YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/2127
KARAR NO : 2007/2042
KARAR TARİHİ : 31.05.2007
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 222 parsel sayılı 489.300 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz irsen intikal, hisse bağışı, tapu kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle hisseleri oranında Vezir Ayaz ve müşterekleri adına tespit edilmiştir. İtirazı Kadastro Komisyonunca reddedilen davacı Hazine temsilcisi, davalılar yararına edinme şartlarının oluşmadığı iddiasına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda; çekişmeli parselin tespitteki hisseleri oranında davalılar adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece; kadastrodan önce yapılmış toprak tevzi çalışmaları sırasında dava konusu taşınmazın mera olarak belirtildikten sonra Toprak İşleri Genel Müdürlüğünün talimatı ile bu kararın iptal edilerek taşınmazın tapu kaydı maliklerine bırakıldığı, bu işlemlere ilişkin haritanın davacı Hazineyi bağlayacağı; 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 20/A maddesi uyarınca dayanak tapu kaydı kapsamının bu haritaya göre belirlenmesi gerektiği; dayanak tapu kaydı dört sınırı itibariyle taşınmazı çevrelemese de mevki ve kısmen üç sınırı itibariyle taşınmaza uyduğu; uzman ziraatçı bilirkişi tarafından taşınmazın ikinci sınıf tarım arazisi olduğunun bildirildiği gerekçeleriyle davacı Hazine davasının reddi ile çekişmeli taşınmazın tespitteki hisseleri oranında tespit malikleri adına tesciline şeklinde hüküm kurulmuş ise de, mahkemece yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Kararın gerekçesinde açıklandığı gibi, Toprak Tevzi Komisyonunun önce mera olarak belirttiği taşınmazı, Toprak İşleri Genel Müdürlüğünün talimatı ile sonradan, tapu kaydının sabit sınırlı olduğunu kabul ederek tapu kayıt maliklerine bırakması işleminin Hazine yönünden bir bağlayıcılığı olmadığı gibi, tespitin ve davalılar dayanağı olan tapu kaydının, taşınmaza bitişik olmadığı bildirilen “tarik”, “karye” ve “avreş(avriş)” sınırları itibariyle sabit sınırlı olduğu kabul edilemez. R.Evvel 288 tarih (D:9-v:33) sayılı tesis kaydında “… bin Hamo Hacı Mahmud” adına kayıtlı tapunun Temmuz 335 tarih 7 sayılı tapuda “… oğulları … ve …” adlarına tedavülden sonra 10.6.1958 tarih (11) ve 12.2.1960 tarih (43) sayılı tapularda diğer malikler adlarına tedavül gördüğü; tesisinde “(6) Kili Amedi” olan miktarının tedavüllerinde “100 dönüm” ve “92785 metrekare” miktarında olduğu anlaşılmaktadır. Ayrıca, 489.300 metrekare yüzölçümüyle tespiti yapılmış taşınmazın niteliğini belirlemek üzere alınan ziraatçi bilirkişi raporu da hüküm için yeterli
…/.
bulunmamaktadır. Ziraatçi bilirkişi raporunda taşınmazın “büyük kısmı” olarak belirttiği kısmının %1-3 eğimli olduğunu bildirmiş, farklı eğim ve toprak yapısında olabilecek taşınmazın farklı bölümleri için ayrımlı ve ayrıntılı rapor düzenlenmemiştir. Eksik ve yetersiz araştırma, inceleme ve uygulama ile hüküm kurulamaz.
Doğru sonuca ulaşılabilmesi için; tespitin ve davalıların dayanağını oluşturan tapu kaydının tesisinde “(6) kili Amedi” olan miktarının taşınmazın bulunduğu yörede kaç metrekareye karşılık geldiği, bu yönde alınmış bir idari merci kararı olup olmadığı ilgili merciinden sorulup saptandıktan sonra; mahallinde usulen belirlenecek mahalli bilirkişiler ile usulen bildirilecek taraf tanıkları, uzman ziraatçi bilirkişi kurulu ve uzman fen bilirkişi hazır olduğu halde keşif yapılmalıdır. Yapılacak bu keşifte, tespitin ve davalıların dayanağını oluşturan tapu kaydı usulen mahalline uygulanmalı, tapu kaydının gayri sabit sınırlı olması ve sınırlarının taşınmaza bitişik olmadığının bildirilmesi karşısında, güney ve batı sınırında okuyan “karye” sınırları nedeniyle bu yönlerden kesinleşmiş bitişik komşu taşınmazların sınırlarından itibaren tapuya miktarınca kapsam tayin edilmelidir. Miktar fazlası kalan bölüm üzerindeki davalıların zilyetliğinin ne zaman başladığı, kimden intikal ettiği, edinmeye yeterli süreye ulaşıp ulaşmadığı, ekonomik amaca uygun sürdürülüp sürdürülmediği gibi hususlar mahalli bilirkişi ve tanıklardan sorulup saptanmalıdır. Keşfe katılacak uzman ziraatçi bilirkişi kurulundan taşınmazın miktar fazlası bölümlerinin niteliğini belirlemeye, uzman fen bilirkişisinden keşfi izlemeye, dinlenecek bilirkişi ve tanık beyanlarını denetlemeye olanak verir rapor alınmalıdır. Çekişmeli taşınmaza ait tutanağın 12.7.1970 tarihinde ve 766 sayılı Tapulama Kanunu’nun yürürlükte olduğu dönemde düzenlenmiş olması nedeniyle, tespit tarihinde yürürlükte bulunan mevzuata göre her bir müşterek malikin kayıt ve belgesiz olarak zilyetlikle edinebileceği taşınmaz miktarı da gözetilmelidir. Ayrıca; dosyadaki bilgi ve belgelere göre, aynı çalışma alanında davacı Hazine ile davalılar arasında komşu 225, 245 ve 269 parsel sayılı taşınmazların dava konusu olduğu derdest davaların bulunduğu; bu davalarda dayanılan tapu kayıtlarının bazı taşınmazlara miktarlarından az, bazı taşınmazlara ise miktarlarından çok revizyon gördükleri ve dayanak tapuların sınırlarının birbirlerinin içinde gösterildiği anlaşılmaktadır. Tapu kayıtları kapsamlarının sağlıklı bir şekilde saptanabilmesi, sınırlarının belirlenebilmesi, davalıların belgesizden zilyetlikle edinebilecekleri taşınmaz miktarının saptanabilmesi için aynı taraflar arasında benzer nedenlerle açılmış davaların birleştirilmesi hususu da düşünülmelidir. Açıklandığı şekilde araştırma, inceleme ve uygulama yapılıp tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır. Davacı Hazine temsilcisinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 31.5.2007 gününde oy birliği ile karar verildi.