Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2006/5382 E. 2006/6598 K. 16.10.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/5382
KARAR NO : 2006/6598
KARAR TARİHİ : 16.10.2006

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 107 ada 6 parsel sayılı taşınmaz Asliye Hukuk Mahkemesinde yüzölçümünün davalı olması nedeniyle miktarı boş bırakılarak harici satış tapu kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle … ve … , … ve … adına hisseli olarak tespit edilmiş, Kadastro Yasası’nın 5. maddesince davalı olduğundan Kadastro Mahkemesine gönderilmiştir. Davacılar tarafından davalılar aleyhine Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan yüzölçümü düzeltilmesi davası nizalı taşınmaz hakkında tutanak düzenlenmiş olması nedeniyle Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır. Yargılama sırasında … ve …, hisse devraldıkları ve tespit hisseleri gibi tescil istemi ile, D.S.İ. Genel Müdürlüğü kamulaştırma sahası içinde kaldığı iddiasına dayanarak davaya katılmıştır. Kadastro Mahkemesince çekişmeli parsel tutanağı ile dava dosyası birleştirilerek yapılan yargılama sonunda; davacıların davasının kısmen kabulü ile çekişme konusu 107 ada 6 parselin teknik bilirkişi rapor ve krokisinde (A) ile gösterilen 24734.64 metrekarelik kısmının Hazine adına, (B) ile gösterilen 147.97 metrekarelik kısmın 1/6 hissesinin …, 1/6 hissesinin … …, 2/6 hissesinin …, 2/6 hisseninin … adına tesciline karar verilmiş; hüküm davacılar … ve … vekili, müdahil D.S.İ. Genel Müdürlüğü ve davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-D.S,İ. Genel Müdürlüğü vekili, davaya konu 107 ada 6 sayılı parselin tamamının kamulaştırıldığını, bu nedenle parselin D.S.İ. Genel Müdürlüğü adına tescil edilmesi gerektiği gerekçesi ile hükmü temyiz etmiştir. D.S.İ. Genel Müdürlüğünün davacıların tapusunu kapsadığı 3676 metrekarelik kısmı kamulaştırdığı, kamulaştırma kararının bu miktar için alınıp, bedelinin ödendiği, taşınmazın geri kalan bölümü için alınmış bir kamulaştırma kararı ve bedel ödeme gibi bir durumun bulunmadığı dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Taşınmazın tamamının kamulaştırılması düşünülen alan içerisinde kalması, o yerin kamulaştırıldığı anlamına gelmez. Bu durumda kamulaştırılan 3676 metrekarelik kısmın ifrazen D.S.İ. Genel Müdürlüğü adına tescil edilip, D.S..İ Genel Müdürlüğünün fazlaya ilişkinin talebinin reddine karar verilmesi gerekir. Mahkemece kamulaştırma ile ilgili işlemin değerlendirilmesinde hataya düşülerek yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
2- Hazine ve davacıların temyizine gelince; Hazine’nin temyizi davacılar adına zilyetliğe dayanılarak tescile karar verilen 147.97 metrekarelik bölüme; davacıların temyizi ise; tapu kaydı kapsamında kalıp D.S.İ. Genel Müdürlüğünce kamulaştırılan 3676 metrekarelik bölümün dışında kalan ve Hazine adına tescil edilen kısma (21.058.64 metrekare) yöneliktir. D.S.İ. Genel Müdürlüğü tarafından kamulaştırılan alan tapu kaydı kapsamında kalmaktadır. Kayıt gayri sabit hudutlu olup, kapsam dışında kalan arazinin kamulaştırılmasıda söz konusu değildir. Kayıt kapsamı dışında kalan kısım üzerindeki uyuşmazlığın zilyetlik hükümleri esas alınmak suretiyle çözümlenmesi gerekir. Arazinin niteliği ve zilyetlik konusunda mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli bulunmamaktadır. Dinlenen yerel bilirkişi ve tanıklar taşınmazın tasarrufu, intikali ve kullanımı hususunda maddi olaylara dayalı yeterli bilgi vermedikleri gibi, uzman bilirkişi raporlarıda birbiri ile çelişmektedir. Taşınmazın başında 11.3.2004 tarihinde icra edilen keşifte görev alan uzman ziraat mühendisi … “taşınmazın hafif eğimli, geçmişte uzun yıllar tarım arazisi olarak kullanılan” bir arazi bölümü olduğunu bildirdiği halde, 20.10.2000 tarihli keşifte görev alan ziraat mühendisi …, “Eğimce yüksek tepelerin doruklarındaki düzlük kısımlar şeklindedir, belirgin bir yapı ve eğim farklılığı ile taşınmazlardan ayrılmaktadır…..” ifadelerini kullanmıştır. Bu ibarelerden taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğu anlaşılmakta, ancak imar ihya hususunda hiç bir açıklık ihtiva etmemektedir. Eksik ve yetersiz soruşturmaya dayanılarak karar verilemez. Doğru sonuca varılabilmesi için kayıt kapsamı dışında kalan taşınmaz üzerinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişi, taraf tanıkları ve uzman bilirkişiler huzuru ile keşif icra olunmalıdır. Taşınmazın başında icra edilecek keşif sırasında, dinlenecek yerel bilirkişi ve taraf tanıklarından taşınmazın geçmişte ne durumda bulunduğu, kime ait olduğu, kimden nasıl intikal ettiği, kim tarafından ne zamandan beri ne suretle kullanıldığı, öncesinin Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olup olmadığı, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden ise imar ihyaya konu edilip edilmediği, ihyanın hangi tarihte başladığı ve ne zaman bitirildiği, yüksek tepelerin doruklarında yer aldığı bildirilen taşınmazın nasıl ve hangi araçlarla kullanıldığı, kullanmanın ekonomik amaca uygun olup olmadığı, bir diğer ifade ile 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14. ve 17. maddelerinde yazılı şartların gerçekleşip gerçekleşmediği etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, uzman ziraat mühendisleri kurulundan arazinin niteliği ile ilgili ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı, bilirkişi raporları öncekilerle çeliştiği takdirde nedeni üzerinde durulup giderilmeye çalışılmalı, yerel bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel tutanak ve dayanakları ile denetlenmeli, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilip sonucuna göre karar verilmelidir. Eksik inceleme ile yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA 16.10.2006 gününde oybirliği ile karar verildi.