eklemek veya hükümde taraf olan birini taraf konumundan çıkarmak ya da hükümde taraf olmayan birini taraf konumuna sokmak değildir. Tavzihin amacı; hükmü açıklamak, icrasındaki tereddüdü gidermek ya da birbirine aykırı fıkralar içeriyorsa bu aykırılığı gidermektir. Hüküm, tavzih yolu ile değiştirilemez, tavzih yolu ile hükmün gerçek anlamı ortaya konulur ya da hükümdeki çelişkiler giderilir. Bu kapsamda tavzih yolu ile taraflara yüklenen hak ve borçlar azaltılıp artırılamaz.Bu genel anlatımlar ışığında somut olaya bakıldığında; mahkemece “Birleşen … 2 Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2013/1038 Esas sayılı davasının reddine, asıl alacağın %20’si oranında kötüniyet tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,” karar verildikten sonra re’sen taraflara yüklenen haklar ve borçlar esaslı şekilde değiştirilerek yeni bir hüküm kurulduğu anlaşılmış olup, bu durum tavzih müessesesine açıkça aykırı olduğundan tavzih kararı kaldırılarak tarafların esasa ilişkin itirazları incelenmiştir. Davacı vekili müvekkili yüklenicinin edimlerini yerine getirdiğini kesilen faturalara itiraz edilmediğini bu nedenle fatura içeriğinin kabul edilmiş olduğunu davalının icra takiplerine kötüniyetli olarak itiraz ettiğini belirterek itirazın iptâlini, takibin devamı ile %20 icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. Davalı iş sahibi vekili, takip dosyalarındaki alacağın müvekkili tarafından davacıya ödendiğini ayrıca davacının aldığı ödemeler nedeniyle alacağının kalmadığı yönünde yazılı taahhütname verdiğini bu nedenle davanın reddi ile davacı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. Mahkemece gerekçede asıl ve birleşen davanın reddi ile davacı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedildiği açıklanmış ise de; hükmün 2.fıkrasında kötüniyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine şeklinde hüküm tesisi etmiş olmakla gerekçe ile hüküm arasında çelişki oluşmuştur. Bu durumda mahkemece önceki kısa kararla bağlı kalınmaksızın çelişkiyi ortadan kaldıracak şekilde karar verilmesi zorunlu olup kararın bu nedenle bozulması uygun bulunmuştur. Bozma sebebine göre diğer temyiz itirazları incelenmemiştir.SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma sebebine göre diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, 5766 sayılı Kanun’un 11. maddesi ile yapılan değişiklik gereğince Harçlar Kanunu 42/2-d maddesi uyarınca alınması gereken 353,20 TL Yargıtay başvurma harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteminde bulunulabileceğine 06.05.2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.