Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2006/5440 E. 2006/7532 K. 24.11.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/5440
KARAR NO : 2006/7532
KARAR TARİHİ : 24.11.2006

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

Gerçeğe aykırı beyanda bulunmak suçundan sanık … hakkında yapılan yargılama sonucunda, 5358 sayılı Kanun’la değişik 2004 İcra ve İflas Kanunu’nun 338/1. maddesindeki eyleme ilişkin cezanın hafif hapis cezasından hapis cezasına dönüştürüldüğü, sanığın müsnet suçtan dolayı kovuşturulabilmesi için hakkında iddianame düzenlenmesi gerektiğinden bahisle, 5271 sayılı Ceza muhakemesi Kanunu’nun 223/8. maddesi gereğince muhakemenin durmasına, sanık hakkında müsnet suçtan iddianame tanzimi için dosyanın Kırıkkale Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine dair, Kırıkkale İcra Mahkemesinin 10.05.2006 tarihli ve 2006/232-332 sayılı kararına yönelik itirazın reddine ilişkin, Kırıkkale Ağır Ceza Mahkemesinin 12.05.2006 tarihli ve 2006/222 müteferrik sayılı kararını kapsayan dosya aleyhine … Bakanlığından verilen 20.07.2006 gün ve 33864 sayılı yazılı emrini içeren Yargıtay C.Başsavcılığının 12.09.2006 gün ve Y.E.2006/177504 sayılı tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle incelendi,
Tebliğnamede, dosya kapsamına göre, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5358 sayılı Kanun’la değşiik 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 346/3. maddesindeki “Bu bapta yer alan suçlarla ilgili davalara, “İcra Mahkemesince bakılır” ve aynı Kanun’un “Muhakeme Usulü” başlıklı 349/1. maddesindeki “Şikayet dilekçe ile veya şifahi beyanla yapılır. Dilekçeyi veya dava beyanını alan icra mahkemesi duruşma için hemen bir gün tayin edip şikayetçinin imzasını alır ve maznuna celpname gönderir. Şahit gösterilmişse o da çelp olunur” hükümleri uyarınca anılan Kanun’da yer alan suçlar ile ilgili kovuşturmanın, doğrudan icra mahkemesine yapılacak şikayetler üzerine yapılması gerektiği, 338/1. maddesinde düzenlenen gerçeğe aykırı mal beyanında bulunmak suçu yönünden farklı bir muhakeme usulü öngörülmediği gözetilmeden itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesi isabetsiz olduğundan, anılan hükmün 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi gereği bozulmasına işaret edilmiştir.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Dosya kapsamına göre, 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren 5358 sayılı Kanun’la değişik 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 346/3. maddesindeki “Bu bapta yer alan suçlarla ilgili davalara icra mahkemesince bakılır” ve aynı Kanun’un “Muhakeme Usulü” başlıklı 349/1. maddesindeki “şikayet dilekçe ile veya şifahi beyanla yapılır. Dilekçeyi veya dava beyanını alan İcra Mahkemesi duruşma için hemen bir gün tayin edip şikayetçinin imzasını alır ve maznuna celpname gönderir. Şahit gösterilmişse o
da celp olunur” hükümleri uyarınca anılan Kanun’da yer alan suçlarla ilgili kovuşturmanın doğrudan icra mahkemesine yapılacak şikayetler üzerine yürütülmesinin gerektiği, kaldı ki İİK’nun 338. maddesinde alacaklının şikayeti arandığı gibi, bu maddede düzenlenen suç yönünden farklı bir muhakeme usulü de öngörülmediği gözetilmeden, itirazın kabulü yerine reddine karar verilmesi isabetsizdir.
Bu nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının yazılı emre atfen düzenlediği tebliğname yerinde görülmekle ve kanuna aykırılık halinin giderilmesinin de başkaca hallinin mümkün bulunmadığı anlaşılmakla, uygulamada birliğin sağlanması amacıyla Kırıkkale Ağır Ceza Mahkemesinin 12.05.2006 gün ve 2006/222 müteferrik sayılı kararının BOZULMASINA, 24.11.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.