Yargıtay Kararı 15. Hukuk Dairesi 2019/1322 E. 2019/3318 K. 11.07.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/1322
KARAR NO : 2019/3318
KARAR TARİHİ : 11.07.2019

Bölge Adliye Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi … Hukuk Dairesi(İlk Derece)

Yukarıda tarih ve numarası yazılı olan Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi’nce verilen kararın temyizen tetkiki taraf vekillerince duruşmalı olarak istenmiş, duruşma talebi kabul edilerek 18.06.2019 tarihinde yapılan duruşmaya davacı vekili Avukat … ile davalı vekilleri Avukat … ve Avukat … geldi. Temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraflar avukatları dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmıştı. Bu kere dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:
– K A R A R –
Asıl ve birleşen dava, hakem kararının iptâli istemine ilişkindir. … Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi tarafından ilk derece mahkemesi sıfatı ile yapılan yargılama sonucunda, asıl ve birleşen davanın reddine dair verilen karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Mahkeme kararları belli bir şekle uygun olarak yazılmalıdır. Kararın nasıl yazılacağı konusundaki şekil 6100 sayılı HMK’nın 297. maddesinde gösterilmiş olup, bunlar arasında en önemlilerinden biri de kararların gerekçeli olmasıdır. Kararın açık ve gerekçeli olması hukuki dinlenilme hakkının sağlanması açısından önemlidir. Tarafların ileri sürdüğü iddia ve savunmalar ve bunların dayandıkları deliller, kararda tartışılıp gerekçeleri açıklandığı ölçüde karar, hukuki dinlenilme hakkına uygun bir karar olacaktır. İddia ve savunmaların kararda tartışılması, gösterilen delillerin incelenmesi, neden bir kısmının diğerine üstün tutulduğunun belirtilmesi ancak gerekçeyle mümkün olacaktır. Mahkeme kararının gerekçeli olması hususu 6100 sayılı HMK’nın 297. maddesinde belirtildiği gibi aynı zamanda Anayasa’nın 141.
maddesinin de amir hükmü gereğidir. Bu nedenlerle; mahkeme kararları tarafların iddia ve savunmalarının özetini, tarafların anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri mutlaka kapsamalıdır. Gerekçe sayesinde kararların doğru olup olmadığı denetlenebilir. Gerekçesiz bir kararın Yargıtay tarafından denetlenmesi de mümkün değildir. Gerekçe, doyurucu olmalı, kararın neden, nasıl, hangi hukuki gerekçeyle ve hangi deliller değerlendirilmek suretiyle verildiği hususlarını içermelidir. Bu hususları içermeyen kararların gerekçeli olduğundan bahsedilemez. Ayrıca kararda maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiği, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığı ortaya konulmalı, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantı açıklanmalıdır. Tarafların o dava yönünden hukuk düzenince hangi nedenle haklı ya da haksız olduğunu anlayıp değerlendirilebilmeleri ve Yargıtay’ın hukuka uygunluk denetimi yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş, hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçenin bulunması bu yasal ve Anayasal düzenleme karşısında zorunludur. Aksi halde, kararın gerekçeli olduğundan bahsetmek mümkün değildir. Yeri gelmişken maddi olgular ile hüküm arasındaki bağlantıyı açıklamayan sadece yapılan yargılamayı özetleyen gerekçenin de yeterli olmadığı ve doktrinde zahiri gerekçe (görünürde gerekçe) olarak adlandırıldığı unutulmamalıdır. Tüm bu açıklamalardan anlaşılacağı üzere tarafların mahkemece hükmün hangi maddi ve hukuki sebebe dayandırıldığını anlayabilmeleri ve Yargıtay’ın kararın usul ve yasaya uygun olup olmadığının denetlenmesi ancak kararın gerekçeli olmasıyla mümkündür. Gerekçesi olmayan ya da görünürde gerekçeli olan kararların Yargıtay’ca denetimi yapılamaz.
Yukarıda yapılan açıklama ve sözü edilen kurallarla birlikte somut olay değerlendirildiğinde; gerekçeli kararda, ilgili kanun maddeleri sıralandıktan sonra iptâli istenen hakem yargılamasının aşamaları açıklanmış, hakem kararının hüküm bölümü yazılmış, hakemlerce verilen ek karar ve ek kararın gerekçesi belirtilmiş, akabinde tarafların asıl ve birleşen dava dilekçesinde dayandıkları hakem kararının iptâl sebeplerinin neler olduğu ifade edildikten sonra gerekçeleri açıklanmaksızın dayanılan iptâl sebeplerinin yerinde görülmediği sonucuna ulaşılmıştır. Ancak gerekçede bu sonuca ulaşılmasını sağlayan hususlara değinilmemiş, tarafların kesin hükme yönelik itirazlarının neden yerinde olmadığı, uyuşmazlığın tahkime elverişli bulunmadığa dair itirazın hangi sebeple haklı görülmediği, hakem kararındaki kamu düzenine aykırılığı ileri sürülen kısımların niçin aykırılık içermediğinin gerekçeleri açıklanmamıştır. Bu durumda ilk derece mahkemesi sıfatı ile yargılama yapan … Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi’nce, asıl ve birleşen dosyalarda verilen hükümlerin gerekçeleri yazılmamış olup bu haliyle verilen kararın hukuka uygunluğunun denetlenmesi mümkün olmadığı gibi usulüne uygun yazılmış bir karar bulunduğunun kabulü de mümkün değildir.
Açıklanan nedenlerle verilen karar, HMK’nın 297/1-c maddesindeki unsurları içermediğinden bu maddenin emredicilik hükümlerine aykırılık teşkil etmektedir. Gerekçeli kararın kanundaki unsurları içermemesi, adil yargılanma hakkına ve bu kapsamda kalan
gerekçeli karar isteme hakkına aykırıdır. Kanun’un emredici düzenlemesine uygun, yeterli unsurları ve görünürde değil gerçek bir gerekçe içeren, böylece tarafların adil yargılanma hakkını ihlâl etmeyen, temyiz denetimine elverişli bir karar verilmek üzere kararın bozulması uygun bulunmuş ve bozma nedenine göre taraf vekillerinin diğer temyiz itirazları incelenmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 2.037,00’şer TL duruşma vekillik ücretinin taraflardan karşılıklı olarak alınarak Yargıtay’daki duruşmada vekille temsil olunan diğer tarafa verilmesine, 5766 sayılı Kanun’un 11. maddesi ile yapılan değişiklik gereğince Harçlar Kanunu 42/2-d maddesi uyarınca alınması gereken 218,50 TL Yargıtay başvurma harcının temyiz eden davacı-birleşen dosya davalısından, 437,00 TL Yargıtay başvurma harcının temyiz eden davalı-birleşen dosya davacısından alınmasına, ödedikleri temyiz peşin harçlarının istek halinde temyiz eden taraflara iadesine, 6100 sayılı HMK 372. madde hükümleri gözetilerek dosyanın Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi’ne gönderilmesine, 11.07.2019 gününde kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.