Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2006/2368 E. 2006/2952 K. 17.04.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/2368
KARAR NO : 2006/2952
KARAR TARİHİ : 17.04.2006

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 127 ada 9, 135 ada 2, 128 ada 20 parsel sayılı 1646.31, 817.18 ve 720.15 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı … adına tespit edilmiştir. Davacı …, yasal süresi içinde 127 ada 9, 135 ada 2, 128 ada 20 parseller hakkında murisi …’e ait olduğu iddiasına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda; 120 ada 9, 135 ada 2, 128 ada 20, 146 ada 27 parsellerin 1/6’şar hissenin …, …, … adına, kalanın … adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı … tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece davacının davasının kabulü ile 120 ada 9, 135 ada 2, 128 ada 20 ve 146 ada 27 parsellerin 1/6 hissesinin …, 1/6 hissesinin …, 1/6 hissesinin … ve 3/6 hissesinin … adına tapuya tesciline karar verilmiş isede; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm için yeterli bulunmamaktadır. Davacı, yasal süresi içerisinde mahkemeye müracaat ederek davaya konu taşınmazların ortak miras bırakanları …’e ait iken ölümü ile mirasçılarına intikal ettiği ve mirasçıları arasında usulüne uygun olarak yapılmış bir taksimin bulunmadığını belirterek taşınmazların hisseleri oranında … mirasçıları adına tescilini talep ve dava etmiştir. Davalı …, çekişmeli taşınmazların ortak muris bırakanları …’den intikal ettiğini, mirasçılar arasında usulüne uygun olarak yapılmış bir taksimin bulunmadığını, ancak; Annesi …’in taşınmazlardaki 1/4 hissesinin 10.5.1985 tarihli senetle satın aldığını, kararda bu hususun nazara alınması gerektiğini bildirmiştir. Mahkemece çekişmeli taşınmazların tutanak asılları, tarafların dayandıkları satış senetleri, mirasçılık belgesi getirtilip dosyaya konulmuş ve yapılan yargılama sonunda davacının ancak kendi hissesini dava edebileceği temel ilkesinden hareket edilerek yukarıda yazılı olduğu şekilde hüküm kurulmuştur. Belirtildiği gibi mahkemece yapılan araştırma, inceleme ve uygulama yeterli bulunmadığı gibi değerlendirmede dosya kapsamına uygun düşmemektedir. 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 30/2. maddesinde “kadastro komisyonlarından gönderilen tutanaklar ile mahalli mahkemelerden devredilen dosyaların muhtevasından malik tespiti yapılamadığı veya dava açan mirasçının dışında başka mirasçılarında bulunduğu anlaşıldığı takdirde, hakim re’sen lüzum gördüğü diğer delilleri toplayarak taşınmaz malın kimin adına tescil edileceğine karar vermekle yükümlüdür. Taşınmaz malın ölü bir şahsa ait olduğu anlaşılır ve mirasçıları da tespit edilemezse ölü olduğu yazılmak sureti ile o şahsın adına tescil kararı verilir.” Hükmü yer almış bulunmaktadır. Bu hükme göre mahkemece tarafların ortak miras bırakanı …’in davacıdan başka mirasçılarının olduğu dava dilekçesinden ve dosyaya ibraz edilen … Sulh Hukuk Mahkemesinin 30.4.1986 tarih 1986/202-241 sayılı kararından anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece … mirasçılarının belirlenip hak sahibi olmalarının tespiti halinde davada taraf olup olmamalarının sonuca etkili olamayacağı nazara alınarak adlarına tescil kararı verilebileceği kanunun açık hükmü gereğidir. Mahkemece dava dilekçesindeki açıklığa rağmen kanunun belirtilen hükmünün gözardı edilmesi doğru değildir. Ayrıca davalı yargılama sırasında taşınmazlardaki annesi …’a ait olan hissenin kadastro tespitinden önce kendisine satıldığını bildirmiş ve bu yönde düzenlenen senedi ibraz etmiştir. Mahkemece satış senedinin mahalline uygulanıp kapsamının belirlenmemesi ve mirasçılar arasında hisse devrinin bulunup bulunmadığının araştırılmaması da isabetli değildir. Bu tür eksik ve yetersiz soruşturmaya dayanılarak karar verilemez. Doğru sonuca varılabilmesi için taraflardan iddia ve savunmaları ile ilgili tüm delilleri sorulup celbedilmeli, bundan sonra mahallinde yerel bilirkişi, taraf tanıkları ve teknik bilirkişi huzuru ile keşif icra edilmelidir. Arazi başında icra edilecek keşif sırasında tarafların dayandıkları tüm kayıtlarla satış senetleri ve hisse devri ile ilgili belgeler uygulanıp kapsamları belirlenmeli, dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan taşınmazların niteliği, intikali, tasarrufu ve mirasçılar arasında hisse devri yapılıp yapılmadığı etraflıca sorulup saptanmalı, teknik bilirkişiye uygulanan kayıtların kapsamını belirtir ve keşfi takibe imkan verir kroki düzenlettirilmeli, tespite aykırı sonuca varıldığı takdirde tespit bilirkişileri tanık sıfatı ile dinlenilip aykırılığın giderilmesine çalışılmalı, bundan sonra yargılama sırasında … mirasçılarının zapta geçen beyanları da nazara alınmak ve tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle bir karar verilmelidir. Mahkemece belirtilen şekilde araştırma ve inceleme yapılmaması ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 30/2. maddesi hükmünün nazara alınmaması isabetsiz olduğu gibi kabule görede; davacının aynı nedenlere dayanılarak bir başka dosyada davaya konu ettiği 146 ada 27 numaralı parsel bu dosyada davaya konu edilmediği ve hakkında herhangi bir inceleme ve araştırmada yapılmadığı halde bu taşınmaz hakkında da hüküm kurulması, davaya konu 127 ada 9 parsel olduğu halde gerekçeli kararın hüküm fıkrasında 120 ada 9 parsel yazılması, dosyadaki veraset ilamına göre muris …’ün 9 mirasçısı bulunduğu halde 6 mirasçısı varmış gibi hisselendirme yapılıp davalıya (kabul şekline göre) az hisse verilmesi, 127 ada 9 parsel üzerindeki evin davalının oğlu … … tarafından kadastro tespitinden önce yapıldığı mahkemece yapılan araştırma ile belirlendiği halde kararda bu belirlemeye uygun olarak muhdesat yönünden bir hüküm kurulmaması da usul ve yasaya aykırı, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 17.4.2006 gününde oybirliği ile karar verildi.