YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/1743
KARAR NO : 2007/1604
KARAR TARİHİ : 07.05.2007
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 1878, 1902 parsel sayılı 248 ve 988 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlardan, 1878 parsel sayılı taşınmaz irsen intikal, taksim, vergi kaydı ve kazandırıcı zaman aşımı zilyetliği nedeniyle … … adına tespit edilmiş iken 6.12.1984 tarihli şerh ile Havza-i Fehmiye hudutları içinde kalması nedeniyle tescil harici bırakılmıştır. Sonradan Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu edildiğinden tutanak ve ekleri Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmiş ise de, mahkemece 1878 parsel tutanak aslının bu taşınmaz ile ilgili dava bulunmaması nedeniyle Kadastro Müdürlüğü’ne gönderilmesi üzerine Kadastro Komisyonunca itiraz olarak değerlendirilerek ve itirazın kabulü ile 1878 parselin … adına tesciline karar verilmiştir. 1902 parsel ise tapu kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle … … adına tespit edilmiştir. Davacı … 1878 parsel hakkında komisyon kararına karşı satın alma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. 1902 parsel ile ilgili Asliye Hukuk Mahkemesinde tespitten önce davacı …’ın davalı … ve … aleyhine açtığı meni müdahale davası davaya konu olan parsel hakkında tutanak düzenlenmiş olması nedeniyle Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır. Kadastro Mahkemesinde çekişmeli parsel tutanakları ile dava dosyası birleştirilerek yapılan yargılama sonunda; davacı …’ın davasının kabulüne; teknik bilirkişi rapor ve krokisinde kırmızı ile taralı gösterilen 5.35 metrekarelik kısmın ifraz edilerek 1878 parsele eklenmesine, bu şekilde tapuya kayıt ve tesciline, 1902 parsel sayılı taşınmazın krokisinde gösterilen 982.65 metrekarelik kısmının 1902 parsel altında davalı … adına tesciline, 1902 parsel üzerinde bulunan evin … …’ye aidiyetinin beyanlar hanesinde gösterilmesine, 1902 parsel tutanağında bulunan şerhin tapunun beyanlar hanesine aynen yazılmasına, 5,35 metrekarelik kısım üzerinde bulunan merdivenin davalı … …’ye ait bulunduğunun 1878 parsel sayılı taşınmazın beyanlar hanesinde gösterilmesine, davacı …’nin 1878 parsel ile ilgili davasının süresinden sonra açıldığı anlaşıldığından Mahkemenin görevsizliğine, karar kesinleştiğinde talep halinde dosyanın görevli ve yetkili Çaycuma Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş; hüküm, davacı (davalı) … ve davalı (davacı) … ve … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece 1902 parselde kalan merdivenin olduğu yerin davacı …’a ait bulunduğundan 1902 parsel sayılı taşınmazın teknik bilirkişi rapor ve krokisinde kırmızı ile gösterilen 5.35 metrekarelik kısmın ifraz edilerek 1878 parsele eklenmesi suretiyle tapuya kayıt ve tesciline, 1902 parselin kalan kısmının davalı … adına tesciline, 1878 parselde …’nin davası yönünden süresinde itirazı bulunmadığından tutanaklar … yönünden kesinleştiği kabul edilerek talebi yönünden görev
araştırma, inceleme ve uygulama da hüküm için yeterli bulunmamaktadır. Davacı tespitten önce Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı müdahalenin men’i ve kal davasında hudutlarını belirttiği ve satın aldığı taşınmazının doğu hududuna davalıların ilave merdiven yapmak suretiyle müdahalede bulunduğu ve müdahalenin meni ile merdivenin kal’ini istemiş, davalı taraf ise taşınmazda davacının hakkı olmadığını kendisinin satın alıp merdiven yaptığını savunmuştur. Davacı …’ın davası görevsizlikle Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır. Her ne kadar mahkemece 1878 parselin tutanağı Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olmadığından bahisle Kadastro Müdürlüğüne iade edilmiş ise de, davacı …’ın tespitten önce açtığı men’i müdahale davasında dava dilekçesinin içeriğine göre hem 1878 hem de 1902 parselin bu davada dava konusu edildiğinin kabulü gerekir. Tespitten önce açılmış bir dava bulunduğuna göre dilekçe kapsamındaki taşınmazların tutanaklarının malik hanesinin açık bırakılması gerekir. Bu nedenle 1878 parselin Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olmadığından bahisle tutanak aslının iade edilmesi kararı doğru bulunmadığından bu parsel hakkındaki komisyon kararı da yok hükmündedir. Davaya rağmen tutanakların malikhanesinin doldurulması hiçbir hukuki sonuç meydana getirmez. Mahkemece 3402 sayılı Yasa‘nın 30/2. maddesi gereğince araştırma yapılması, ayrıca her bir parsel yönünden tarafların iddia ve savunmaları da incelenip değerlendirilerek bir hüküm kurulması gerekmektedir. Davacı …’ın talebi yönünden mahkemece sadece merdivenin olduğu kısmın kime ait olduğu araştırılmış, ancak taşınmazın merdiven dışında kalan diğer kısımlarında sınırının nereden geçtiği araştırılmamış ve taşınmazlar arasındaki ortak sınır tesbit edilmemiştir. O halde doğru sonuca varılabilmesi için; taraflar arasındaki uyuşmazlık ortak sınıra yönelik olduğundan, Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan men’i müdahale davasındaki iddia ve savunmalar değerlendirilip, yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız, yerel ve uzman bilirkişi “fen memuru” tarafların aynı yöntemle gösterecekleri tanıklar 1878 ve 1902 parsel sayılı taşınmazların tesbit tutanağı bilirkişileri hazır olduğu halde dava konusu taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, dava konusu 1878 parsele uygulanan vergi kaydı, 1902 parsele uygulanan tapu kaydı ve dayanağı haritası uygulanarak kapsamları belirlenmeli, taraflar arasındaki ortak sınırın neresi olduğu yolunda bilirkişi ve tanıklardan olaylara dayalı bilgi alınmalı, tespite dayanak yapılan kayıtlar uygulanmalı, böylece ortak sınırın neresi olduğu tespit edilmeli, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek 1878 ve 1902 sayılı parseller hakkında sicil oluşturacak şekilde karar verilmelidir. Ayrıca mahkemece 1878 parsel ile ilgili tespitten önce genel mahkemelerde açılan dava bulunduğu halde yanlış değerlendirme sonucu …’nin süresinde itirazı bulunmadığı kabul edilerek talebi hakkında görevsizlik kararı verilmesi isabetsiz olduğu gibi, Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan men’i müdahale davasındaki kal isteminin yenilik doğurucu niteliği nedeniyle Kadastro Mahkemesi görevinin dışında olduğunun gözetilmemesi de usul ve yasaya aykırı tarafların temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 7.5.2007 gününde oybirliğiyle karar verlidi.