YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/2759
KARAR NO : 2007/2656
KARAR TARİHİ : 05.07.2007
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasında kadastro tesbitinden … dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında temyize konu 118 parsel 1.197.50,119 parsel 1.445, 369 parsel 1.613, 401 parsel 315 metrekare, 402 parsel 3.655, 403 parsel 1.320, 405 parsel 1.555, 406 parsel 1.743, 407 parsel 745, 408 parsel 715 metrekare, 610 parsel 2.385 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlardan, 118, 119, 369 ve 401 parseller tapu kaydı nedeni ile, 402, 403, 405, 406, 407, 408 ve 610 parseller, vergi kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeni ile davalılar adına tesbit edilmiştir. İtirazı Kadastro Komisyonunda reddedilen davacılar … ile … … ve …, irsen intikal ve tapu kaydına dayanarak dava açmışlardır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda 369 parsele ilişkin davanın ayrılarak mahkemenin … esasına kaydedilmesine, 118 (1511 ada 1 parsel ) yönünden açılan davanın kabulüne davacılar adına miras hisseleri oranında tespit ile tesciline, 402 ( bölünme ile 1826 ada 1 parsel ve 1829 ada 4 parsel ) ve 408 sayılı parseller yönünden davanın kabulüne, 119 parsel (1511 ada 12 parsel) yönünden açılan davanın kısmen kabulü ile 1/4 hissesinin davacılar adına miras hisseleri oranında, 3/4 hisselerinin davalı … … mirasçıları ve … … adına, 407 parselin … … mirasçıları adına, 401 parsel yönünden davanın kısmen feragat kısmen de sübuta ermemesi nedeniyle tespit ve tesciline, 403 parsel yönünden davanın tespit ile tesciline, 405 sayılı parsel yönünden açılan davanın kısmen kabulü ile bölünerek 1724 ada 3 parselin kısmen Saika … adına, aynı ada 7 parselin davacılar adına mirasçıları adına tespit ile tesciline, 406 sayılı parsel yönünden davanın kısmen kabulüne, oluşan 1824 ada 8 parselin Memnune adına, kadastro sırasında, dava konusu taşınmazların bir kısmı tapu kaydı, vergi kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeni ile davalılar adına, bir kısmı davacılar ile davalılar adına hisseli olarak tespit edilmiştir. İtirazı Kadastro Komisyonunda reddedilen davacı … ile … … ve …, irsen intikal ve tapu kaydına dayanarak dava açmışlardır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda, bir kısım parseller yönünden davanın kabulüne, bir kısım parseller yönünden reddine karar verilmiş, bir kısım parseller yönünden ise red ya da kabul kararı verilmemiş, hüküm, davalılardan … … ve arkadaşları vekili ile … … ve arkadaşları vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 388. maddesi gereğince kararın hüküm fıkrasında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin istek sonuçlarından her biri hakkında taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında tereddüte yer vermeyecek şekilde gösterilmesi, kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişkiye
düşülmeksizin hükmün karıştırılmaması gerekir. Yine, kadastro hakimi doğru, gerçeğe uygun, uygulanabilir ve hükmün infazı sırasında tereddüt oluşturmayacak şekilde karar vermek zorunda olup sicil oluşturulurken taşınmazın tamamının veya bir bölümünün kim veya kimler adına hangi hisseler oranında ve hangi miktarla tescil edileceğinin kararın hüküm fıkrasında açıkça belirtilmesi gerekir. Kısa kararda 403 ve 407 parselle ilgili olarak davanın kabulü yada reddi hususunda bir hüküm bulunmadığı halde, gerekçeli kararda 403 parsele ilişkin davanın reddine, 407 parselde ise davacı ve tesbit maliki olmayan kişi mirasçıları adına “tesbit ve tescile” karar verilmek suretiyle hüküm karıştırılmıştır. Yine, kısa kararda kimlerin davasının hangi oranda kabul ve reddedildiği açık bir şekilde belirtilmemiş, hangi parselin hangi miktarla ve hangi hisselerle tescil edileceği … … açıklanmamıştır. Mahkemece tesbit günündeki hukuki duruma göre ihtilafları çözmek gerektiği ve sonradan yapılan imar uygulaması sonuca etkili olmadığı halde imar sonucu oluşan parsel numaralarından bahisle hüküm kurulmaya çalışılması da doğru olmadığı gibi 405 parselden imar uygulaması sonucu ayrılan 1724 ada 3 parselin “kısmen” tesciline karar vermek suretiyle infazda tereddüt oluşturacak şekilde hüküm kurulması da doğru değildir. Öte yandan kararın gerekçe bölümünde hüküm fıkrasında sözü edilen kararların hangi kabullere ve gerekçelere dayanılarak verildiğinin açıkca anlatılmaması da usule aykırıdır. Sair yönler incelenmeksizin temyiz itirazlarının bu nedenlerle kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 05.07.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.