Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2006/5949 E. 2006/7960 K. 14.12.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/5949
KARAR NO : 2006/7960
KARAR TARİHİ : 14.12.2006

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 2664 parsel sayılı taşınmaz Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduğundan söz edilerek miktarı ve malik hanesi açık bırakılmak suretiyle tesbit edilmiştir. Davacılar tarafından davalılar aleyhine Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan tescil davası Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 409/1.maddesi gereği açılmamış sayılmasına karar verilerek sonuçlanmıştır. Kadastro Müdürlüğü tarafından tutanak 3402 sayılı Yasa’nın 5/son maddesi gereğince Kadastro Mahkemesine gönderilmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonunda 3402 sayılı yasa ve Hukuk Usulüne göre mahkemeye intikal etmiş bir dava ve açılmış bir dava bulunmadığından 2664 nolu parselin mahkemede ve Asliye Hukuk Mahkemesinin 1985/54 esas sayılı dosyasında davalı olmadığı Kadastro Müdürlüğüne bildirilerek malik hanelerin doldurularak askı ilanlarının müdürlüklerince yapılmasının istenilmesine, tutanak aslının malik hanesi doldurulmak üzere Kadastro Müdürlüğüne gönderilmesine karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, Kadastro Mahkemesine Hukuk Mahkemesinden intikal etmiş bir dosya bulunmadığı belirtilerek tutanağın malik hanesinin doldurulması için Kadastro Müdürlüğüne gönderilmesine karar verilmiş ise de; değerlendirme dosya kapsamına uygun bulunmamaktadır. Öncelikle incelemeye konu karar Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 388.maddesine uygun olarak düzenlenmemiştir. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 388.maddesinin 2.bendinde; tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerinin karar başlığında yer alacağı açıkça belirtilmiştir. Yargılama sırasında vefat ettiği anlaşılan davacı … … mirasçılarının karar başlığında yasada belirtildiği şekilde gösterilip kararın kendilerine tebliğ edilmemesi yasaya aykırıdır. Ayrıca davacılar … , … … ve … tarafından Asliye Hukuk Mahkemesine 21.01.1985 tarihinde açılan tescil davası tutanağın tanzim edildiği 22.06.1992 tarihinde derdest bulunmaktadır. Tutanağın tanziminden sonra 22.09.1992 tarihinde davacı asillere duruşma günün bildirir (vekilleri vefat ettiği için) davetiye çıkarılmış 27.10.1992 tarihli oturuma bir kısım davacılar gelmiş, davacı …’ya duruşma günü ölü olduğu için tebliğ edilememiştir. Mahkemece 19.01.1993 tarihinde işlemden kaldırma kararı verilmiştir. Asliye Hukuk Mahkemesindeki safahattanda anlaşılacağı üzere tesbitin yapıldığı 22.06.1992 tarihinde dava derdesttir. Tesbitlede Asliye Hukuk Mahkemesinin görevi sona ermiştir. Tesbit tarihinden sonra dosyanın müracaata bırakılıp işlemden kaldırılması, bu dosyanın Kadastro Mahkemesine devri gerektiği ve uyuşmazlığın Kadastro Mahkemesinde çözüleceği hukuksal gerçeğini değiştirmez. Bu itibarla Asliye Hukuk Mahkemesi dosyasının Kadastro Mahkemesine devri sağlanmalı, bundan sonra dosya ile tutanak birleştirilip, deliller toplandıktan sonra gerekli değerlendirme yapılıp sonucuna göre karar verilmelidir. Mahkemece tesbit tarihinde Asliye Hukuk Mahkemesindeki davanın derdest olduğu nazara alınmadan yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz, temyiz itirazları be nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 14.12.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.