YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2018/3738
KARAR NO : 2018/5019
KARAR TARİHİ : 10.12.2018
Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi
Suç : Silahlı terör örgütünün propagandasını yapma
Hüküm : 3713 sayılı Kanunun 7/2-b-2. maddesi yollamasıyla
3713 sayılı Kanunun 7/2, TCK’nın 62, 51.
maddeleri uyarınca mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
1)T.C. Anayasasının 34, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinin 20, Birleşmiş Milletler Medeni Siyasal Haklar Sözleşmesinin 21, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesinin 11, Çocuk Hakları Sözleşmesinin 15 ve 2911 sayılı Kanunun 3. maddeleri ile teminat altına alınan ve istikrar kazanmış uygulamaya göre ifade özgürlüğü kapsamında ifadenin açıklanma yöntemlerinden biri olarak kabul edilen (Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 16.09.2014 tarih, 147-376 sayılı ve 10.11.2015 tarih 2015/9-111-381 sayılı kararları vb.) “silahsız ve saldırısız toplanma hakkı”, demokratik toplumun gelişmesinde temel değerlerden biriyse de amacı suç teşkil eden bir toplantı ya da gösteri yürüyüşünün koruma alanı dışında kalacağında (2911 sayılı Kanunun 3. maddesi) ve bir nispi hak olması nedeniyle zorunlu hale geldiğinde meşru amaçlar için (Anayasa madde 34/2, AİHS madde 11/2) müdahaleye tabi tutulacağında kuşku yoktur.
Toplantının sükun ve düzenini, bildirimde (2911 sayılı Kanunun 3 ve 10. maddeleri) yazılı amaç dışına çıkılmamasını sağlamakla yükümlü ve sorumlu olan düzenleme kurulu, bunun için gereken önlemleri alır ve gerektiğinde güvenlik kuvvetlerinin yardımını ister. Toplantının amacı dışına çıktığı veya düzen içinde gerçekleşmesini imkânsız gördüğü takdirde kurul veya toplanamadığı takdirde kurul başkanı dağılma kararı alır ve durumu derhâl yetkili kolluk amirine bildirir. (2911 sayılı Kanunun 12. maddesi)
Toplantı ve gösteri yürüyüşüne silah, araç, alet veya maddeler veya sloganlarla katılanların tanınması ve uzaklaştırılmasında düzenleme kurulu güvenlik kuvvetlerine yardım etmekle yükümlüdür.
2911 sayılı Kanunun 12. maddesinde yazılı görevleri yerine getirmeyen düzenleme kurulu üyeleri, anılan Kanunun 28/3. maddesi gereğince cezalandırılır.
Olay tutanağı, tespit tutanağı, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; PKK/KCK terör örgütü elebaşısı … … Kenya’da yakalanarak Türkiye’ye getirilişini protesto etmek amacıyla düzenlenen yürüyüş ve basın açıklaması sırasında sanığın, üzerinde “15 Şubat uluslararası komplosunu kınıyoruz” ibaresinin yer aldığı pankartı taşıdığı ve “biji serok apo, başkansız yaşam olmaz, öcalan ben kurban” şeklinde slogan attığı somut olayda; atılan sloganların ve taşınan pankartın, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2007/9-69-99 sayılı ve Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 05.06.2002 tarih 5079-6668 sayılı kararlarında da işaret olunduğu üzere TCK’nın 215. maddesinde düzenlenen “kamu düzeni açısından açık ve yakın bir tehlikenin ortaya çıkması halinde suçu ve suçluyu övme” suçunun oluşacağı, bu husustaki takdir ve değerlendirmenin mahkemeye ait olduğu da gözetilerek, sanık hakkında 2911 sayılı Kanunun 24/3. maddesi gereğince kolluk marifetiyle işlem yapılması gerektiğinde şüphe bulunmadığının tespiti ile yapılan incelemede:
Ayrıntıları Dairemizin 09.02.2016 tarih ve 2015/7466 Esas 2016/1025 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere; olay tarihi ve yeri, sanığın muhatap kitle üzerindeki etkisi, toplantının olaysız dağılmış olması da gözetildiğinde, atılan sloganların ve taşınan pankartın terör örgütünün cebir, şiddet ve tehdit içeren yöntemlerini öven, meşru gösteren ya da bu yöntemlere başvurulmasını teşvik eden bir muhteva da içermediğinin anlaşılması karşısında terör örgütü propagandası suçunun unsurlarının oluşmadığı gözetilerek;
Sanık hakkında TCK’nın 215. maddesinde tanımlanan suçu ve suçluyu övme suçunun unsurları ve cezalandırılma şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği tartışılarak sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini yerine yazılı şekilde karar verilmesi,
2)Kabul ve uygulamaya göre de;
Suç tarihinde 65 yaşını ikmal eden ve daha önce hapis cezasına mahkum olmayan sanık hakkında tayin edilen kısa süreli hapis cezasının, 5237 sayılı TCK’nın 50/3. maddesi gereğince aynı Kanunun 50/1. maddesindeki seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı BOZULMASINA, 10.12.2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.