Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2007/2533 E. 2007/2452 K. 25.06.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/2533
KARAR NO : 2007/2452
KARAR TARİHİ : 25.06.2007

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 147 ada 291 parsel sayılı 4703.46 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı adına tespit edilmiştir. Davacı, yasal süresi içinde kendisine ait 147 ada 346 parsel ile davalı adına tespit edilen taşınmazın bir bütün halinde babalarına ait iken onun taksimi ile ikiye bölündüğünü, ancak, kadastro tespiti sırasında ise bu taksime aykırı olarak davalı adına fazla yer tespit edildiğinden davalı parselinin bir bölümünün adına tespiti gerektiği iddiasına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece davalı adına tespit edilen 147 ada 291 parsel ile davacı adına tespit edilen 147 ada 346 parsel arasındaki sınırın tarafların babası … ’in kadastro çalışmaları sırasında gösterdiği şekilde tespit edildiği, … ’in şu andaki iradesi farklı olsa bile tarlaları yaklaşık 15 yıl önce taksim ettiği, 3402 sayılı Yasa’nın 14. maddesi gereğince babasının eklemeli zilyetliği ile beraber davalı lehine amacına uygun ve malik sıfatıyla zilyetlik süresinin dolduğundan bahisle davanın reddine dair yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de bu kabul dosya kapsamına uygun bulunmamaktadır. Her iki taşınmazın öncesinde bir bütün olarak … ’e ait olduğu, onun 10-15 yıl önce paylaştırması ile davacı ve davalıya intikal ettiği hususunda taraflar arasında ihtilaf bulunmamaktadır. Mahkemenin kabulü de bu yöndedir. Taraflar arasındaki ihtilaf … ’in taraflara verdiği taşınmazlar arasındaki ortak sınırın tespitine yöneliktir. Taşınmazları paylaştıran ve tarafların babası olan … keşifte ve 17.10.2006 tarihli celsede tanık olarak dinlenmiş, beyanında pınardan aşağısını davacıya, yukarısını ise davalıya verdiğini, niye yanlış yazıldığını bilmediğini beyan etmiştir. Kadastro bilirkişisi …, kadastro çalışması sırasında taşınmaz başında olmadığını, … ’nin görevli olduğunu beyan etmiş, diğer tespit bilirkişileri ise dinlenmemiştir. Tutanak bilirkişisi olmayan … Mahkemece re’sen alınan beyanında davacı ve davalının babası … ’in kadastrocuların yanında olduğunu, sınırları onun gösterdiğini bildirmiştir. Ancak babalarının gösterdiği sınırın neresi olduğu hakkında beyanı alınmamıştır. Mahkemece yetersiz inceleme, araştırma ve uygulama ile tarafların babasının gerçek iradesinin kadastro sırasında ölçülen sınırlar olduğunun kabul edilmesi isabetsiz bulunduğu gibi, Kadastro Hakiminin taşınmaz hakkında doğru, düzenli ve uygulanabilir sicil oluşturmakla yükümlü bulunduğu düşünülmeksizin sadece davanın reddine dair hüküm kurulmuş olması da isabetsiz bulunmaktadır. Bu nedenle tarafların babası … ’in gerçek iradesi, mahallinde yeniden yapılacak keşifle belirlenmeli, özellikle beyanlarında bahsettiği pınar yeri ile taksimen taraflara verdiği taşınmazlar teknik bilirkişiye işaret ettirilmeli, teknik bilirkişiden keşfi izlemeye elverişli rapor alınmalı, dinlenmeyen kadastro bilirkişilerinin tanık sıfatıyla beyanlarına başvurulmalı, gerektiğinde bozmadan önceki keşifte dinlenilen bilirkişi ve tanık beyanları arasındaki çelişkilerin giderilmesine çalışılmalı, tüm deliller birlikte değerlendirilerek tarafların babasının gerçek iradesine göre taşınmazlar arasındaki sınır belirlenmelidir. Temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 25.6.2007 gününde oy birliği ile karar verildi.