Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2007/1247 E. 2007/1102 K. 03.04.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/1247
KARAR NO : 2007/1102
KARAR TARİHİ : 03.04.2007

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

Taahhüdü ihlal suçundan sanık … 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 340.maddesi gereğince 3 aya kadar tazyik hapsi cezası ile cezalandırılmasına dair, İzmir 9. İcra Mahkemesinin 3.10.2006 tarihli ve 2006/1727-2801 sayılı kararına yönelik itirazın kabulü ile icra mahkemesi kararının kaldırılmasına ilişkin, İzmir 7.Ağır Ceza Mahkemesinin 8.12.2006 tarihli ve 2006/786 müteferrik sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
Dosya kapsamına göre:
İzmir 9.İcra Mahkemesince verilmiş bulunan kararı karşı yapılan itirazın kabul edilerek kaldırılmasına karar verilmiş olunmasına göre, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 271/2.maddesi hükmü doğrultusunda itirazın konusu hakkında da bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin, yeniden duruşma açılmak suretiyle karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine dair, yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemekle kararın 5271 sayılı CMK’nun 309.maddesi uyarınca bozulması lüzumu, Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün 27.2.2007 gün ve 10245 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay C.Başsavcılığının 14.3.2007 gün ve K.Y.B.2007/43487 sayılı tebliğnamesiyle istenilmiş olmakla,
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Dosya kapsamına göre, İzmir 9.İcra Mahkemesince borçlu sanığın İİK.nun 340.maddesi gereğince 3 aya kadar tazyik hapsi cezası ile cezalandırılmasına dair, verilen karara yönelik itiraza bakan İzmir 7.Ağır Ceza Mahkemesince dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, borçlu sanığın geçerli taahhütte bulunmaması sonucu, isnat edilen suçun unsurlarıyla oluşmaması nedeniyle itirazın kabulü ile İzmir 9.İcra Mahkemesinin kararının kaldırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 14.11.2006 tarih ve 2006/220-231 sayılı kararında da açıklandığı üzere “1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5271 sayılı CMK.nun “Tanımlar” başlıklı 2.maddesinin 1.fıkrasının (L) bendinde disiplin hapsinin tanımı; “kısmi bir düzeni korumak amacıyla yaptırım altına alınmış olan fiil dolayısıyla verilen, seçenek yaptırımlara çevrilemeyen, ön ödeme uygulanamayan, tekerrüre esas olmayan, şartlı salıverme hükümleri uygulanamayan, ertelenemeyen ve adli sicil kayıtlarına geçirilemeyen hapsi ifade eder.” olarak yapılmıştır…” disiplin hapsi ve tazyik hapsi yaptırımı 5237 sayılı TCK.nunda düzenlenen yaptırımlardan farklı niteliktedir. Bu nedenle de, duruşma açılarak yapılan bir
…/.
SH:2
2007/1247-1102

