YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/5148
KARAR NO : 2006/7957
KARAR TARİHİ : 14.12.2006
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 139 ada 62 parsel sayılı 17053,65 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı … adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine, yasal süresi içinde tapu kaydı ve taşınmazın kaçak ve yitik kişilerden kaldığı iddiasına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne ve çekişmeli parselin davacı Hazine adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece davacı Hazine’nin dayanağını oluşturan kanunu evvel 1941 tarih 142 numaralı tapu kaydının davaya konu parseli kapsadığı kabul edilmek sureti ile hüküm kurulmuş isede; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm için yeterli bulunmamaktadır. Çekişmeli taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı adına tespit edilmiş; davacı Hazine, taşınmazın yasalar gereğince Devlete intikal eden yerlerden olduğu ve Hazine adına tapulu bulunduğu nedenine dayanılarak dava açmıştır. Mahkemece tapu kaydı getirtildiği halde mahalline yeterli şekilde uygulanıp kapsamı belirlenmemiş, kaydın mahalli bilirkişilerce bilinemeyen hudutlarının tespiti için taraflara tanık dinletme imkanı sağlanmamış, tespite aykırı sonuca varıldığı halde tespit bilirkişileri tanık sıfatı ile dinlenilip aykırılığın giderilmesine çalışılmadan hüküm kurulmuştur. Bu tür eksik ve yetersiz soruşturmaya dayanılarak karar verilemez. Doğru sonuca varılabilmesi için öncelikle taşınmazı kenardan çevreleyen tüm taşınmazların (derenin ötesindeki parsellerde dahil olmak üzere) onaylı tutanak suretleri ile dayanağı olan belgeler getirtilip dosya ikmal edildikten sonra mahallinde yerel bilirkişi, taraf tanıkları ve teknik bilirkişi huzuru ile keşif icra edilmelidir. Arazinin başında icra edilecek keşif sırasında davacı tarafın dayanağını oluşturan tapu kaydı, ihdasından itibaren tüm tedavülleri ile okunup kayıtta yazılı hudutlar yerel bilirkişilere zeminde tek tek göstertilmeli, yerel bilirkişilerce gösterilemeyen hudutların tespiti için taraflara tanık dinletme imkanı sağlanmalı, yerel bilirkişi ve tanıklarca zeminde gösterilen hudutlar teknik bilirkişiye haritasında işaret ettirilmeli, dinlenecek bilirkişi ve tanıklardan taşınmazın geçmişte ne durumda bulunduğu, kime ait olduğu, kimden nasıl intikal ettiği, yasalar gereğince Devlete intikal eden yerlerden olup olmadığı, etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, teknik bilirkişiye uygulanan kayıtların kapsamını belirtir, keşfi takibe imkan verir kroki düzenlettirilmeli, bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel tutanak ve dayanakları ile denetlenmeli, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilmeli, deliller değerlendirilirken dayanılan kaydın taşınmaza ait olduğunun kabul edilebilmesi için en az üç hududunun taşınmazın çevresinde bulunması gerektiği nazara alınmalı ve ayrıca kaydın gayri sabit hudutlu olması halinde miktarı ile geçerli bulunduğu düşünülüp miktar fazlası üzerinde davalı yararına zilyetlikle iktisap şartlarının oluşup oluşmadığı tartışılmalı, varılacak sonuca göre hüküm kurulmalıdır. Mahkemece belirtilen şekilde araştırma, inceleme ve değerlendirme yapılmaması isabetsiz olup temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 14.12.2006 gününde oybirliği ile karar verildi.