Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2006/5453 E. 2006/7338 K. 17.11.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/5453
KARAR NO : 2006/7338
KARAR TARİHİ : 17.11.2006

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

Mal beyanında bulunmamak suçundan sanık … hakkında yapılan yargılama sonucunda, takibe konu alacağın günün ekonomik koşulları veya paranın satın alma gücü karşısında bu miktar borcu karşılayacak para veya malın borçlunun nezdinde bulunabileceğinden bahisle sanık hakkında ceza tayinine yer olmadığına dair, … 8. İcra Mahkemesinin 17.11.2005 tarihli ve 2005/1189-1542 sayılı kararına yapılan itirazın reddine ilişkin, … 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 30.11.2005 tarihli ve 2005/652 değişik … sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
Dosya kapsamına göre, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5252 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 7.maddesinin başlığı, 5349 sayılı Kanunla “Hafif hapis ve hafif para cezalarının idari para cezasına dönüştürülmesi” olarak değiştirilerek aynı maddenin 1.fıkrasında, “Kanunlarda hafif hapis veya hafif para cezası olarak öngörülen yaptırımlar idari para cezasına dönüştürülmüştür” hükmüne yer verildiği, yine 01 Haziran 2005 tarihli Mükerrer Sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 5358 sayılı Kanunla değişik 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nda bir kısım suçların cezai yaptırımı tazyik hapsine, 337. maddesinden kaynaklanan eylemlerin yaptırımı ise disiplin hapsine dönüştürülmüş olması sebebiyle, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 24, 5252 sayılı Kanun’un 9/3 ve 5237 Türk Ceza Kanunu’nun 7/2. maddeleri hükümleri gözetilmek suretiyle öncelikle lehe olan Kanun’un tesbit edilerek, Mahkemesince bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin, itirazın kabulü yerine reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden anılan kararın 5271 sayılı CMK’nun 309. maddesi uyarınca bozulması lüzumu, Yüksek … Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün 7.9.2006 gün ve 40537 sayılı Yazılı Emirlerine atfen Yargıtay C.Başsavcılığının 21.9.2006 gün ve 2006/211213 sayılı tebliğnamesiyle istenilmiş olmakla,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Dosya kapsamına göre, … 1. İcra Müdürlüğünün 2005/4604 esas sayılı takip dosyası ile sanık hakkında 309.51 YTL miktarındaki alacak için ilamsız takibe geçildiği, ödeme emrinin 21.4.2005 tarihinde usulüne uygun tebliğine rağmen sanığın mal beyanında bulunmadığı gibi, alacağı karşılayacak miktarda haciz de yapılmamış ise de; suç tarihinde yürürlükte bulunan 4949 sayılı Kanun’la değişik 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 337/1. maddesi 2. cümlesine göre “borçlunun haczi kabil mallarını alacaklının bildiği veya bilmesilazım geldiği takdirde yahut borcu karşılayacak miktarda malın haczedilmesi halinde borçluya ceza verilmez” hükmü mevcut iken, 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nda Değişiklik Yapılmasına Dair 5358 sayılı Kanun’un 7. maddesi ile değişik İİK’nun 337. maddesinde “borçlunun haczi kabil mallarını alacaklının bildiği veya bilmesi lazım geldiği” cümlesi çıkarılmış, bunun yerine “alacaklının alacağını karşılayacak miktarda malın haczedilmesi veya borcun ödenmesi halinde, bu ceza düşer.” hükmün getirilmiştir. Borç miktarının 309.5 YTL olduğu dikkate alındığında suç tarihi itibariyle sanığın lehine olan kanunun 4949 sayılı Kanun’la değişik 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 337/1. maddesi olduğu açıktır. Hayatın sürdürülebilmesi için her kişinin asgari ücret miktarı kadar gelirinin olduğunun kabulü gerekir. Aksini kabul hayatın olağan akışına aykırı düşer. Sanığın borcunun miktarının asgari ücretin altında olması nedeniyle haczi kabil mallarını bildiği kabul edilmelidir. İcra mahkemesince bu gerekçeyle sanık hakkında ceza tayinine yer olmadığına dair verilen karar ve bu karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin … 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 30.11.2005 tarih ve 2005/652 değişik … sayılı kararı isabetli bulunmuştur. Bu nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının tebliğnamesindeki düşünceye iştirak edilmemiştir.
Yargıtay C.Başsavcılığının Yazılı Emre atfen düzenlediği tebliğname yerinde görülmediğinden kanun yararına bozma talebinin REDDİNE, dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 17.11.2006 gününde oybirliği ile karar verildi.