Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2006/6461 E. 2006/8405 K. 29.12.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/6461
KARAR NO : 2006/8405
KARAR TARİHİ : 29.12.2006

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 101 ada 47 parsel sayılı 889.106.51 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz kadim kullanım nedeni ile mer’a olarak tesbit edilmiştir. Davacı …, yasal süresi içerisinde kazandırıcı zamanaşımı zilyedliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda, davanın kısmen kabulüne ve çekişmeli parselin fen bilirkişisinin 08.09.2006 havale tarihli ek raporunda “A2” ile belirtilen 5.955.53 metrekarelik kısmının tarla vasfı ile davacı … adına, “A1” ile gösterilen 18.338.23 metrekarelik kısmın orman vasfı ile Hazine adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece çekişmeli taşınmazın temyize konu bölümünün tarım arazisi niteliğinde bulunduğu, kamu yararına tahsis edilen Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan veya yasalar gereğince Devlete intikal eden yerlerle ilgisinin olmadığı zilyetlikle mülk edinme şartlarının adına tescil kararı verilen yararına gerçekleştiği kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm için yeterli bulunmamaktadır. Çekişmeli taşınmaz kamu orta malı mer’a niteliği ile sınırlandırılmış davacı taşınmazın bir bölümünün tarım arazisi niteliğinde bulunduğu ve zilyetlikle mülk edinme şartlarının kendi yararına gerçekleştiği gerekçesiyle dava açmıştır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık çekişmeli taşınmazın davaya konu bölümünün kamu orta malı mer’a niteliği taşıyıp taşımadığı, mer’a değil ise zilyetlikle mülk edinme şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği konusundadır. Mer’aya ilişkin uyuşmazlıklarda yerel bilirkişilerin komşu köylerde ikamet eden yaşlı, tarafsız ve yöreyi iyi bilen şahıslar arasından seçilmesi, taraf tanıklarının da aynı yönteme uygun olarak belirlenmesi gerekir. Mahkemece taşınmazın bulunduğu köyde ikamet eden tek yerel bilirkişinin tutanağa aykırı düşen beyanına dayanılarak hüküm kurulması doğru bulunmamaktadır. Bu tür eksik ve yetersiz soruşturmaya dayanılarak karar verilemez. Doğru sonuca varılabilmesi için öncelikle davaya konu parseli kenardan çevreleyen tüm taşınmazların onaylı tutanak suretleriyle dayanağı olan belgeler varsa bölgeyle ilgili mer’a norm kararı ve haritası celbedilip dosya ikmal edildikten sonra mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen komşu köylerde ikamet edip davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişilerle aynı yöntemle belirlenecek taraf tanıkları ve uzman bilirkişiler huzuruyla keşif icra edilmelidir. Taşınmazın başında icra edilecek keşif sırasında varsa mer’a norm kararı ve haritası uygulanıp kapsamı belirlenmeli, dinlenecek yansız yerel bilirkişi ve taraf tanıklarından taşınmazın geçmişte ne durumda bulunduğu, kime ait olduğu, kimden nasıl intikal ettiği, kim tarafından ne zamandan beri ne suretle kullanıldığı, öncesinin kamu orta malı mer’a veya Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olup olmadığı, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden ise imar ihyanın hangi tarihte başlayıp ne zaman bitirildiği ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14. ve 17. maddelerinde yazılı şartların gerçekleşip gerçekleşmediği etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, bilirkişi ve tanık sözlerinin zemine uygunluğu komşu parsel tutanak ve dayanaklarıyla denetlenmeli, uzman ziraat bilirkişiler kurulundan arazinin niteliğini belirtir ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı, beraberde götürülecek teknik bilirkişiye uygulanan kayıtların ve mer’a norm kararının kapsamını ve bu kapsama göre taşınmazın konumunu belirtir ayrıca keşif takibe imkan verir kroki düzenlettirilmeli, yargılama sırasında toplanan delillerin tutanakta yazılı bilgilere aykırı düşmesi halinde tesbit bilirkişileri tanık sıfatıyla ve gerekirse yüzleştirme yapılmak suretiyle dinlenilip aykırılığın giderilmesine çalışılmalı, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Eksik incelemeyle yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi kabule göre de krokide “A2” bölümü olarak gösterilen kısım teknik bilirkişinin raporunda 5.955.028 metrekare olarak belirtildiği halde bu miktarın kararda 5.955.053 metrekare olarak yazılması da usul ve yasaya aykırı temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulüyle hükmün BOZULMASINA, 29.12.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.