Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2006/5546 E. 2006/7953 K. 14.12.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/5546
KARAR NO : 2006/7953
KARAR TARİHİ : 14.12.2006

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Yargıtay bozma ilamında özetle; “Asliye Hukuk Mahkemesinde yapılan keşifte davacı tapusunun dava konusu yere uyduğu, davalı tapusunun ise bir kısım hudutlarının uyduğu, Tapulama Mahkemesinde yapılan keşifte ise kayıtların uymadığının bilirkişiler tarafından bildirildiği, çelişkinin giderilmesi için üçüncü keşfin yapılmasının gerektiği, kayıtların bu yere ait olup olmadığının kesin şekilde belirlenmesi, zilyetliğin başlangıç tarihi, davalılara hangi tarihte geçtiğinin saptanması” gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda; çekişmeli parselin müdahil …, davalı … ve bir kısım … mirasçıları adlarına tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı … ve müdahil …, … ve … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece davacıların dayanağını oluşturan Haziran 1338 tarih, 99 nolu tapu kaydı ve tedavüllerinin taşınmaza uymadığı, tesbite esas olan ve davalıların dayandığı 1958 tarih 80 nolu tapunun taşınmazı kapsadığı kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm için yeterli bulunmadığı gibi değerlendirme de dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Mahkemece Yargıtay bozma ilamına uyulduğu halde bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir. Bozmaya uyulmakla taraflar yararına usuli müktesep hak oluşur. Bu hakkın korunması için bozmada işaret edilen hususların eksiksiz olarak yerine getirilmesi gerekir. Bozmaya uyulduğu halde tapu kayıtları mahalline yeterli şekilde uygulanmamış, tapu kayıtlarının birbirini hudut gösterdiği nazara alınmadan değerlendirme yapılmıştır. Tarafların dayanağını oluşturan tapu kayıtları ihdasından itibaren tetkik edildiği ve yargılama safahatında yerel bilirkişi ve tanıkların verdiği bilgiler göz önünde bulundurulduğu takdirde kayıtların birbirini hudut okuduğu açıkça anlaşılmaktadır. (kayıttan da anlaşılacağı üzere davalıların tapusunda doğuda okunan … tarlasının 504 ve 506 sayılı parseller olduğu kuzeyde… caddesinin güneyde ise … … tarlasının zeminde mevcut olduğu batıda Hafız tarlasının davacı tapusunun ilk maliklerinden … olduğu “Haziran 338 tarih 99 nolu tapuda malik olarak gösterilenlerden biri de … dir.” Davacılar tapusunda doğuda okunan camcılar tarlasının ise davalı tapusunun kapsadığı alanın ilk maliki olduğu ve bu suretle iki tapunun birbirini hudut okuduğu anlaşılmaktadır.) Bu durumda taraf tapularının birbiriyle çakışması söz konusu değildir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık sınır uyuşmazlığı niteliğinde bulunmaktadır. Öncelikle davacı ve davalıların dayandığı tapu kayıtları yaşlı, tarafsız ve yöreyi iyi bilen yerel bilirkişiler aracılığıyla uygulanıp kapsamı belirlenmeye ve özellikle camcılar tarlasının batı hududunun nereden geçtiği saptanmaya çalışılmalı, bir diğer ifadeyle taraflar arasındaki ortak sınırın bilirkişi ve tanıklar marifetiyle tesbiti yoluna gidilmelidir. Taraflar arasındaki ortak sınır yerel bilirkişi ve tanıklar aracılığıyla tesbit edilemediği takdirde davalılar tapusunun doğudaki … oğlu … tarlasından başladığı ve 11.028 metre yeri kapsadığı, (davalı taraf tapusunun 544, 546 ve 687 nolu parsellerin revizyon gördüğü nazara alınmalı) davacılar tapusunun da davaya konu parselin batı sınırından başlayıp doğuya doğru 5 dönüm yeri içine aldığı kabul edilip bundan sonra … kalan bölüm tapuların miktarlarına oranlanmak suretiyle taraflara bölüştürülüp bu suretle ortak sınır tesbit edilmeli, ve buna göre tescil kararı verilmelidir. Taraf tapuları birbirini hudut okuduğu halde davacı taraf tapusunun taşınmazla ilgili olmadığını kabul dosya kapsamına uygun bulunmadığı gibi kabule göre de taşınmaz 1972 de vefat eden …’den mirasçılarına intikal ettiği ve …’in terekesi iştirak halinde bulunduğu ve taksimde ileri sürülüp ispat edilmediği halde mirasçılık sıfatı bulunmayan … ve … ’a pay verilmesi de usul ve yasaya aykırı temyiz itirazları bu nedenle yerinde bulunduğundan kabulüyle hükmün BOZULMASINA, 14.12.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.