YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/4925
KARAR NO : 2019/2949
KARAR TARİHİ : 24.06.2019
Mahkemesi :…4. Asliye Hukuk Mahkemesi (Tic. Mah. Sıf.)
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
– K A R A R –
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak ile ilgili yapılan icra takibine itirazın iptâli talebine ilişkin olup mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karar, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle icra takibinde kabul edilen asıl alacağa takip tarihinden itibaren değişen oranlarda ticari faiz uygulamak suretiyle takibin devam edeceğinin tabii bulunmasına göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Davacı davasında aralarındaki akdi ilişkiye göre davalıdan olan alacakları için 2007 yılında 30 adet fatura düzenleyerek davalı şirkete teslim ettiklerini, davalı tarafından fatura içeriğine süresinde itiraz edilmediğinden içeriklerinin kesinleştiğini, ancak bedellerinin ödenmediğini, yaptıkları icra takibine de faturalar karşılığı yapılacak işin tam yapılmadığı ve ayıplı ifa edildiğini ileri sürerek itiraz ettiğini belirterek icra takibine davalının itirazının iptâline karar verilmesini talep etmiş, davalı savunmasında takibe konu faturalardaki mal ve hizmetlerin büyük bölümünün kendilerine teslim edilmediğini, davacının sadece mal satmayacağını aynı zamanda bu malların montaj ve uygulamasını da yapacağını, ancak davacı tarafından mal ve hizmetlerin büyük bölümünün teslim edilmediğini, davacının işi tamamlamaması nedeni ile eksik malzemelerin başka firmalardan temin edildiğini, uygulamasınında başka firmaya yaptırıldığını, davacının defalarca arandığını ancak taahhüt ettiği malzemeler ve işi teslim etmediğini açıklayarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece davalı tarafın da kabulünde bulunduğu üzere taraflar arasında mal alım satımına ilişkin bir ticari ilişkinin bulunduğu, takibe konu faturalar bedelinden 19.361,24 TL olan kısmının davalı şirket yetkilisine teslim edildiği, işçilik bedeli ile ilgili olarak dava dosyasına herhangi bir belge sunulmadığı, kabul edilen miktara yönelik olarak davalı tarafın ayıp ve ödeme iddiasının ispatlanmamış bulunduğu gerekçesiyle davanın 19.361,24 TL üzerinden kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Taraflar arasında sözlü olarak kurulan akdi ilişki 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 470 vd. maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi niteliğinde olup, uyuşmazlığın bu hükümlere göre çözümlenmesi gerektiği açıktır. Genel olarak eser sözleşmelerinde yüklenici, sözleşmeye uygun meydana getirdiği eseri teslim borcu altındadır. Eserin teslim edilip edilmediğinin ispatında taraflar ispatın hangi delillerle yapılacağı hususunda sözleşmeye hüküm koyabilirler ve teslim konusunda bir delil sözleşmesi yapabilirler. Böyle bir delil sözleşmesi yoksa yüklenicinin meydana getirdiği eseri teslim ettiği vakıasını, teslim, hukuki işlem değil, hukuki fiil olduğundan kural olarak her tür kanıtla bu arada tanıkla dahi ispat edebilir.
Somut olayda davacı delilleri arasında faturalar ve sevk irsaliyelerine de dayanmış olup, mahkemece davalı şirket yetkilisinin imzasını taşıyan sevk irsaliyesindeki malların teslim edildiği kabul edilmiş ise de; diğer sevk irsaliyelerindeki teslim alan şahısların davalı şirketin çalışanı olup olmadığı araştırılmamış, eser sözleşmesinde işin yapılıp teslim edildiğinin maddi vakıa olması sebebiyle tanık beyanı ile kanıtlanması mümkün olmasına rağmen sevk irsaliyelerinde ismi yazılı şahıslar tanık olarak da dinlenmemiştir. Yapılması gereken iş davalının kabul ettikleri dışında kalan sevk irsaliyelerinin altında iş sahibi adına teslim alan kimselerin davalı şirket çalışanı olup olmadığının incelenip imzaların inkâr edilmesi halinde SGK kayıtları ve diğer deliller ile bu husus araştırılarak ve kabul edilen sevk irsaliyelerindeki teslim eden ve alan kısmında imzaları bulunan şahıslar tanık olarak dinlendikten sonra davalı şirketi temsile yetkili kişiler olduğunun anlaşılması halinde teslimin kanıtlandığının kabulü ile mahallinde uzman teknik bilirkişi marifetiyle keşif ve bilirkişi incelemesi yapılarak montajın yapılıp yapılmadığının incelenmesi, işin yapıldığının anlaşılması halinde bedelinin yapıldığı tarihteki mahalli piyasa fiyatlarıyla belirlenmek üzere gerekçeli ve denetime elverişli rapor alınıp irsaliyesinde davalı yetkilisinin imzasını taşıyan 3347 numaralı faturanında davacı alacağına eklenmek suretiyle sonucuna uygun karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi doğru olmadığı gibi davacının icra inkâr tazminatı talebi de bulunduğu halde gerekçesini de göstermek suretiyle bu konuda olumlu yada olumsuz hüküm kurulmaması da doğru olmamış bu nedenle kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davacının sair temyiz itirazlarının reddine, 2. bentte açıklanan nedenlerle kararın temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, 5766 sayılı Kanun’un 11. maddesi ile yapılan değişiklik gereğince Harçlar Kanunu 42/2-d maddesi uyarınca alınması gereken 143,50 TL Yargıtay başvurma harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteminde bulunulabileceğine 24.06.2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.