YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/3532
KARAR NO : 2006/5436
KARAR TARİHİ : 13.07.2006
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
MUTERİZ : …
Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 104 ada 278 ve 373, 117 ada 56, 69 ve 70 parsel sayılı 5267 ve 2333, 6126.17, 11287.49 ve 11853.80 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar irsen intikal, taksim, satın alma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle … … …’a ait olmakla birlikte Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduklarından söz edilerek malikhaneleri açık tespit edilmiştir. Kadastro sırasında 143 ada 10 parsel sayılı 93.56 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz irsen intikal, taksim, satın alma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle (Yargıtay 8.Hukuk Dairesinin ilgili bozma kararında dava konusu olmadığının kabul edildiği açıklanarak) … … … adına tespit ve 31.5.2000 tarihinde hükmen tescil edilmiştir. Davacılar tarafından davalılar aleyhine, Asliye Hukuk Mahkemesine açılan tescil davası, … … ‘ın tescile itiraz istemiyle açtığı karşılık dava ile birleştirildikten sonra, davaya konu olan parseller hakkında tutanak düzenlenmiş olması nedeniyle Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır. Kadastro Mahkemesinde çekişmeli parsel tutanakları ve dava dosyaları birleştirilerek yapılan yargılama sonunda; çekişmeli 104 ada 278 ve 373, 117 ada 56, 69 ve 70 ile 143 ada 10 sayılı taşınmazların davalı Hazine adına tesciline karar verilmiş; hüküm, … … …tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, temyize konu 104 ada 278 ve 373 sayılı parsellerin kamu orta malı mer’a olduğu Asliye Hukuk Mahkemesinde yapılan yargılama ile berillenmiş olup, bu kararın temyiz eden yönünden derecattan geçmek suretiyle de kesinleştiği belirlendiğine; mahkemece bu husus nazara alınmak suretiyle hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığına göre davacı M…. …’ın 104 ada 278 ve 373 sayılı parsellere ilişkin tüm temyiz itirazlarının REDDİNE,
2-Davacı-Davalı M…. …’ın 143 ada 10 sayılı parsele ilişkin temyizine gelince; Mahkemece temyize konu 143 ada 10 sayılı parselin davaya konu olduğu ve zilyetlikle mülk edinme şartlarının davacı yararına gerçekleşmediği kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; değerlendirme dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Temyize konu taşınmazın … ve … tarafından Asliye Hukuk Mahkemesine açılan ve Kadastro Mahkemesine devredilen tescil davasının kapsamında kalmadığı gibi, M…. … tarafından açılan karşı dava dilekçesi kapsamında bulunmadığı da yapılan uygulama ile belirlenmiştir. Hükmüne uyulan Yargıtay Yüksek
./..
Sh:2
2006/3532-5436
8.Hukuk Dairesinin 19.9.1995 tarih 994/10068 esas, 1995/9169 sayılı ilamında da 143 ada 10 sayılı parselin davaya konu olmadığı açıkça belirtilmiştir. Ayrıca bu parselin Kadastro tesbiti sırasında M…. …adına tesbit edildiği, … ve …’ın tesbite itiraz suretiyle ikame ettikleri dava sonunda mahkemenin 29.12.1999 tarih 3-22 sayılı ilamı ile tescile karar verilip, bu kararın kesinleştiği anlaşılmaktadır. Mahkemece taşınmazın davaya konu olmadığı nazara alınmadan kesinleşmiş ilamla oluşan sicili ortadan kaldıracak şekilde hüküm kurulması yasaya aykırıdır.
3- Davacı M…. …’ın 117 ada 56, 69 ve 70 sayılı parsellere ilişkin temyizine gelince; Mahkemece dava ve temyize konu parsellerin Hazine adına tesciline karar verilmiş ise de; değerlendirme dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Çekişmeli taşınmazlar kadastro tesbiti sırasında Asliye Hukuk Mahkemesinin 1996/32 sayılı dosyası ile davalı olduklarında bahisle malik haneleri açık bırakılmak suretiyle 18.7.1996 tarihinde haklarında tutanak tanzim edilmiştir. Tesbite esas olan dava 7.1.1983 tarihli dilekçe ile davacılar … ve … tarafından açılan tescil davasıdır. Davacılar, bu taşınmazlarla ilgili davadan 1992 yılında vaz geçmişlerdir. Vazgeçme kesin hükmün sonuçlarını doğurur. Tesbit tarihinde bu parsellerle ilgili olarak açılmış bir dava bulunmamaktadır. Tesbit tarihinden dört yıl önce vazgeçilen dava esas alınarak tutanak düzenlenmesi ve bu tutanak esas alınarak yargılama yapılması doğru değildir. 117 ada 56, 69 ve 70 sayılı parsellerin tesbitlerinin yapıldığı tarihte derdest bir davanın bulunmadığı nazara alınarak bu taşınmazların kadastrosunun olağan usullere göre yapılıp tamamlanması için tutanakların Kadastro Müdürlüğüne gönderilmesine karar verilmesi gerekirken, Mahkemece tesbitten önceki vazgeçme beyanı nazara alınmadan yargılamanın sürdürülüp yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
Temyiz itirazlarının bu nedenlerle kabulü ile hükmün 2 ve 3 nolu bentlerde yazılı nedenlerle BOZULMASINA, 13.07.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.
…