YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/2243
KARAR NO : 2007/2162
KARAR TARİHİ : 05.06.2007
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında genel kadastro ile oluşan tapunun, tapu kaydına dayanarak açılan iptali davası sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca duruşmalı olarak incelenmesi istenilmekle; duruşma için belli edilen gün ve saatte temyiz eden … ve arkadaşları vekili Avukat … ile aleyhine temyiz istenilen Hazine vekili Avukat … geldiler. Gelenlerin yüzlerine karşı duruşmaya başlandı. Tarafların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmanın bittiği bildirildi. Süresi içinde inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu. GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sonucu 94 parsel sayılı 156.875 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz Maliye Hazinesi adına tescil edilmiş daha sonra ifraz görerek en son 223, 224, 225, 226, 227, 228, 229 ve 230 parsel numaralarını almıştır. Davacılar vekili, tapu kaydına, zilyetliğe ve kadastrodan sonra nizalı taşınmazların miktarının idari yoldan usulsüz bir şekilde artırıldığına dayanarak tapu iptal ve tescil istemiyle dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda; 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 12/3. maddesinde yazılı 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçmiş bulunduğundan bahisle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece kadastro tutanağının 24.07.1987 tarihinde kesinleştiği ve tutanakların kesinleştiği tarih ile dava tarihi arasında 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 12/3. maddesinde yazılı 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğinden bahisle davanın reddine karar verilmiş ise de yapılan değerlendirme ve varılan sonuç dosya kapsamına uygun değildir. Davacılar, dava dilekçelerinde hem kadastro sırasında 94 parsel numarası ile tesbit gören taşınmaza hem de 94 parselin tapuya tescilinden sonra miktarında yapılan artışa karşı dava açmışlardır. Kadastrodan sonraki nedenlerle açılan davalarda 3402 sayılı Yasa’nın 12/3. maddesinin uygulama yeri bulunmamaktadır. Diğer taraftan Dairemizin 05.12.2006 tarih ve 5521–7745 sayılı geri çevirme kararı üzerine dosya içine celbedilen belgelerden dava konusu 94 parsele ilişkin Kadastro Komisyonu kararına karşı yasal süresi içinde Kadastro Mahkemesinde dava açıldığı ve açılan davanın halen derdest bulunduğu anlaşılmaktadır. Kadastro Mahkemesinde davalı bulunan parselin kadastro tesbitinin kesinleştirilerek tapuya tescili hukukça bir değer taşımamaktadır. Tutanak henüz kesinleşmediğine göre 94 parsel tesbitine karşı açılan davada Asliye Hukuk Mahkemesi görevli değildir. Görev, kamu düzenine ilişkin olup mahkemece re’sen gözetilmesi gerekir. Hal böyle olunca, 94 parsel tesbitine ilişkin açılan dava yönünden mahkemenin görevsizliğine, dosyanın görevli Kadastro Mahkemesine gönderilmesine,
tapu siciline davalı olduğuna dair şerh verilmesine karar verilmesi ve kadastro tesbitinden sonra tapuda taşınmazın miktarının artırılmasına ilişkin iddia hususunda deliller toplandıktan sonra bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmiş olması isabetsizdir. Temyiz itirazlarının bu nedenlerle kabulü ile hükmün BOZULMASINA, Yargıtay duruşması için belirlenen 500.00 YTL. vekalet ücretinin davalı taraftan alınarak duruşmada kendisini vekil ile temsil ettiren davacılara verilmesine, 5.6.2007 gününde oy birliği ile karar verildi.