Yargıtay Kararı 15. Hukuk Dairesi 2018/5343 E. 2019/2629 K. 30.05.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/5343
KARAR NO : 2019/2629
KARAR TARİHİ : 30.05.2019

Mahkemesi:Ticaret Mahkemesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı bozmaya uyularak verilen hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiş, davalı vekili tarafından duruşma istenmiş ise de miktar itibariyle duruşma isteğinin reddiyle incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
– K A R A R –
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanmış olup bakiye iş bedelinin tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne dair verilen karar, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.1-Dosyadaki yazılara ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince inceleme yapılarak hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve bozmanın şümulü dışında kalarak kesinleşen cihetlere ait temyiz itirazlarının incelenmesinin artık mümkün olmamasına göre tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2-Tarafların diğer temyiz itirazlarına gelince;
Dairemizin 12.11.2015 günlü 2015/3736 Esas, 2015/5724 Karar sayılı bozma ilamında “…Taraflar arasında yazılı sözleşme bulunmadığından ve işin bedeli önceden kararlaştırılmadığından sözleşme tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 366. maddesi uyarınca iş bedelinin yapıldığı yılın mahalli piyasa rayiçlerine göre belirlenmesi gerektiği, bilirkişi kurulundan ek rapor aldırılarak, dosyaya sunulan hakedişlerden de yararlanılmak suretiyle davacının yaptığı imalâtın yapıldığı yıllara göre serbest piyasa rayiç fiyatları dikkate alınarak bedelinin hesaplattırılması, belirlenen bu iş bedelinden ödendiği ispatlanan 157.405,50 TL’nin mahsup edilerek davacının kalan alacağının belirlenmesi, belirlenen bu alacağın ise 15.03.2010 tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi” gerektiği belirtilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak bilirkişi heyetinden alınan 12.12.2016 tarihli ek raporda “imalâtların yapıldığı dönem piyasa rayiçlerine göre maliyeti 273.854,00 TL olarak belirlenmiş, bu tutardan davalının yaptığı harcama ve yapılan ödeme mahsup edildikten sonra davacının alacağı 102.989,69 TL olarak hesaplanmış, tarafların aynı nitelikte inşaatların yapım sözleşmelerini somut emsal olarak sunduğu takdirde bilirkişi kurulunca bu fiyatların değerlendirilebileceği” belirtilmiş, davalının sunduğu emsal sözleşme de değerlendirilerek düzenlenen 11.10.2017 tarihli 2. ek bilirkişi raporunda ise dava konusu taşınmazın yıllara göre yapım sürecindeki maliyeti 186.320,87 TL olarak belirlenmiş, bu miktardan davalının inşaata yaptığı harcamalar ve davacıya yapılan ödeme mahsup edilerek davacının alacağı 15.456,45 TL olarak hesaplanmış, 15.01.2018 tarihli 3. ek bilirkişi raporunda ise taraf itirazlarının yerinde olmadığı belirtilerek önceki rapordaki hesaplanan miktarın doğru olduğu bildirilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak bilirkişi heyetinden alınan ek raporlar arasında hesaplanan davacı alacağının miktarı bakımından yedi kata varan fark bulunduğu gibi, hükme esas alınan 11.10.2017 tarihli ek raporda yapılan imalâtın bedeli hesaplanırken emsal olarak sunulan sözleşmenin dikkate alınması nedeniyle 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 366. maddesine uygun şekilde hesaplama yapıldığından da söz edilemez. Yine bozma ilamında hüküm altına alınacak alacağa avans faizi yürütülmesi gerektiği belirtildiği halde yasal faiz uygulanması da doğru olmamıştır. Bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşacağından bu doğrultuda inceleme ve araştırma yapılarak hüküm tesisi zorunludur.Bu haliyle bozmadan sonra hükme esas alınan 11.10.2017 tarihli 2. ek bilirkişi kurulu raporu ile 1. ek bilirkişi kurulu raporundaki tespitler ve ulaşılan sonuç arasında büyük oranda ve açık bir şekilde çelişki bulunduğu, yapılan hesaplamanın 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 366. maddesine uygun olmadığı anlaşıldığından, 6100 sayılı HMK’nın 281/3 maddesi uyarınca raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi ve maddi gerçeğin ortaya çıkarılması açısından dosyanın yeniden oluşturulacak üç kişilik uzman bilirkişi heyetine tevdi edilmesi yerine çelişki giderilmeden ve bozma ilamına aykırı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.O halde mahkemece yapılacak iş, 6100 sayılı HMK’nın 281/3 maddesi uyarınca önceki bilirkişilerden farklı ve konusunda uzman olan üç kişilik yeni bir bilirkişi heyeti oluşturularak bozma ilamı gereğince ve 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 366. maddesi uyarınca davacının yaptığı imalâtın bedelini hesaplayan gerekçeli ve denetime elverişli rapor almak, belirlenen iş bedelinden ödendiği ispatlanan 157.405,50 TL’yi mahsup ederek davacının kalan alacağını belirlemek, belirlenen bu alacağın ise 15.03.2010 tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte tahsiline karar vermekten ibarettir.
Açıklanan nedenlerle kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle tarafların diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. bent uyarınca kabulü ile hükmün taraflar yararına BOZULMASINA, 5766 sayılı Kanun’un 11. maddesi ile yapılan değişiklik gereğince Harçlar Kanunu 42/2-d maddesi uyarınca alınması gereken 176,00 TL Yargıtay başvurma harcının temyiz eden davacıdan, 176,00 TL Yargıtay başvurma harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, ödedikleri temyiz peşin harçlarının istek halinde temyiz eden taraflara iadesine, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteminde bulunulabileceğine 30.05.2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.