Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2006/2782 E. 2006/3610 K. 15.05.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/2782
KARAR NO : 2006/3610
KARAR TARİHİ : 15.05.2006

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 126 ada 140 parsel sayılı 5229.57 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz satın alma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalılar Amir, Hacı Bekir, ve Hüseyin Turhal adlarına tespit edilmiştir. Davacılar … … ve arkadaşları, yasal süresi içinde taşınmazın murisleri Hacı …’dan intikal ettiği ve miras hisseleri bulunduğu iddiasına dayanarak dava açmışlardır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne ve çekişmeli parselin Hacı … mirasçıları adına payları oranında tesciline karar verilmiş; hüküm, davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece çekişmeli taşınmazın tarafların ortak miras bırakanı Hüseyin oğlu Hacı …’a ait olduğu, kök murisin taşınmazı davalılara satışı ile ilgili 5.9.1997 tarihli senette davalıların (alıcıların) imzalarının bulunmaması sebebiyle satışın geçerli bulunmadığı ve ayrıca taşınmazların davalılara teslim de edilmediği gerekçe gösterilmek suretiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hükme yeterli olmadığı gibi değerlendirmede dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Çekişmeli taşınmaz Hüseyin oğlu Hacı …’a ait iken O’nun satışı ve zilyetliğine devretmesi ile davalılara intikal ettiği ve halen onların zilyetliğinde bulunduğu belirtilmek suretiyle tespit edilmiş, davacılar Hacı Bekir mirasçısı oldukları ve hisselerinin bulunduğu nedenine dayanarak dava açmış, mahkemece yukarıda özetlendiği şekilde hüküm kurulmuştur. Çekişmeli taşınmazın davacıların murisi Hacı …’a ait iken 5.9.1997 tarihli senetle davalılara satıldığı, taşınmazın tapuda kaydının bulunmadığı, senetteki imzanın satıcıya ait olduğu, senedin çekişmeli taşınmazı kapsadığı ve senedin imzalandığı tarihde murisin akli melekelerinin yerinde olduğu, mahkemece yapılan araştırma ile belirlenmiştir. Bu konularda taraflar arasında bir uyuşmazlık da bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık satış senedinin geçerli olup olmadığı ve taşınmazın davalılara teslim edilip edilmediği konularındadır. Taşınmazın davacıların murisi tarafından davalılara satışına ilişkin senedin, satıcının imzasının inkar edilmemesi ve içeriğinin doğru olduğunun senedi imzalayan tanıklar tarafından teyit edilmesi ve sahteliğinin ileri sürülmemesi nedeniyle geçersizliğinden söz edilemez. Bir an için senedin alıcıların imzalarını ihtiva etmemesi nedeniyle geçersiz olduğu kabul edilse bile, senedin geçersiz olması veya usulüne uygun olarak düzenlenmemesi satışın geçersizolduğu sonucunu doğurmaz. Davalılar, taşınmazın satışını, satış senedi ve tanık beyanları ile isbat edeceğini ileri sürmüştür. 3402 sayılı Kadastro Kanununa göre davacı ve davalılar iddia ve savunmalarını bilirkişi ve tanık beyanı veya her türlü delille isbat edebilirler. Hal böyle olunca; mahkemece taraflardan iddia ve savunmaları ile ilgili tüm delilleri sorulup celbedildikten sonra mahallinde, yerel bilirkişi, tarafların isimlerini bildirdikleri ve bildirecekleri tanıklar, senette isimleri bulunan kişilerle, muhtar ve ihtiyar heyeti üyeleri huzuru ile keşif icra olunmalıdır. Arazinin başında icra edilecek keşif sırasında dinlenecek bu şahıslardan, taşınmazın satışı, teslimi, kullanımı hususunda ayrıntılı ve gerekçeli bilgi alınmalı, satıcı ile davalıların aynı çatı altında ikamet edip etmedikleri soruşturulup, davalıların babası tarafından sürdürüldüğü ifade olunan tasarrufun neye dayalı olduğu açıklattırılmalı, bundan sonra tüm deliler birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Eksik incelemeye dayanılarak karar verilmesi isabetsiz, tamyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 15.5.2006 gününde oybirliği ile karar verildi.