Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2006/2091 E. 2006/2491 K. 03.04.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/2091
KARAR NO : 2006/2491
KARAR TARİHİ : 03.04.2006

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 281 ada 6 parsel sayılı 4256.38 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ham toprak niteliğiyle davalı Hazine adına tesbit edilmiştir. Davacı …, yasal süresi içerisinde irsen intikal taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine ve çekişmeli parselin tespit gibi davalı Hazine adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı … tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece çekişmeli taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğu ve zilyetlikle mülk edinme şartlarının davacı taraf yararına gerçekleşmediği kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de yapılan araştırma, inceleme ve uygulama karar için yeterli bulunmamaktadır. Çekişmeli taşınmaz Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğu belirtilmek suretiyle ve ham toprak vasfıyla Hazine adına tesbit edilmiş davacı kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece kadastro tesbit tutanağı ve ekleri komşu parsel bilgileri getirtilip dosya ikmal edildikten sonra mahallinde keşif icra edilmiş keşif sırasında bilgisine başvurulan ziraat bilirkişisinin raporu ile kim veya kimler tarafından çekildiği ve davaya konu taşınmaza ait olup olmadığı bilinmeyen fotoğraf esas alınmak suretiyle hüküm kurulmuştur. Bu tür eksik ve yetersiz soruşturmaya dayanılarak karar verilemez. Doğru sonuca varılabilmesi için taraflardan iddia ve savunmalarıyla ilgili varsa tüm delillerinin ibarzı istendikten sonra 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 36. maddesi hükmü nazara alınarak keşif giderlerini yatırması için davacı tarafa süre verilmeli, verilen makul süre içerisinde davacı tarafça keşif giderleri mahkeme veznesinde depo edildiği takdirde dava konusu taşınmaz üzerinde yerel bilirkişi taraf tanıkları, ve teknik bilirkişi huzuruyla keşif icra edilmelidir. Keşif sırasında varsa yerel bilirkişiler yardımı ve teknik bilirkişi aracılığıyla tarafların dayanağı olan kayıtlar uygulanıp kapsamı belirlenmeli, yerel bilirkişi ve taraf tanıklarından taşınmazın geçmişte ne durumda bulunduğu, kime ait olduğu, kimden nasıl intikal ettiği,kim tarafından ne zamandan beri ne suretle kullanıldığı, kullanmanın ekonomik amaca uygun olup olmadığı, taşınmazın öncesinin mer’a, yaylak, kışlak ve harman yeri gibi kamu orta malı niteliği taşıyan yerlerden bulunup bulunmadığı etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, yargılama sırasında toplanan delillerin tutanağın edinme sebebi sütunundaki beyanlara aykırı düşmesi halinde tesbit bilirkişileri tanık sıfatıyla ve gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle dinlenilip raporla çelişmesi halinde nedeni üzerinde durulup giderilmesine çalışılmalı, davaya konu taşınmaz ve çevresi mahkeme heyetince gözlemlenip taşınmazın
fiziksel yapısı,meyil durumu ve komşu taşınmazlarla birlikte konumu hakkındaki edinilecek müşahide keşif tutanağına yazılmalı, beraberde götürülecek teknik bilirkişiye uygulanan kayıtların kapsamını belirtir keşfi takibe imkan verir kroki düzenlettirilmeli, ve bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Mahkemece davacı taraf zilyetliğe dayandığı halde arazi başında usulüne uygun keşif yapılıp gösterilecek zilyetlikle ilgili taraf tanıkları dinlenilmeden ve yerel bilirkişi yardımı alınmadan yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz temyiz itirazları bu nedenle yerinde bulunduğundan kabulüyle hükmün BOZULMASINA, 3.4.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.