YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/6102
KARAR NO : 2006/8363
KARAR TARİHİ : 27.12.2006
MAHKEMESİ : … 2. İcra Mahkemesi
Alacaklıları zarara uğratmak kastıyla ticari işletmenin borçlarını kısmen veya tamamen ödemeyerek alacaklıları zarara sokmak suçundan sanıklar İsmail Türk ve Serhat …’ın 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 5358 sayılı Kanun’la değişik 333/a maddesi gereğince ayrı ayrı 6 ay hapis ve 5000 gün adli para cezası ile cezalandırılmalarına dair … 2.İcra Mahkemesinin 20.7.2006 tarihli ve 2005/3771 esas, 2006/3717 sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
Dosya kapsamına göre, Dairemizin 23.3.2006 tarihli ve 2005/9852 esas 2006/2086 sayılı ilamında da belirtildiği üzere; sanıklar hakkında 5358 sayılı Kanunla değişik 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 333/a maddesi gereğince hapis cezasının uygulanmasının söz konusu olduğu, bu durumda şikayet dilekçesi ile dava açılamayacağı cihetle, yargılamanın iddianame ile İcra Mahkemesine açılacak dava üzerinden yapılması gerektiği cihetle, şikayet dilekçesinin gereğinin takdir ve ifası için Cunhuriyet Başsavcılığına gönderilmesi gerektiği gözetilmeden yargılamaya devamla yazılı şekilde karar verilmesinde,
Sanıklar hakkında verilen 5000 gün adli para cezasının 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 52/2-3. maddelerine göre bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktarın gösterilmemiş bulunmasında isabet görülmemekle kararın 5271 Sayılı CMK’nun 309. maddesi uyarınca bozulması luzumu, Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün 1.11.2006 gün ve 50302 sayılı Yazılı emirlerine atfen Yargıtay C.Başsavcılığının 15.11.2006 gün ve 2006/271315 sayılı tebliğnamesiyle istenilmiş olmakla,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Dosya kapsamına göre; sanığa isnat olunan suç 5358 Sayılı Yasa’nın 4. maddesiyle değişik 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 333/a maddesinde düzenlenmiş olup, 1. fıkrasında “alacaklının şikayeti üzerine, altı aydan iki yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır”, yine anılan Kanun’un “Muhakeme Usulü” başlıklı 349. maddenin 1. fıkrasında, şikayetin dilekçe ile veya şifahi beyanla İcra Mahkemesine yapılacağı, öte yandan 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren 5358 sayılı Kanun’un 18. maddesiyle değişik 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 346. maddesinin son fıkrasına göre de, “Bu bapta yer alan suçlarla ilgili davalara İcra Mahkemesinde bakılır” hükümleri karşısında, sanığa yöneltilen suç hakkında iddianame ile dava açılmasının gerekmediği, icra mahkemesine verilecek dilekçe ile yargılamaya başlanacağı hususu göz önüne alındığında tebliğnamedeki düşünceye bu yönü ile iştirak edilmemiştir.
Ancak; “Adli para cezası” başlıklı 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 52. maddesinin 1. fıkrasında, “Adli para cezası beş günden az ve kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde yediyüzotuz günden fazla olmamak üzere belirlenen tam gün sayısının bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktar ile çarpılması suretiyle hesaplanan meblağın hükümlü tarafından Devlet Hazinesine ödenmesinden ibarettir.” aynı maddenin 2. fıkrasında, “en az yirmi ve en fazla yüz Türk Lirası olan bir gün karşılığı adli para cezasının miktarı, kişinin ekonomik ve diğer şahsi halleri göz önünde bulundurularak takdir edilir.” 3. fıkrasında ise “kararda, adli para cezasının belirlenmesinde esas alınan tam gün sayısı ile bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktar ayrı ayrı gösterilir.” hükümlerini içermektedir. Madde gerekçesinde de açıklandığı üzere, adli para cezasına hükmedilirken öncelikle suç karşılığı olarak kanundaki sınırlar arasında cezanın bireyselleştirilmesindeki ölçüler esas alınarak gün birimi sayısı saptanmalı, müteakiben kişinin ekonomik ve diğer şahsi halleri göz önünde tutularak bir gün biriminin parasal miktarı tayin edilmeli, daha sonra ise toplam gün birimi sayısı ile bir gün biriminin parasal miktarı çarpılarak, adli para cezasının miktarı tespit edilecektir. Bu düzenlemelere uyulmadan bir gün karşılığı takdir edilen miktarın gösterilmemesi isabetsizdir.
Bu nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Yazılı Emre atfen düzenlediği tebliğname kısmen yerinde görülmekle ve kanuna aykırılığın giderilmesinin de başkaca çözümünün mümkün bulunmadığı anlaşılmakla, uygulamada birliğin sağlanması amacıyla … 2. İcra Mahkemesinin 2005/3771 esas 2006/3717 sayılı kararının 5271 sayılı CMK’nun 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, sair işlemlerin mahallinde yerine getirilmesine, dosyanın mahkemesine iadesi için Yargıtay C. Başsavcılığına TEVDİİNE, 27.12.2006 gününde oybirliği ile karar verildi.