yargılama sonunda verilmelerine karşılık, 2004 sayılı İİK.nun 353/1. maddesinde yasa yolu olarak itiraz yasa yolu öngörülmüştür. Anılan hükümler gözetildiğinde, gerek disiplin hapsi gerekse hapsen tazyik yaptırımı tayin edilen kararlar, CMK.nun 223.maddesinde belirtilen “hüküm” niteliğinde değildirler ve bunlar hakkında hükümler için öngörülen yargılama kuralları uygulanamaz.” şeklinde yapılan değerlendirmeden de anlaşılacağı üzere, İcra ve İflas Kanunu’nda müeyyidesi disiplin hapsi ve tazyik hapsi olarak saptanan eylemlerin kabahat olduğu belirtilmiştir.
Ceza Muhakemesi Kanunu anlamında itirazın, kural olarak itiraz olunan kararı veren mahkemeye yapılacağı ve ilk inceleme kararı veren mahkemece gerçekleştirilip, kararın düzeltilebileceği, yerinde görmezse en çok üç gün içinde itirazı inceleyecek mercie göndermesi gerektiği (CMK.md.268/1-2), buna karşılık İcra ve İflas Kanununda İcra Mahkemesinin itiraza tabi verdiği kararlara itirazın 5358 sayılı Yasa ile değişik İİK.nun 353/1. maddesi uyarınca yedi gün içerisinde yargı çevresinde bulunduğu Ağır Ceza Mahkemesine yapılması gerekmekte olup, bu anlamda Ceza Muhakemesi Kanunundaki sistemden ayrıldığı, Ceza Muhakemesi Kanunu’ndaki itiraz kanun yolu bir suç muhakemesi sonucunda verilen yargı kararları için olduğu, nitekim anılan kanunun “İtiraz usulü ve inceleme merciileri” başlıklı 268. maddesinde kararına itiraz edilecek ve itirazı inceleyecek mahkemeler Sulh Ceza, Asliye Ceza, Ağır Ceza ve Bölge Adliye Mahkemesi olarak belirlendiği, buna karşılık İcra ve İflas Kanunu’nda, İcra Mahkemesinin itiraza tabi verdiği disiplin hapsi ve tazyik hapsine ilişkin kararlar, dar ve teknik anlamda “suç” karşılığı verilen kararlar olmadığı, 5271 sayılı CMK.nun 268. maddesinde kararına itiraz edilecek mahkemeler arasında icra mahkemesinin gösterilmediği cihetle, İcra ve İflas Kanunu’nun 353/1. maddesi uyarınca icra mahkemesince verilen itiraza tabi kararlara itirazın yedi gün içerisinde doğrudan Ağır Ceza Mahkemesine yapılması gerektiği, anılan maddede ilk incelemenin icra mahkemesince yerine getirileceğine dair bir düzenlemenin de bulunmadığı gözetildiğinde, itiraz hakkında Ağır Ceza Mahkemesince bir karar verilmesi gerekmekte ise de, bu durum yargılaması tamamlanmış, herhangi bir delil ya da sair araştırma ihtiyacı bulunmayan haller içindir. Nitekim somut olayda icra mahkemesince sanığa İİK.nun 349. maddesi uyarınca çıkarılan meşruhatlı davetiyenin usulüne uygun şekilde tebliğine rağmen duruşmaya katılmamış, ancak müdafii huzurunda verilen üç aya kadar tazyik hapsi ile cezalandırılması kararı söz konusudur. Borçlu sanığa İİK.nun 349.maddesine uygun şekilde duruşma davetiyesi gönderilmeden gıyabında karar verilmesi durumunda Ağır Ceza Mahkemesince itirazın kabulünün gerektiğinin düşünülmesi halinde aynı zamanda borçlu sanığın ödeme şartını ihlal suçundan dolayı İİK.nun 340. maddesi gereğince üç aya kadar tazyik hapsi cezası ile cezalandırılmasına da karar vermesi zorunluluğu nedeniyle borçlu sanığa meşruhatlı duruşma davetiye göndermesi, geldiğinde savunmasını almasını takiben, davetiye tebliğine rağmen gelmediği takdirde ise gıyabında anılan cezayı verebilecektir. Bu durum ancak suç muhakemesi sonucunda verilen yargı kararları için olduğu ve 5271 sayılı CMK.nun 270. maddenin 1. fıkra 1. cümlesinde dayanak bulduğu, oysa ki yukarıda da açıklandığı üzere, icra mahkemesince itiraza tabi olarak verilen disiplin hapsi ve tazyik hapsi kararları “suç” karşılığı verilen kararlar olarak kabul görmemektedir.
Konunun bir kez de Kabahatler Kanunu yönünden irdelenmesinde ise, anılan kanunun “itiraz yolu” başlıklı 29. maddesinde, “(1) Mahkemenin verdiği son karara karşı, yargı çevresinde yer aldığı ağır ceza mahkemesine itiraz edilebilir. Bu itiraz, kararın tebliği tarihinden itibaren en geç yedi gün içinde yapılır. (2) İtirazla ilgili karar, dosya üzerinden inceleme yapılarak verilir. (3) Mahkeme, her bir itirazla ilgili olarak “itirazın kabulüne” veya
…/.
SH:3
2007/1247-1102

“itirazın reddine” karar verir…..” hükmü getirilmiştir. Görüldüğü üzere Kabahatler Kanununda da itirazı inceleyecek Ağır Ceza Mahkemesinin “itirazın kabulüne” veya “itirazın reddine,” karar verir şeklinde düzenleme getirilmiştir. Ancak itirazın kabulüne karar vermesi halinde itirazın konusu hakkında da bir karar vermesi gerektiği hususunda bir düzenleme yok ise de, itirazı kabul eden Ağır Ceza Mahkemesinin bu yönde hüküm oluşturması gerektiği de kuşkusuzdur. Dosya içerisinde araştırılması gereken bir husus ve toplanması gereken bir delil de bulunmadığına göre, itirazın kabulü ile icra mahkemesinin kararının kaldırılmasına karar veren İzmir 7.Ağır Ceza Mahkemesinin, itirazın konusu hakkında da bir karar vermesi gerekirken, bu konuda karar verilmek üzere dosyanın İzmir 9.İcra Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi isabetsizdir.
Bu nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine atfen düzenlediği tebliğname yerinde görülmekle, uygulamada birliğin sağlanması amacıyla İzmir 7.Ağır Ceza Mahkemesinin 8.12.2006 tarih ve 2006/786 müteferrik sayılı kararının BOZULMASINA, sair işlemlerin mahallinde ifasına, dosyanın mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 3.4.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.