YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/4770
KARAR NO : 2006/6271
KARAR TARİHİ : 05.10.2006
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 138 ada 15, 16, 17, 18, 19, 20 parsel sayılı ve 1053.65, 1274.14, 1081.11, 1268.86, 2187.50, 2391.54 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar irsen intikal, taksim ve Kadastro Yasası’nın 46/1. maddesi şartlarının gerçekleşmesi nedeniyle 15 ve 17 parseller …, 16 ve 18 parseller … , 19 ve 20 parseller … adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine, yasal süresi içinde 4753 sayılı Yasa ile oluşan tapu kayıtları ile taşınmazların öncesinin mer’a olduğu ve mer’adan açıldığı iddiasına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine ve çekişme konusu 138 ada 15, 16, 17, 18, 19 ve 20 parsellerin tespit gibi tescillerine karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine vekili tarafından tespit edilmiştir.
Mahkemece çekişmeli taşınmazların tarım arazisi niteliğinde bulunduğu, 4753 sayılı Kanun’a göre Hazine adına oluşturulan tapu kaydının ihdasından önce adına tescil kararı verilenler yararına zilyetlikle mülk edinme şartlarının gerçekleştiği kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm için yeterli bulunmamaktadır. 4753 sayılı Kanun’a göre kurulan Toprak Komisyonlarının çalışması sırasında çekişmeli taşınmazların mer’adan elde edilmek suretiyle tarla haline getirildiği belirtilmiş ve bu tesbite dayanılarak Hazine adına tapu oluşturulmuştur. Kadastro tesbiti sırasında Hazine adına oluşturulan tapu kayıtlarının davaya konu parselleri kapsadığı ancak kaydın oluşmasından önce zilyetleri yararına mülk edinme şartlarının gerçekleştiği belirtilmek suretiyle taşınmazların tesbiti yapılmış davacı Hazine, arazilerin öncesinin kamu orta malı mer’a olup zilyetlikle iktisap edilmelerinin mümkün bulunmadığı nedenine dayanarak dava açmıştır. Davalılar, Şevval 1285 tarih 75 ila 129 numaralı tapu kaydı ile vergi kaydının ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanmışlardır. Mahkemece tarafların dayandığı tapu ve vergi kayıtları getirtildiği halde davalıların dayandığı kayıtlar mahalline uygulanıp kapsamı belirlenmemiş, tüm komşu parsellerin onaylı tutanak suretiyle dayanağı olan belgeler getirtilmediği için uygulamada bu kayıtlardan yararlanılmamış, öncesinin mer’a olduğunu bildiren belirtmelik tutanağında ismi yazılı tüm ilgililer arazi başında dinlenilip taşınmazların niteliğinin belirlenmesi hususunda bilgileri alınmamıştır. Ayrıca davacı Hazine, belirtmelik tutanağında yazılı olduğu üzere taşınmazların mer’adan elde edildiğini ileri sürmüştür.
Mer’aya ilişkin uyuşmazlıklarda yerel bilirkişilerin komşu köylerde ikamet edip davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilmesi, taraf tanıklarının da aynı yönteme uygun olarak belirlenmesi gerekir. Mahkemece bu gerek yerine getirilmeden taşınmazların tesbit gördüğü yerleşim merkezindeki bilirkişi ve tanık beyanlarına değer verilerek hüküm kurulmuştur. Bu itibarla araştırma, inceleme ve uygulamanın yeterli olduğundan söz edilemez. Doğru sonuca varılabilmesi için öncelikle tarafların dayandıkları tüm tapu ve vergi kayıtları komşu parsel bilgileri varsa bölgeyle ilgili mer’a norm kararı ve haritası celbedilip dosya ikmal edildikten sonra mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, komşu köylerde ikamet edip davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişilerle aynı yönteme uygun olarak tesbit edilecek taraf tanıkları, teknik ve uzman bilirkişiler huzuruyla keşif icra edilmelidir. Taşınmazların başında icra edilecek keşifler sırasında davacı Hazine’nin dayanağını oluşturan tapu kaydı ve haritası davalıların dayandığı vergi kaydıyla Şevval 1285 tarih 74 ila 129 numaralı tapu kayıtları belirtmelik tutanak ve haritası ile varsa mer’a norm kararı ve haritası ayrı ayrı okunup bu kayıtlarda yazılı hudutlar yerel bilirkişilere zeminde tek tek göstertilmeli, kayıtlarda yazılı olup yerel bilirkişilerce gösterilemeyen hudutların tesbiti için taraflara tanık dinletme imkanı sağlanmalı, bilirkişi ve tanıkların arazide gösterdiği hudutlar teknik bilirkişiye haritasında işaretlettirilmeli, dinlenecek yerel bilirkişi ve tarafsız tanıklardan taşınmazların geçmişte ne durumda bulunduğu, kime ait olduğu kimden nasıl intikal ettiği, kim tarafından ne zamandan beri ne suretle kullanıldığı, öncesinin kamu orta malı niteliğinde mer’a olup olmadığı etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel tutanak ve dayanaklarıyla denetlenmeli, tesbit ve belirtmelik tutanağındaki beyanlara aykırı sonuca varıldığı takdirde bu tutanaklarda ismi yazılı tüm ilgililer tanık sıfatıyla arazi başında dinlenilip aykırılığı giderilmesine çalışılmalı, uzman ziraat mühendisinden arazinin niteliğini belirtir ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı, beraberde götürülecek teknik bilirkişiye uygulanan tüm tapu ve vergi kayıtlarının kapsamını belirtir taşınmaların bu kapsama göre konumunu gösterir ve keşfi takibe imkan verir kroki düzenlettirilmeli, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Eksik incelemeyle yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulüyle hükmün BOZULMASINA, 5.10.2006 gününde oy birliği ile karar verildi.