YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/6200
KARAR NO : 2006/7970
KARAR TARİHİ : 14.12.2006
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 183 ada 56 parsel sayılı 32354.98 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz mer’a vasfı taşıması nedeniyle orta malı olarak tespit edilmiştir. Davacılar, yasal süresi içinde irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmışlardır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne ve çekişmeli parselin bir kısmının davacılar adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece çekişmeli taşınmazın temyize konu bölümünün tarım arazisi niteliğinde bulunduğu, kamu yararına tahsis edilen Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerle ilgisi olmadığı gibi kamu orta malı mer’a niteliği de taşımadığı ve zilyetlikle mülk edinme şartlarının davacılar yararına gerçekleştiği kabul edilmek sureti ile hüküm kurulmuş ise de, değerlendirme dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Çekişmeli taşınmaz kadastro tespiti sırasında kamu orta malı mer’a olarak sınırlandırılmış davacı zilyetliğe dayanarak dava açmıştır. Mahkemece bilgisine başvurulan yerel bilirkişi ve tanıkların bir bölümü ile tespit bilirkişileri arazinin öncesinin mer’a olduğunu 15-20 yıl kadar önce davacılar tarafından sürülüp ekilmeye başlandığını diğer bir kısım bilirkişi ve tanıklar ise parselin kadim tarla olduğunu bildirmişlerdir. Aksi ispat edilemeyen tespit tutanağı, taşınmazın 3 tarafının kamu orta malı mer’a ile çevrilmiş olması ve bir kısım yerel bilirkişi ve tanık beyanları nazara alındığında arazinin öncesinin mer’a olduğu anlaşılmaktadır. Mer’aların kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile mülk edinilmesi de mümkün değildir. Bir kısım yerel bilirkişi ve tanıkların tespit tutanağına ve arazinin konumuna uygun düşmeyen mücerret beyanlarına değer verilerek hüküm kurulması doğru değildir. Bu nedenle davacıların davasının reddine, taşınmazın tamamının mer’a olarak sınırlandırılmasına karar verilmesi gerekir. Temyiz itirazlarının bu nedenle kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 14.12.2006 gününde oybirliği ile karar verildi.