Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2006/2332 E. 2006/2652 K. 10.04.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/2332
KARAR NO : 2006/2652
KARAR TARİHİ : 10.04.2006

MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ

Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 101 ada 343 parsel sayılı 3859.88 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz irsen taksimen, intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı … adına tesbit edilmiştir. Davacı …, yasal süresi içerisinde trampa ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne ve çekişmeli parselin davacı … adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece çekişmeli taşınmazın … …’e ait iken ölümü ile yeğeni …’e O’nun yaptığı takaslada davacı …’na intikal ettiği kabul edilmek sureti ile hüküm kurulmuş isede; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama karar için yeterli bulunmamaktadır. 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 30/1. maddesinde “kadastro tutanaklarında beyanlarına başvurulan kişiler bu beyanlarına gerekçe gösterilerek itiraz edilmedikçe yeniden dinlenmezler. Ancak hakim kadastro tutanağındaki beyanla duruşma sırasında topladığı deliller arasında çelişki görürse bunu gidermek için tutanakta beyanlarına başvurulan kimseleri tanık sıfatı ile yeniden dinleyebilir” hükmü yer almış bulunmaktadır. Bu hükümden de anlaşılacağı üzere tespit bilirkişilerinin yargılama sırasında yerel bilirkişi olarak dinlenmeleri mümkün değildir. Şartlar mevcut olduğu takdirde ancak tanık sıfatı ile dinlenebilirler. Yasanın bu açık hükmüne rağmen mahkemece tespit bilirkişisi … …’in yerel bilirkişi olarak dinlenilmesi ve tutanağa aykırı düşen beyanına dayanılarak hüküm kurulması doğru değildir. Ayrıca, taşınmazın davalının babası …’e mi yoksa halası …’ye mi ait olduğu hususunun açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Bir diğer ifade ile uyuşmazlığın çözümü taşınmazın geçmişte kime ait olduğu ve nasıl intikal ettiğinin belirlenmesine bağlı bulunmaktadır. Bu konuda dinlenen yerel bilirkişi ve tanık beyanları birbiri ile çeliştiği halde mahkemece yüzleştirme yapılmak sureti ile bu çelişkinin giderilmesine çalışılmaması taşınmazın geçmişte kime ait olduğunun, kimden nasıl intikal ettiğinin, davalının babasına ait ise ölümünden sonra taksim edilip edilmediğinin, edilmişse kime isabet ettiğinin araştırılmaması doğru bulunmadığı gibi; davalının halası …’ye ait olması durumunda O’nun ölümü ile intikalin ne suretle gerçekleştiği …’nin mirasçısının bulunup bulunmadığı, varsa mirasçılar arasında taksim yapılıp yapılmadığının veya bu yerin muris … tarafından yeğeni …’e bağışlanıp bağışlanmadığının araştırılmaması da isabetsizdir. Bütün bunlardan ayrı olarak taşınmazın malikinin belirlenmesi konusunda komşu parsel tutanak ve dayanaklarından yararlanılmaması, tespite aykırı sonuca varıldığı halde tespit bilirkişilerinin tanık sıfatı ile dinlenilip bilgilerinin alınmaması da usule aykırıdır. Bu tür eksik ve yetersiz soruşturmaya dayanılarak karar verilemez. Doğru sonuca varılabilmesi için; öncelikle çekişmeli taşınmaza komşu tüm parsellerin tutanak ve dayanağını oluşturan belgelerle davalının babası ve halası ile ilgili veraset ilamları veya aile nüfus kayıtları ve bu kişilerden intikal edip tespitleri yapılan tüm taşınmazlarla ilgili tutanaklar getirtilip dosya ikmal edildikten sonra mahallinde yerel bilirkişi taraf tanıkları ve teknik bilirkişi huzuru ile keşif icra edilmelidir. Keşif sırasında taşınmazın geçmişte kime ait olduğu, kimden nasıl intikal ettiği, kim tarafından ne zamandan beri ne suretle kullanıldığı, davalının halası …ye ait ise O’nun tarafından yeğeni …’e bağışlanma gibi bir durumun bulunup bulunmadığı, etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel tutanak ve dayanakları ile denetlenmeli, yargılama sırasında toplanan delillerin tutanaktaki bilgilere aykırı düşmesi halinde tespit bilirkişileri tanık sıfatı ile ve gerekirse yüzleştirme yapılmak sureti ile dinlenilip aykırılığın giderilmesine çalışılmalı, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Eksik inceleme ile yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 10.4.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.