YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/1269
KARAR NO : 2007/1021
KARAR TARİHİ : 02.04.2007
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 111 ada 52 parsel sayılı 5717.25 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davacı … adına tespit edilmiştir. Davacı, yasal süresi içinde Hazine ve Köy Tüzel Kişiliğine husumet yönelterek adına tespit edilen 111 ada 52 parselin tahminen 50.000 metrekare olduğu halde eksik tespit edildiğinden yüzölçümünün doğru olarak adına tescilini istemiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine ve 111 ada 52 parsel sayılı taşınmazın 5717.25 metrekare olarak tespit gibi tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece dava konusu yapılan taşınmazın davacı tarafça son 5-10 yıldır kullanılmadığı ve zilyetliğin kesintiye uğradığı kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de, yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm için yeterli bulunmamaktadır. Davacı, Hazine ve Köy Tüzel Kişiliğine husumet yönelterek adına tespit edilen 111 ada 52 parselin yüzölçümü yaklaşık 50.000 metrekare olduğu halde 5717.25 metrekare olarak eksik tespit edildiğini iddia etmiştir. Mahkemece yapılan keşif sonucu ibraz edilen 2.10.2006 tarihli teknik bilirkişilerin krokili raporunda dava konusu edilen yerin (A) ile gösterilen 1935.27 metrekarelik kısmının Hazine adına ham toprak vasfı ile tespit edilip kesinleşerek Hazine adına tescil edilen 111 ada 218 parsel içerisinde ve (B) harfi ile gösterilen 24077.66 metrekarelik kısmının ise mera vasfı ile orta malı olarak tespit edilen 111 ada 201 parsel içerisinde kaldığı anlaşılmıştır. Mahkemece süresinde itiraz edilerek dava açılan 111 ada 128 ve 111 ada 201 parsellerin tespit tutanaklarının aslı celp edilerek davalı hale getirilmemiştir. Mahkemece 19.8.2005 tarihinde yapılan keşifte mahalli bilirkişiler ve davacı tanıkları davacının 5 dönümden fazla yerinin bulunmadığı, davacının dava konusu edilen yeri kullanmadığı, köyün hayvanlarının otladığını beyan etmişler, keşif sonucu dosyaya ibraz edilen ziraat bilirkişi raporunda da, taşınmazın mera vasfında olduğunu belirtmiştir. Oysa daha sonra 7.9.2006 tarihinde yapılan keşifte mahalli bilirkişiler, davacı tanıkları ve tespit bilirkişisi nizalı yerin davacının babasından intikal ettiği, 30-40 yılı aşkın tarla olarak zilyet bulunduğunu, mera olmadığını beyan etmişler, ayrıca dinlenen ziraat bilirkişisi raporunda dava konusu edilen krokisinde (A) ve (B) olarak gösterilen kısımların 2.sınıf tarım arazisi olduğu ve en az 20-25 yıldır kesintisiz
…/.
SH:2
2007/1269-1021
tarımsal faaliyette kullanıldığını ifade etmiştir. Böylece yapılan her iki keşifte bilgisine başvurulan mahalli bilirkişi ve tanıkların çelişkili beyanları ile uzman ziraat mühendislerinin arazinin niteliği hususunda farklı beyanları arasındaki çelişkiler giderilmeye çalışılmadan hüküm kurulmuştur. Bu tür eksik ve yetersiz soruşturmaya dayanılarak karar verilemez. Doğru sonuca varılabilmesi için; öncelikle dava konusu edilen 111 ada 218 ve 111 ada 201 parsellerin tutanak asılları celp edilerek kesinleşen 218 parsel davalı hale getirtilmeli, 201 sayılı mera parseli kesinleşmemiş ise bu parsel hakkında açılan tüm davalar birleştirilmeli, kesinleşmiş ise davalı hale getirilmeli, davacı adına tespit edilen 52 parsel ile birlikte dava konusu parselleri dıştan çevreleyen tüm taşınmazların onaylı tutanak suretleri ile dayanağı olan belgeler getirtilmeli, taşınmazın bulunduğu yere ilişkin mera tahsis kaydı bulunup bulunmadığı araştırılmalı, varsa tahsis kaydı ve haritasının getirtilerek dosya ikmal edildikten sonra mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen komşu köylerden seçilecek bilirkişi ve aynı yöntemle bildirilecek tanıklar ile daha önce yapılan keşiflerde dinlenen mahalli bilir kişiler ve tanıklar ile teknik bilirkişiler huzuruyla keşif icra edilmelidir.Keşif sırasında varsa mera tahsis kaydı ve haritası uygulanarak kapsamı belirlenmeli, tahsis kaydı yoksa dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan dava edilen taşınmazın kamu orta malı niteliğinde mera olup olmadığı etraflıca sorulmalı, dava edilen yerlerin geçmişte kime ait olduğu, ne durumda bulunduğu, kimden nasıl intikal ettiği, kim tarafından ne zamandan beri ve ne suretle kullanıldığı etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsellerin tutanak ve dayanakları ile denetlenmeli, beyanlar arasındaki çelişki yüzleştirme yapılmak suretiyle giderilmeli, üç kişilik ziraat mühendisleri kurulundan dava edilen kısımların toprak yapısı ve niteliğini belirtir ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınarak dosyaya sunulan her iki ziraat bilirkişisi raporları arasındaki çelişki giderilmeli, tespite aykırı sonuca varıldığı takdirde tespit bilirkişileri tanık sıfatı ile dinlenip aykırılığın giderilmesine çalışılmalı, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Eksik inceleme ile yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz. Temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulu ile hükmün BOZULMASINA, 2.4.2007 gününde oy birliği ile karar verildi.
…