YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/608
KARAR NO : 2006/1741
KARAR TARİHİ : 10.03.2006
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 111 ada 68 ve 76 parsel sayılı 27424.09 ve 1428.66 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar zilyetlikle iktisap koşullarının oluşmamış olması nedeniyle Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı, yasal süresi içinde ölünceye kadar bakma sözleşmesine ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine ve çekişmeli 111 ada 68 parselin Hazine, 111 ada 76 parselin davacı adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı ve davalı Hazineyi temsilen Mal Müdürü tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve mahkemece 111 ada 68 sayılı parselin taraflar yönünden kesin hüküm niteliği taşıyan ilam kapsamında kaldığı kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş bulunmasına göre davacının yerinde bulunmayan tüm temyiz itirazlarının reddi ile 111 ada 68 sayılı parsele ilişkin hükmün ONANMASINA,
2- Hazinenin davaya konu 76 sayılı parsele ilişkin temyizine gelince; mahkemece 76 sayılı parselin tarım arazisi niteliğinde bulunduğu, kamu yararına tahsis edilen Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan veya yasalar gereğince Devlete intikal eden yerlerle ilgisinin bulunmadığı ve zilyetlikle mülk edinme şartlarının davacı taraf yararına gerçekleştiği kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; değerlendirme dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Çekişmeli taşınmaz kadastro tespiti sırasında Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden iken 5 yıl önce davacı tarafından sürülüp ekilmeye başlandığı belirtilmek suretiyle Hazine adına tespit edilmiştir. Keşif sırasında bilgisine başvurulan Ziraat Mühendisi …., 9.5.2005 havale tarihli raporunda “davaya konu 76 sayılı parselin kendisini çevreleyen meyilli, taşlı, boşluk ile bütünlük arzeden bir yer olmakla beraber yerleşim alanı ile sınır teşkil eden dar bir alan olması nedeni ile hiçbir şekilde hayvanların otlayabileceği mer’a alanı olarak nitelendirilemeyeceğini, meyil sebebi ile makinalı tarım yapılması güç olduğunu, eğim ve toprak yapısı bakımından ıslah edilerek tarım arazisi olarak kullanılabilecek bir alan niteliği taşıdığını” bildirmiş, yerel bilirkişi ve tanıklarda taşınmazın aslında Hazine adına tescil edilen 68 parsele bir bütün iken aradan geçen kanalla ayrıldığını söylemişlerdir. Tespit tutanağı, zilyetlikle ilgili bilirkişi ve tanık sözleri, bu taşınmazla bir bütün olduğu ifade edilen ve tasarrufa daha elverişli olan 68 sayılı parsel üzerinde mülk edinme şartlarının gerçekleşmediğinin kesin hükümle belirlenmesi, Devletin hüküm ve tasarrufu
altındaki arazi bölümünün ortasında yer alması ve Ziraat Mühendisinin ancak ıslah halinde tarım yapılabileceği yolundaki raporu nazara alındığında taşınmaz üzerinde davacı yararına zilyetlikle mülk edinme şartlarının gerçekleşmediğinin kabulü zorunludur. Kadastro tutanağı resmi belge niteliğinde olup aksinin mutlaka ispat edilmesi gerekir. Mevcut delillerle tutanağın aksinin isbat edildiğini kabul etmek mümkün değildir. Hal böyle olunca; davacının davasının reddine, taşınmazın tespitte olduğu gibi davalı Hazine adına tesciline karar verilmesi gerekir. Mahkemece değerlendirmede hataya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, Hazinenin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 10.3.2006 gününde oybirliği ile karar verildi.