Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2007/232 E. 2007/320 K. 12.02.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/232
KARAR NO : 2007/320
KARAR TARİHİ : 12.02.2007

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro çalışmaları sırasında 129 ada 12 parsel sayılı 3981.25 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle 1/2’şer paylı olarak davalılar adına tespit edilmiştir. Davacı, taşınmazın 2/3 payının kendisi ve kardeşleri adına, 1/3 payının İsmail Yıldız’a ait olduğuna dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne ve çekişmeli parselin fen bilirkişisi raporunda (A) harfi ile gösterilen 2035.10 metrekarelik bölümünün tamamı 120 paydan payları belirtilmek suretiyle davacı ve müşterekleri adına, geri kalan 1946.15 metrekarelik bölümün tespit gibi tesciline karar verilmiş; hüküm, davalılardan … tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemenin 23.08.2006 tarihli kısa kararında “gerekçesi ekli kararda açıklanacağı üzere davacının davasının kısmen kabulüne” karar verildiği halde, gerekçeli kararın hüküm fıkrasında “davacının davasının kabulüne” ibaresi kullanılıp bundan sonra da taşınmaz bölümlere ayrılıp (A) bölümünün davacılar adına, (B) bölümünün tespit gibi tesciline karar verilerek hem kısa kararla gerekçeli kararın hüküm fıkraları arasında, hemde gerekçeli kararın hüküm fıkrasının kendi içinde çelişki yaratıldığı anlaşılmaktadır. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 388.maddesi gereğince hüküm fıkrasında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında tereddüte yer vermeyecek şekilde gösterilmesi, kısa kararla gerekçeli kararın hüküm fıkralarının aynı olması gerekir. Kısa kararla gerekçeli kararın birbirine aykırı olması yargılamanın aleniliği ilkesine aykırı ve mahkemelere olan güveni sarsıcı niteliktedir. Temyiz itirazlarının bu nedenle kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer hususların incelenmesine yer olmadığına, 12.2.2007 gününde oy birliği ile karar verildi.