YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/224
KARAR NO : 2006/447
KARAR TARİHİ : 06.02.2006
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 101 ada 446 parsel sayılı 10282.23 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olması nedeniyle ham toprak vasfı ile davalı … adına tespit edilmiştir. Davacı …, yasal süresi içinde kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğin dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davalı … aleyhine açılan davanın husumetten reddine, Hazine aleyhine açılan davanın reddi ile çekişme konusu taşınmazın tespit gibi davalı … adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı … tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece çekişmeli taşınmazın tarım arazisi niteliğinde bulunduğu, zilyetlikle mülk edinme şartlarının davacı taraf yararına gerçekleşmediği kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm için yeterli bulunmamaktadır. Kadastro tesbiti sırasında çekişmeli taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğu belirtilmek suretiyle Hazine adına tesbit edilmiş; davacı, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile mülk edinme şartlarının adına gerçekleştiği nedenine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece dosyanın ikmalinden sonra mahallinde yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişi taşınmazın öncesinin üzüm bağı olup 30 yılı aşkın süredir yenilenmek suretiyle davacı tarafça kullanıldığını ifade etmiş uzman ziraat mühendisi ise taşınmazın teraslamaya tabi tutulmadığını, üzerinde yeni dikilmiş 2000 adet bağ çubuğunun olduğunu ve kuru tarım arazisi niteliğinde bulunduğunu bildirmiştir. Yerel bilirkişi beyanıyla uzman bilirkişi raporu çeliştiği halde bu çelişkinin nedeni üzerinde durulmamış, usul hükümleri gereğince zilyet tanığının arazi başında dinlenilmesi gerekirken davacı tanığı duruşmada dinlenilmiş yerel ve uzman bilirkişi tarafından mahkemeye aktarılan bilgilerin doğruluğu, komşu parsel tutanak ve dayanaklarıyla denetlenmemiş, arazinin niteliğinin belirlenmesi ve kullanımı hususunun açıklığa kavuşturulması bakımından tesbit bilirkişileri dinlenilmeden hüküm kurulmuştur. Bu tür eksik ve yetersiz soruşturmaya dayanılarak karar verilemez. Doğru sonuca varılabilmesi için öncelikle taraflardan iddia ve savunmalarıyla ilgili tüm delilleri sorulup celbedilmeli, bundan sonra mahallinde yaşlı, yöreyi iyi bilen ve tarafsız kişiler arasından seçilecek yerel bilirkişilerle taraf tanıkları ve uzman bilirkişiler huzuruyla keşif icra edilmelidir. Keşif sırasında varsa tarafların dayandığı kayıtlar uygulanıp kapsamı belirlenmeli, dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan taşınmazın geçmişte ne durumda bulunduğu, kime ait olduğu, kimden nasıl intikal ettiği, varlığı ileri
./…
2006/224-447 S/2
sürülen eski bağ çubuklarının kim tarafından ve ne zaman dikildiği, yenilenmenin hangi tarihte yapıldığı, etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, uzman ziraat mühendisinden taşınmazın niteliğini belirtir ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı, bilirkişi raporunun önceki raporla çelişmesi halinde bu çelişkinin nedeni üzerinde durulup giderilmeye çalışılmalı, tesbite aykırı sonuca varıldığı takdirde tesbit bilirkişileri tanık sıfatıyla ve gerekirse yüzleştirme yapılmak suretiyle dinlenilip aykırılığın giderilmesine çalışılmalı, beraberde götürülecek teknik bilirkişiye keşif takibe imkan verir kroki düzenlettirilmeli, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Eksik incelemeyle yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulüyle hükmün BOZULMASINA, 6.2.2006 gününde oybirliği ile karar verildi.
…