Yargıtay Kararı 15. Hukuk Dairesi 2018/4884 E. 2019/667 K. 18.02.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/4884
KARAR NO : 2019/667
KARAR TARİHİ : 18.02.2019

Mahkemesi :Sulh Hukuk Mahkemesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davacı-k.davalı ile davalı-k.davacı vekillerince istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış, eksiklik nedeniyle mahalline iade edilen dosya ikmâl edilerek gelmiş olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
– K A R A R –

Asıl dava; yüklenici tarafından açılan bakiye iş bedeli istemine, karşı dava iş sahibinin ayıplı ifâ nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Birleşen dava ise, iş sahibi tarafından yüklenici çalışanlarına karşı açılan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, asıl davada dava ve karşı davanın kısmen kabulüne dair verilen hüküm Dairemiz 2014/4553 Esas 2014/6154 Karar sayılı 28.10.2014 tarihli kararı ile bozulmuştur. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde asıl davada, davacı karşı davalı …… ün açmış olduğu davanın Hmk 150. maddesi uyarınca işlemden kaldırılmasına, davalı karşı davacı … ın karşı davasının kısmen kabulüne ve birleşen davanın reddine dair verilen karar, asıl davada davacı-karşı davalı ve davalı-karşı davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Adil yargılanma hakkı Anayasamızın 36/I. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesinde düzenlenmiştir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin bazı kararları ile Anayasa Mahkemesi’nin bireysel başvuruya ilişkin bazı kararlarında gerekçeli karar hakkının adil yargılanma hakkının somut görünümlerinden olduğu belirtilmiştir. Anayasa’nın 141/3. maddesine göre bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır. Adil yargılanma hakkının sağlanması kapsamında kararların gerekçeli olmasıyla ilgili kamu düzenine ilişkin hükümlere 6100 sayılı HMK’da da yer verilmiştir. HMK 297. maddeye göre hükümde tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri yer almalı ve sonuç kısmında da taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. HMK’nın 298/2. maddede ise gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz hükmü mevcuttur.
HGK’nın 24.02.2010 tarihli 2010/1-86 Esas ve 2010/108 Karar sayılı kararında da
belirtildiği üzere; “yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir. Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtay’ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsama verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur.”
Kısa karar ile gerekçeli kararın çelişkili olması halinde yasaya uygun biçimde, gerekçeyi içeren bir hüküm olduğundan söz edilemez. Kararın gerekçesi ile hüküm fıkrası ve kısa karar arasında çelişki yaratılması; yukarıda açıklanan ve Anayasa ile teminat altına alınan yargılamanın açıklığı, adil yargılanma hakkı prensibine ve kararların gerekçeli olması gerektiğine dair Anayasa ve yasa hükümlerine de açıkça aykırıdır.
Bu anlatımlar ışığında somut olaya gelince; Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılamanın 04.03.2016 tarihli oturumunda, davacı karşı davalı ……ün davalı karşı davacı … hakkında açtığı alacak davasının kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, gerekçeli kararda davacı-karşı davalı … … ün açmış olduğu davanın HMK 150. maddesi uyarınca işlemden kaldırılması şeklinde hüküm kurulduğu tespit edilmiştir. kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki oluşmuştur.
1991/7 Esas 1992/4 Karar sayılı ve 10.04.1992 tarihli Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince, kısa kararla gerekçeli kararın çelişik bulunması bozma nedeni olup bozmadan sonra yerel mahkemenin önceki kısa kararla bağlı olmaksızın çelişikliği kaldırmak kaydiyle vicdani kanaatine göre karar verebileceğinden sair yönleri incelenmeksizin kararın temyiz eden taraflar yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün temyiz eden davacı-k.davalı ile davalı-k.davacı yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödedikleri temyiz peşin harçlarının istek halinde temyiz eden davacı-k.davalı ile davalı-k.davacıya geri verilmesine, karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere 18.02.2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.