YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/4848
KARAR NO : 2006/8020
KARAR TARİHİ : 18.12.2006
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
Mal beyanında bulunmamak suçundan sanık …’in 5358 sayılı Kanun’la değişik 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 337/1. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 7/1. maddeleri uyarınca 200 Yeni Türk Lirası idari para cezası ile cezalandırılmasına dair, … İcra Mahkemesinin 15.6.2005 tarihli ve 2005/154-178 sayılı kararına yönelik itirazın reddine dair … Ağır Ceza Mahkemesinin 26.7.2005 tarih 2005/252 müteferrik sayılı kararını yönelik kapsayan dosya incelendi,
Dosya kapsamına göre, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 195/1. maddesinde “suç yalnız veya birlikte adli para cezasını veya müsadereyi gerektirmekte ise sanık gelmese bile duruşma yapılabilir. Bu gibi hallerde sanığa gönderilecek davetiye ile gelmese de duruşmanın yapılacağı yazılır” denmesi karşısında, 30.5.2005 tarihli oturum sonunda duruşmanın 28.6.2005 tarihine bırakılmasına karar verildiği halde, 15.6.2005 tarihinde duruşma açılarak, sanığın yokluğunda hüküm kurulması suretiyle savunma hakkının kısıtlanmasında isabet görülmemekle kararın 5271 sayılı CMK’nun 309. maddesi uyarınca bozulması lüzumu, Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün 7.7.2006 gün ve 31457 sayılı Yazılı Emirlerine atfen Yargıtay C.Başsavcılığının 25.7.2006 gün ve Y.E:2006/166249 sayılı tebliğnamesiyle istenilmiş olmakla,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Dosya kapsamına göre, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 195/1. maddesinde düzenlenmiş olan, “suç yalnız veya birlikte adli para cezasını veya müsadereyi gerektirmekte ise sanık gelmese bile duruşma yapılabilir. Bu gibi hallerde sanığa gönderilecek davetiye ile gelmese de duruşmanın yapılacağı yazılır” şeklindeki hükmü karşısında, … İcra Mahkemesince 30.5.2005 tarihli oturum sonunda duruşmanın 28.6.2005 tarihine bırakılmasına karar verilmesine rağmen, müşteki vekilinin talebi üzerine sanığa meşruatlı davetiye çıkarılmadan duruşmanın 15.6.2005 tarihine alınmasına karar verilip, sanığın yokluğunda anılan tarihte duruşma açılarak hüküm kurulması suretiyle savunma hakkının kısıtlandığı gözetilmeden, itirazın bu yönden kabulü yerine reddine karar verilmesi isabetsizdir.
Bu nedenle Yargıtay C.Başsavcığınının yazılı emre atfen düzenlediği tebliğname yerinde görülmekle ve kanuna aykırılığın giderilmesinin de başkaca çözümünün mümkün bulunmadığı anlaşılmakla, uygulamada birliğin sağlanması amacıyla … Ağır Ceza Mahkemesinin 26.7.2005 gün ve 2005/252 sayılı müteferrik kararının 5271 sayılı CMK’nun 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, hükümlü hakkında cezanın çektirilmemesine, dosyanın Yargıtay C.Başsavcılığına TEVDİİNE 18.12.2006 gününde oybirliği ile karar verildi.