YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/5210
KARAR NO : 2006/6569
KARAR TARİHİ : 13.10.2006
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 108 ada 57 parsel sayılı 40471.84 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz davacının zilyetliğinde iken rehin senedi ile davalıya verildiğinden bahisle davalı adına tespit edilmiştir. Davacı rehin olarak verdiği yerin usulsüz olarak davalı adına tesbit edildiğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine, çekişmeli parselin tespit gibi davalı adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece taraflar arasında yapılan “Para faizsiz, tarla icarsız paranın belli bir süre içerisinde ödenmemesi halinde taşınmazın mülkiyetinin alacaklıya geçeceğine” dair sözleşmeye dayanarak davanın reddine ve taşınmazın para alacaklısı davalı adına tesciline karar verilmiş ise de; değerlendirme dosya kapsamına ve yasaya uygun düşmemektedir. Taşınmazın davacı …’a ait olduğu ve davalı …’ten alınan 525.000.000 TL’ye karşılık zilyetliğinin davalıya devredildiği hususunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık borcun süresinde ödenmemesi halinde mülkiyetin alacaklıya geçeğine dair taraflar arasında yapılan 12.09.2002 ve 14.05.2003 tarihli sözleşmelere değer verilip verilemeyeceği konusundadır. 743 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 788.maddesinde aynen “Borçlu, borcunu tediye etmediği suretle alacaklıya gayrimenkulü temellük etmek selahiyeti veren her türlü mukavele batıldır.” hükmü yer almış, aynı hükme yeni Medeni Kanun’un 873.maddesinde de yer verilmiştir. Anılan yasa hükmü karşısında belli bir süre sonra borcun ödenmemesi halinde mülkiyetin alacaklıya geçeceğine dair her türlü şart geçersizdir. Böyle bir sözleşmeye dayanılarak taşınmazın para alacaklısına geçtiği kabul edilemez. Hal böyle olunca; davacının davasının kabulüne karar verilmesi gerekir. Yasa’nın açık hükmüne rağmen geçersiz sözleşmeye değer verilerek hüküm kurulması doğru değildir. Temyiz itirazlarının bu nedenle kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 13.10.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.