YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/1768
KARAR NO : 2007/1533
KARAR TARİHİ : 02.05.2007
MAHKEMESİ : Karşıyaka İcra Mahkemesi
Gerçeğe aykırı beyanda bulunmak suçundan sanık …’ın 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 338/1. maddesi gereğince 1 ay hafif hapis cezasıyla cezalandırılmasına dair Karşıyaka İcra Mahkemesinin 17.10.2006 tarihli ve 2006/2498-3970 sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
Dosya kapsamına göre, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5358 sayılı Kanun’la değişik 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 338. maddesindeki yaptırım, hapis cezası olarak belirlenmiş ise de, aynı tarihte yürürlüğe giren 5252 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 5349 sayılı Kanunla değişik 7. maddesi 1. fıkrasında, “Kanunlarda hafif hapis veya hafif para cezası olarak öngörülen yaptırımlar idari para cezasına dönüştürülmüştür.” şeklinde bir düzenlemeye yer verilmiş olması karşısında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 7. maddesi nazara alındığında, 5252 sayılı Kanun’un 7. maddesi 1. fıkrasındaki hükmün sanık lehine olduğu cihetle, sanık hakkında idari para cezasına hükmedilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemekle kararın 5271 sayılı CMK’nun 309. maddesi uyarınca bozulması lüzumu, Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün 30.03.2007 gün ve 17601 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay C.Başsavcılığının 16.04.2007 gün ve 2007/68081 sayılı tebliğnamesiyle istenilmiş olmakla,
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Dosya kapsamına göre; her ne kadar tebliğname ile sanık hakkında mahkemece idari para cezasına hükmedilmesi gerekirken, 1 ay hafif hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmesinin isabetsizliği nedeniyle bozma talebinde bulunulmuş ise de, dosyada öncelikle yargılanabilme koşulu olarak belirlenen, hakim tarafından re’sen ve taraflarca yargılamanın her aşamasında öne sürülebilecek, İİK’nun 347. maddesinde hak düşürücü süre olarak düzenlenen üç aylık ve her halde bir yıllık şikayet süresi geçmiştir. Bu davanın esasına yönelik bir konu olması nedeniyle tebliğname ile bağlı kalınmamış, talep edilen hususu
tartışmakta da hukuki yarar görülmemiştir. Karşıyaka 3. İcra Müdürlüğünün 2005/62 esas sayılı dosyası ile takip nedeniyle ödeme emrinin 18.1.2005 tarihinde borçlu sanığa tebliği üzerine 27.1.2005 tarihinde mal beyanında bulunmasıyla suçun doluşmasına karşın müştekinin 02.05.2006 tarihinde şikayette bulunduğu anlaşılmıştır.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 5358 sayılı Kanun’la değişik 347. maddesinde şikayet hakkının fiilin öğrenildiği tarihten itibaren üç ay ve her halde fiilin işlendiği tarihten itibaren bir yıl geçmekle düşeceğinin öngörülmüş olması karşısında, suçun işlendiği tarih ile şikayet tarihi arasında bir yıllık sürenin geçmiş olduğu gözetilmeden İİK’nun 347. maddesi uyarınca şikayet hakkının düşürülmesi yerine sanık hakkında mahkumiyet kararı verilmesi isabetsizdir.
Yargıtay C.Başsavcılığınca düzenlenen tebliğname değişik gerekçe ile yerinde görülmekle, Karşıyaka İcra Mahkemesinin 17.10.2006 tarihli ve 2006/2498-3970 sayılı kararının BOZULMASINA,
Bozma üzerine 5271 sayılı CMY’nın 309/4-d maddesi gereğince yeninden uygulama yapılması gerektiğinden,
Müştekinin borçlu sanık … hakkındaki şikayet hakkının 5358 sayılı Kanun’la değişik 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 347. maddesi uyarınca DÜŞÜRÜLMESİNE, hükümlü hakkındaki cezanın çektirilmemesine, dosyanın Yargıtay C.Başsavcılığına TEVDİİNE, 2.5.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.