Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2006/5380 E. 2006/7208 K. 16.11.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/5380
KARAR NO : 2006/7208
KARAR TARİHİ : 16.11.2006

MAHKEMESİ:Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu,
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Yargıtay bozma ilamında özetle; Mahkemece yapılan araştırma, inceleme ve uygulamanın hüküm vermeye yeterli olmadığı; doğru sonuca varılabilmesi için tüm komşu parsellerin tutanak ve dayanağını oluşturan belgeler getirtilip dosyaya konulması, tespit tapu kaydının başka parsellere revizyon görüp görmediği araştırılıp revizyon görmüşse bu parsellerin tutanak örneklerinin getirtilmesi; bundan sonra mahallinde usulen keşif icra olunarak tespite esas tapu kaydı oluşturulduğu tarihten itibaren okunup hudutlarının zeminde tek tek gösterilmesi, kaydın bilinemeyen hudutlar yönünden taraflara tanık dinletme imkanı sağlanıp kapsamlarının duraksamaya yer vermeyecek şekilde tespit edilmesi; dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan taşınmazın geçmişte ne durumda bulunduğu, kime ait olduğu, kimden nasıl intikal ettiği, kim tarafından ne zamandan beri ne suretle kullanıldığı, kullanımın ekonomik amaca uygun bulunup bulunmadığının etraflıca sorulup saptanması; yerel bilirkişi ve tanık beyanlarının komşu parsel tutanak ve dayanaklarıyla denetlenmesi; beraberde götürülecek teknik bilirkişiden kayıtların kapsamlarını belirtir ve keşfi takibe imkan verir ayrıntılı rapor alınması, toplanacak delillerle tutanakta yazılı beyanlara aykırı sonuca ulaşılması halinde tespit bilirkişileri tanık sıfatıyla dinlenerek aykırılığın giderilmesine çalışılması, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilecek sonuca göre karar verilmesi; kabule göre de davacıların davası reddedildiği ve olayda 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 30. maddesi hükmünün uygulama bulunmadığı halde tespitin iptaline karar verilmesinin isabetsizliği” gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda; çekişmeli 41, 42 ve 43 parsellerdeki Hazine paylarının tasdikine, geriye kalan tespitlerin iptali ile hisseleri oranında kök muris.mirasçıları adlarına tesciline; 42 parsel üzerinde (A) harfi ile gösterilen muhdesat evin .r, (B) harfi ile gösterilen muhdesat evin .’a, 43 parsel üzerinde (B, F ve G) harfleri ile gösterilen muhdesat ev ve meyve ağaçlarının., (C) harfi ile gösterilen muhdesat evin ., (H ve İ) harfleri ile gösterilen muhdesat ev ve samanlığın.’e ait olduklarının kütüklerin beyanlar hanesine şerh verilmesine karar verilmiş; hüküm, davacı … temsilcisi ile müdahiller . ve . vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, hükmü temyiz eden M. . ve müşterekleri yararına taşınmazlar üzerinde 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14. maddesinde öngörülen zilyetlikle mülk edinme şartlarının gerçekleşmediği mahallinde yapılan keşif, uygulama, yerel bilirkişi, tanık anlatımı ve uzman bilirkişi raporları ile belirlendiğine göre müdahil . ve arkadaşları vekili Av. .’nın tüm temyiz itirazlarının REDDİNE,
2- Hazine temsilcisinin temyizine gelince; mahkemece çekişmeli taşınmazların tarım arazisi niteliğinde bulunduğu, kamu yararına tahsis edilen Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan veya yasalar gereğince Devlete intikal eden yerlerle ilgisinin olmadığı, tespite esas olan tapu kayıtlarının davaya konu parselleri kapsadığı kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş isede; değerlendirme dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Çekişmeli taşınmazlar K.Sani 1294 tarih 388 ve Şubat 1930 tarihli tapu kaydı ve zilyetlik nedeniyle davalılar adına tespit edilmiş, Hazine bu taşınmazların Hazineye ait olduğu nedenine dayanarak dava açmıştır. Davalıların dayanağını oluşturan tapu kaydı bayır ve çayır hudutludur. Bu kayıtlar her yerde bulunabilen hudutlar olup, bu hudutlara dayanarak kaydın davaya konu parselleri kapsadığını kabul etmek mümkün değildir. Nitekim yargılama boyunca bilgisine başvurulan bir çok yerel ve teknik bilirkişi kaydın bu yere ait olmadığını ifade etmişlerdir. Ayrıca dinlenen yerel bilirkişi ve tanıkların çoğunluğu taşınmazların kısmen taşlık olup tarım ziraatinde kullanılmadığını ancak davalıların olarak bildiklerini söylemişlerdir. Uzman … mühendisleri taşınmazların % 15-20 eğimli olup taşınmazlar ve çevresinin tarımı engelleyecek tarzda taşlık olup hiç bir şekilde tarım toprağı olarak kullanılmadığını ve imar ihyaya konu edilmediğini bildirmişlerdir. Uzman bilirkişi raporları, yerel bilirkişi ve tanık sözleri, kesinleşen komşu parsel tutanak ve dayanakları nazara alındığında taşınmazların Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğu, imar ihyaya konu olmadığı, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14 ve 17. maddesinde yazılı şartların davalı … zilyetler yararına gerçekleşmediği anlaşılmaktadır. Bu durumda Hazinenin davasının kabulüne, tespitlerin iptaline, taşınmazların Hazine adına tapuya tesciline, taşınmazlar üzerinde kadastro tespit tarihi itibariyle mevcut olan muhtesatların sahibi, cinsi, ihdas tarihi ve iktisap sebebi belirtilmek suretiyle kütüğün beyanlar hanesine yazılmasına karar verilmesi gerekir. Mahkemece tapu kaydının taşınmazlara uymadığı, zilyetlikle iktisap şartlarınında davalılar yararına gerçekleşmediği nazara alınmadan yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz, Hazinenin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 16.11.2006 gününde oybirliği ile karar verildi.