YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/1914
KARAR NO : 2007/1912
KARAR TARİHİ : 22.05.2007
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 119 ada 7 parsel sayılı 10150,64 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ham toprak vasfında olması nedeniyle davalı Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı …, yasal süresi içinde irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine ve çekişmeli parselin tespit gibi tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı … tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece verilen süre içerisinde davacı tarafın keşif avansını yatırmadığı, bu nedenle keşif deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de; değerlendirme dosya kapsamına uygun düşmemektedir. 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 36.maddesinin mahkemece verilen süreye riayet etmeyen taraf aleyhine uygulanabilmesi için ara kararında hakim, katip, mübaşir, yerel bilirkişi adayı, tanık, teknik bilirkişiye verilecek ücretler ile vasıta parasının, yapılacak tebligatlarla ilgili masrafların kalemler halinde gösterilip bu ücretlerin temini ve yatırılması için ilgiliye makul bir süre tanınmalı, ilgiliye tanınacak süre ile keşif günü arasında da bilirkişi adayları ve tanıklara davetiye tebliğ edilip, arazi başında hazır olmalarının bildirilebilmesi için yine uygun bir sürenin bulunmasına azami özen gösterilmesi gerekmektedir. Mahkemece masrafın yatırılması ve davacı vekili ile bilirkişi adayı ve tanıklara çıkarılacak davetiyeler için ayrıca süre verilmediği görülmektedir. Bu ara kararına dayanılarak davacının keşif delilinden vazgeçmiş sayılmasına karar verilemez. Süreler tayin edilirken Tebligat Tüzüğünün 12.maddesinin mutlaka göz önünde bulundurulması gerekir. Tüzüğün anılan maddesine göre “Tüzüğün 8.maddesinde sayılan vasıtalarla yapılanlar dışındaki her nevi tebliğ evrakı ve davetiyelerin alakalılara ulaşması ve alakalıların tebliğin veya davetiyelerin icaplarını yerine getirebilmesi için bu evrakı çıkaran mercii tarafından tayin edilecek müddetin hesabında evrakın gönderileceği mahallin yakınlık veya uzaklığı, mevsimin yaz veya kış olması, nakil vasıtalarının durumu gibi hususlar nazara alınır. Bu suretle tayin edilecek müddet, tebliği çıkaran merciin bulunduğu köy veya belediye hududu dahilinde tebligat yapılacaksa üç günden, köyde veya aynı vilayetin diğer bir kazasında tebligat yapılacaksa 15 günden, diğer bir vilayet içinde tebligat yapılacaksa bir aydan az olamaz” hükmü yer almış bulunmaktadır. Mahkemece öncelikle dosya keşfe hazır hale getirilmeli, ondan sonra keşif için usulüne uygun ara kararı oluşturularak yargılama yürütülmelidir. Bu nedenlerle temyiz itirazları yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 22.5.2007 gününde oy birliği ile karar verildi.